Çevre Yolunu Evirip Çevirip Konuşmaya Devam - Eskişehir Haber

Özgür TIKIZ

Özgür TIKIZ
Özgür TIKIZ

Çevre Yolunu Evirip Çevirip Konuşmaya Devam

Çevre Yolunu Evirip Çevirip Konuşmaya Devam
Yayınlama: 22 Şubat 2026 Pazar - 78
A+
A-

Eskişehir’in malum; yıllardır konuşulan, kimi zaman kabul edilen, kimi zaman ise ısrarla görmezden gelinen pek çok sorunu var. Bu sorunların içinde belki de en yakıcı olanı, her gün hayatı doğrudan etkileyen, insanın sabrını sınayan trafik meselesi.

İmar problemleri, kentsel dönüşümün yavaşlığı, altyapı eksiklikleri, bozuk yollar ve kaldırımlar… Bunların hepsi aslında vatandaşın her gün yürüdüğü sokakta birebir yaşadığı gerçekler. Ancak ne zaman bu sorunlar dile getirilse, sorumlular tarafından “algı” denilerek geçiştiriliyor. Sorunun kendisi değil, konuşulması rahatsız ediyor. İşte bu anlayış yüzünden de Eskişehir’in kronik problemleri yıllardır çözülmeden olduğu yerde duruyor.

Rakamlar da gerçeği gizleyemiyor. 2025 yılı verilerine göre Eskişehir trafiğine her ay ortalama 2 binin üzerinde araç katıldı. 2026’nın ilk ayında bu sayı bir miktar düşse de yine 1300’lerin üzerinde. Araç sayısı artıyor, şehir büyüyor; ama çözüm üretme konusunda aynı kararlılığı görmek zor.

“26 plaka” üzerinden 2026 yılını “Eskişehir yılı” ilan eden yerel yöneticiler, büyük hedeflerden söz etti. Ancak geçen iki aylık süreçte gördüğümüz şey; reklamdan, tanıtımdan ve söylemden ibaret. Ortada henüz somut bir icraat yok.

Seçim öncesi, önceki yönetimi eleştirerek 70’in üzerinde proje vaat eden yönetim, bugün bu vaatlerin çok azına dokunabilmiş durumda. Ardından halktan proje toplama süreciyle yeni başlıklar açıldı, “26 proje” söylemi ortaya atıldı. Ancak bu başlıkların çoğu da beklentileri karşılamaktan uzak, küçük dokunuşlar olarak kaldı. Şimdi de yeni bir söylem: “2026 vizyonu.”

Ama yine ortada elle tutulur bir gelişme yok. Akarbaşı’nda yapılan ve “trafik rahatlatıyor” denilen 40 araçlık otopark dışında, ciddi bir adım görmek zor. Öte yandan sadece bir ayda 1000’in üzerinde aracın eklendiği bir şehirde, 600 araçlık otopark kapasitesi planlamak, sorunun büyüklüğü karşısında oldukça yetersiz kalıyor.


Aslında trafik tartışmasının merkezinde yıllardır aynı konu dönüp duruyor: çevre yolu.

Seçim vaatleri arasında en çok dikkat çeken başlıklardan biri olan “Kuşak Yol Projesi” ise aradan geçen zamana rağmen neredeyse hiç konuşulmadı. Onun yerine yollar daraltıldı, kaldırımlar boyanarak bisiklet yolları oluşturuldu. Beklentiler yükseltildi ama sonuç yine sınırlı kaldı.

Bu noktada çevre yolu meselesi, her sıkışıldığında gündeme getirilen bir başlık haline geldi.

Oysa mevcut yolun durumu da biliniyor. Yıllar önce bir televizyon programında dönemin milletvekili tarafından ifade edildiği üzere, şehir içinde kalan bu yolun yerel yönetime devri gündeme gelmiş, ancak bu gerçekleşmemişti. Sonuç olarak yol, bugün hâlâ şehrin ortasında yer almaya devam ediyor.

Günlük kullanımda ise tablo net: Olağanüstü bir durum yoksa, bu yol akıcı. Şehir içi trafiğinden kaçmak isteyenler için önemli bir alternatif. Örneğin Emek’ten Alpu kavşağına çıkan biri, Batıkent ya da Aşağısöğütönü’ne 15–20 dakika içinde ulaşabiliyor.

Asıl sorun, herkesin bildiği gibi mesai başlangıç ve bitiş saatleri.

Bu da aslında şehir planlamasının en temel sorununu gösteriyor: yaşam batıda, iş doğuda. Sabah doğuya doğru, akşam batıya doğru akan bir trafik yükü var. Bu dengesizlik çözülmeden, sadece yeni bir çevre yolu yapılması sorunu kökten çözmeyecek. En fazla şehirlerarası transit geçiş rahatlar; ama işe giden, evine dönen yine aynı yolu kullanmaya devam eder.


Bugün gelinen noktada araç sayısı 400 bine dayanmış durumda. Buna karşılık yeni yollar, alternatif güzergâhlar, yeterli otopark alanları oluşturulmamış. Toplu ulaşım ise teşvik edilmek yerine adeta zorlaştırılmış.

Pik saatlerde tramvaylar ve otobüsler dolu, yollar araçlarla tıkanmış durumda. Peki özel araç kullanımını azalttığınızda, mevcut toplu ulaşım sistemi bu yükü kaldırabilecek mi? Bu sorunun net bir cevabı da yok.

Oysa yıllar önce TOKİ tarafından devri yapılan Sultandere bölgesi doğru planlansaydı, ticari alanlarla bağlantıları kurulabilseydi, bugün trafik yükü daha dengeli dağılabilirdi. Hâlâ bölgede binlerce konut alanı atıl durumda bekliyor.

Çevre yoluna alternatif olacak yollar ise yıllardır yapılmayı bekliyor. Ancak bu alanların büyük kısmı “botanik şerit” ilan edilmiş. Ne var ki bu şeritlerde ne ciddi bir peyzaj var, ne de planlı bir kullanım. Üstelik bu alanlarda faaliyet gösteren işletmeler de belirsizlik içinde, yatırım yapamadan ayakta kalmaya çalışıyor.


Daha dikkat çekici olan ise şu: Geçmişte planlanan bazı çevre yolu bağlantılarına olumsuz görüş bildirenler, bugün aynı konuyu çözüm olarak tekrar gündeme getiriyor.

Komşu illere baktığınızda ise farklı bir tablo görmek mümkün. Kütahya gibi büyükşehir olmayan bir şehirde bile yan yollar, alternatif güzergâhlar hayata geçirilmiş durumda. Çok uzak değil; gidip görmek mümkün.

Ama asıl mesele şu:

Sorunları sürekli aynı başlık etrafında döndürmek yerine, yerelde üretilebilecek çözümlere odaklanmak gerekiyor. “Çevre yolu” demek kolay; ama şehir içi planlamayı düzeltmek, alternatif yollar üretmek, toplu ulaşımı güçlendirmek gerçek çözüm.


Sonuç olarak mesele sadece bir yol meselesi değil.

Bu, yılların biriktirdiği plansızlığın, ertelenmiş kararların ve çözüm üretmek yerine söylemle yetinmenin sonucu.

Bugün hâlâ aynı nakaratı tekrar etmek yerine, artık gerçek çözümleri konuşmanın zamanı gelmedi mi?





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024