Eskişehir’de 150 Bin Kişilik "Gönül Köprüsü": Kim, Nereye Sıkıştı?
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un, AK Parti’nin iftar çadırlarına "sıkıştığı" ve sokağa çıkamadığı yönündeki iddiaları, sahadaki 150 bin kişilik devasa katılım ve organizasyon çeşitliliği ile tezat bir tablo oluşturuyor. Bir hizmeti "çadıra mahkûm olmak" şeklinde nitelendirmek, o sofralardan faydalanan on binlerce Eskişehirlinin teveccühünü ve kurulan devasa dayanışma ağını görmezden gelmek anlamına geliyor.
1. "Sıkışmak" mı, Şehrin Merkezinde Buluşmak mı?
Başkan Kurt’un "Yunus Emre Devlet Hastanesi bahçesine ve Dede Korkut Parkı’na sıkıştılar" dediği noktalar, aslında Eskişehir’in en dinamik ve halkla en çok iç içe olunan yerleri.
-
Yunus Emre Devlet Hastanesi: Buradaki çadır bir "kapalı alan" değil; şifa bekleyen hasta yakınlarının, nöbetten çıkan sağlık çalışanlarının ve bütçesi kısıtlı öğrencilerin buluşma noktasıdır.
-
Dede Korkut Parkı: Özellikle 65 yaş üstü vatandaşların yoğun ilgisi, bu alanların "sıkışılan bir köşe" değil, halkın huzur bulduğu birer sosyal merkez olduğunu kanıtlıyor.
2. Çadırların Ötesi: Trafikte Kalan Vatandaşa "Direksiyon Başında" İftar
Eleştirilerin asıl hedefi olan "sokağa çıkamıyorlar" iddiasını en net çürüten hamle ise Eskişehir trafiğinde yaşandı. İftar saatinde evine yetişemeyen, trafik yoğunluğuna takılıp direksiyon başında kalan binlerce vatandaşa ekipler tarafından iftarlık kumanyalar ulaştırıldı. Şehrin ana arterlerinde, kavşaklarda ve trafik ışıklarında bekleyen sürücülere yapılan bu ikram, hizmetin sadece çadırlarla sınırlı kalmadığını, bizzat "hayatın aktığı sokakta" var olduğunu gösterdi.
3. Sokağa Çıkamayanın Ayağına Giden Hizmet: Evlere Servis
Organizasyonun bir diğer ayağı olan "evlere sıcak yemek dağıtımı" ile siyaset ve hizmet, çadırların dışına taşarak doğrudan vatandaşın mutfağına girdi. Yaşlı, hasta veya engelli olduğu için sokağa çıkamayan vatandaşın ayağına kadar giden bu şefkat eli, "halktan kopukluk" iddialarını temelinden sarsıyor.
4. Ekonomi Siyaseti mi, Dayanışma Ruhu mu?
Başkan Kurt’un "yoksulluk derinleştiği için çadırlar doluyor" tespiti bir toplumsal gerçeğe işaret etse de; bu durumu sadece bir "çaresizlik" olarak sunmak, Anadolu’nun kadim paylaşma kültürünü hafife almaktır. Ramazan sofraları, her kesimden insanın aynı tasta çorba içtiği alanlardır. AK Parti kadrolarının bu sofralarda veya trafik ışıklarında vatandaşla omuz omuza olması, halkın en doğal ortamında yer aldıklarının bir göstergesidir.
Sahadaki Gerçekler Polemikleri Çürütüyor
Kazım Kurt’un "erken seçim" ve "geçim derdi" üzerinden kurduğu siyasi söylemler, yerel seçim atmosferinin bir parçası olarak görülebilir. Ancak;
-
150.000 iftar ikramı,
-
Trafikte kalan binlerce sürücüye ulaştırılan iftarlıklar,
-
Evlere servis edilen binlerce öğün sıcak yemek, Eskişehir’de kimin "çadırlara mahkûm olduğunu" değil, kimin "gönüllere hitap ettiğini" rakamlarla ortaya koyuyor. Trafikteki vatandaştan evindeki yaşlıya kadar her noktaya ulaşan bir hizmeti "küçük bir alana sıkışmak" olarak tarif etmek, sahadaki bu muazzam enerjiyi okuyamamaktır.
Gönderen: haber



