Abdullah Efendi’nin Zihninde Yolculuk: İd, Ego ve Süperego Üçgeni - Eskişehir Haber

Eskişehir Eğitim

Abdullah Efendi’nin Zihninde Yolculuk: İd, Ego ve Süperego Üçgeni

Abdullah Efendi’nin Zihninde Yolculuk: İd, Ego ve Süperego Üçgeni
Yayınlama: 26 Nisan 2026 Pazar
A+
A-

Edebiyat ve Psikolojinin Kesişim Noktası: Tanpınar’ın Eserine Klinik Bir Bakış

Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, disiplinler arası bir yaklaşımla edebiyatın derinliklerine psikolojik bir pencere açtı. “Edebiyat Fakültesi Seminerleri” kapsamında düzenlenen “Lambalar, Aynalar, Kadehler: Abdullah Efendi’nin Rüyaları” başlıklı seminerde, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın başyapıtlarından biri, klinik bir perspektifle masaya yatırıldı.

Psikoloji Bölümü Arş. Gör. Klinik Psikolog Efe Deredam’ın konuşmacı olduğu etkinliğe, Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aslı Aslan, çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.

Metaforlarla İnsan Ruhsallığı

Tanpınar’ın insan psikolojisini işleyişindeki ustalığına dikkat çeken Efe Deredam, Abdullah Efendi karakteri üzerinden temel bir yapısal çözümleme sundu. Eserdeki üç temel nesneyi, Freudyen bir bakış açısıyla zihnin üç katmanı olarak yorumladı:

  • Lambalar (İd - Alt Benlik): Arzuların ve dürtülerin kaynağı.

  • Kadehler (Ego - Benlik): İd ile gerçeklik arasında denge kurmaya çalışan yönetici mekanizma.

  • Aynalar (Süperego - Üst Benlik): Toplumsal normlar, ahlak ve içselleştirilmiş kuralların yansıması.

Arş. Gör. Deredam, bu üç yapının sürekli bir etkileşim ve çatışma halinde olduğunu belirterek, hikâyede yaşanan olayların aslında bir **"benlik bölünmesi"**ne işaret ettiğini vurguladı.

İçsel Çatışmalar ve Gerçeklik Algısı

Karakterin “kendi içinde yaşamaya alışmış biri” olarak tanımlandığını ifade eden Deredam, Abdullah Efendi’nin toplumsal hayata uyum sağlama noktasında yaşadığı zorlukların temelinde katı bir süperego baskısının yattığına dikkat çekti.

Seminerde, Sigmund Freud’un “Yas ve Melankoli” metnine atıfta bulunulan çarpıcı bir noktaya da değinildi:

“Gölge egonun üzerine düşer.”

Bu ifadeyle benliğin kendi içinde yaşadığı çelişkiye vurgu yapan Deredam, Abdullah Efendi’nin zamanla gerçeklik algısını yitirdiğini ve rüyalarını gerçekmiş gibi deneyimlemeye başladığını belirtti. Bu durumun, bireyin iç dünyasında yaşadığı parçalanmanın ve dış gerçeklikle olan bağının zayıflamasının bir kanıtı olduğunu ifade etti.

Edebiyatın psikolojik katmanlarını gözler önüne seren seminer, katılımcılardan gelen soruların yanıtlanmasıyla verimli bir şekilde sona erdi.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024