Eskişehir Büyükşehir’de Yönetim Krizi: Miras mı, İrade Eksikliği mi? - Eskişehir Haber

Özgür TIKIZ

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ

Eskişehir Büyükşehir’de Yönetim Krizi: Miras mı, İrade Eksikliği mi?

Eskişehir Büyükşehir’de Yönetim Krizi: Miras mı, İrade Eksikliği mi?
Yayınlama: 5 Mayıs 2026 Salı - 103
A+
A-

Eskişehir’de yerel yönetim tartışmaları son dönemde alışılmışın ötesine geçmiş durumda. Şikâyetler artık münferit değil; neredeyse her birimden yükselen, birbirini tamamlayan bir tabloya dönüşmüş görünüyor. ESKİ’den Estram’a, bakım-onarım birimlerinden idari kadrolara kadar uzanan geniş bir alanda dile getirilen sorunlar, “yönetim zaafı” iddialarını güçlendiriyor.

Bu noktada asıl mesele, tek tek iddiaların doğruluğundan ziyade, oluşan genel algıdır. Çünkü yerel yönetimlerde algı, en az hizmet kadar belirleyicidir. Ve bugün Eskişehir’de oluşan algı şu: Belediye yönetimi sahaya hâkim değil, kurum içi denge bozulmuş, çalışan memnuniyetsizliği artmış.

Özellikle son dönemde dillendirilen mobbing iddiaları bu algıyı daha da derinleştiriyor. EYT kapsamında emekliliği gelen personele önce “ihtiyaç var” denilip, ardından “emekli olun ya da işten çıkarılırsınız” şeklinde baskı yapıldığı yönündeki söylemler, sadece bir çalışma hayatı sorunu değil; aynı zamanda yönetim anlayışının da sorgulanmasına neden oluyor. 1 Mayıs’ta verilen emek ve işçi vurgulu mesajların hemen ardından bu tür iddiaların gündeme gelmesi ise ciddi bir çelişki olarak görülüyor.

Bir diğer önemli başlık ise siyasi miras ve onun yönetimi. Uzun yıllar boyunca Eskişehir’de yerel siyasetin belirleyici figürü olan Yılmaz Büyükerşen’in ardından gelen süreç, aslında başlı başına bir sınav niteliğinde. CHP’nin, Büyükerşen’i doğrudan karşısına almamak adına onun işaret ettiği isimle yola devam etmesi anlaşılabilir bir siyasi stratejiydi. Ancak bu stratejinin sürdürülebilirliği, yeni yönetimin kendi iradesini ne ölçüde ortaya koyabildiğiyle doğrudan ilişkili.

Ayşe Ünlüce’nin adaylık ve sonrasındaki yönetim süreci de bu bağlamda tartışılıyor. “Düne güven” sloganıyla girilen seçimlerin ardından bugün gelinen noktada, geçmişe yaslanan bir yönetim anlayışının yeterli olup olmadığı sorgulanıyor. Çünkü yerel yönetimler, sadece devralınan sistemi sürdürmekle değil, gerektiğinde o sistemi dönüştürmekle de sorumludur.

Tam da burada, bir CHP üyesinin yaptığı yorum dikkat çekici:

“Evet bir CHP üyesi olarak Eskişehir’de CHP’li Büyükşehir Belediyesi yönetilemiyor. Çünkü Ayşe Ünlüce gezmekten belediye içinde ne olup bittiğinin farkında değil. Ben bugün başkan seçilmiş olsam benden önceki başkanın tüm ekibini değiştiririm…”

Bu yorum, sadece bir bireysel eleştiri değil; parti tabanında oluşan rahatsızlığın da bir yansıması. Özellikle “kim aday olursa olsun seçilirdi” düşüncesi, aslında Büyükerşen sonrası dönemin en kritik kırılma noktası. Eğer bir şehirde seçim sonuçları kişiden bağımsız, tamamen bir ismin gölgesinde şekilleniyorsa; o gölgeden çıkamayan her yönetim zamanla sorgulanmaya başlar.

Bugün Eskişehir’de yaşanan tam olarak bu olabilir. Kurum içi sorunlar, iddialar, şikâyetler… Hepsi bir yana; asıl soru şu: Yeni yönetim gerçekten kendi yönetimi mi, yoksa geçmişin devamı mı?

Geçmişte Anadolu Üniversitesi’nde yaşanan tartışmalar, vakıf süreçleri ve yönetim krizleri nasıl ki dönemin yöneticilerine fatura edilmişse, bugün belediyede yaşananların da benzer bir sürece evrilmesi ihtimal dahilinde. Tarih birebir tekerrür etmese de, benzer koşullarda benzer sonuçlar üretme eğilimindedir.

Sonuç olarak Eskişehir’de mesele sadece hizmet eksikliği ya da idari aksaklık değil. Mesele, yönetim iradesinin ne kadar güçlü olduğu. Eğer bir belediyede her birimden ayrı ayrı sorun sesleri yükseliyorsa, bu artık bireysel hataların değil, sistemsel bir problemin göstergesidir.

Ve sistemsel problemler, görmezden gelinerek değil; yüzleşilerek çözülür. Aksi halde bugün konuşulanlar yarın daha yüksek sesle konuşulmaya devam eder.





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024