Küllerinden Doğan Bir Miras ve Kurşunlu Külliyesi’nin Ruhuna Dönüşü - Eskişehir Haber

Eskişehir

Küllerinden Doğan Bir Miras ve Kurşunlu Külliyesi’nin Ruhuna Dönüşü

Küllerinden Doğan Bir Miras ve Kurşunlu Külliyesi’nin Ruhuna Dönüşü
Yayınlama: 29 Ekim 2026 Perşembe
A+
A-

Yerel basının bir kısmında, finansal ve siyasi bağların getirdiği bir "koro" halinde koparılan kıyameti izliyoruz günlerdir. Eskişehir’in kalbi, tarihi Odunpazarı’nın gözbebeği Kurşunlu Külliyesi belediye elinden çıkıyor diye adeta bir "felaket senaryosu" yazılıyor. "Külliye yok olacak", "Odunpazarı bitecek", "Çalışanlar işsiz kalacak" çığırtkanlığıyla koca bir kamuoyu manipüle edilmeye çalışılıyor. Ancak bu şişirilmiş manşetlerin altına, yani sokağın ve vatandaşın gerçek sesine, sosyal medyaya baktığımızda durum çok farklı. Eskişehirliler her şeyin farkında. Vatandaş, asırlık bir İslam ve Türk kültür mirasının nasıl özünden koparıldığını, nasıl bir ticari panayıra ve ideolojik sahneye dönüştürüldüğünü görerek sessiz ama derinden bir irade ortaya koyuyor.

Bu süreçte mal sahibi olan Kültür Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Kütahya Bölge Müdürlüğü, devlet vakuruna yakışır bir sessizlikle süreci hukuki zeminde yürütüyor. Ancak bu sessizlik, haksız saldırılar karşısında yalnız bırakılacakları anlamına gelmez. Bizlerin dijital mecralardaki paylaşımları, bu haklı davayı köşelerimize taşımamız, ecdadın emanetini hakkıyla korumak isteyen o bürokratları ve çalışanları cesaretlendirecek, planlanan o muazzam "özüne dönüş" projelerine hız katacaktır.

Çünkü karşımızda artık eski, atıl, sadece gayrimenkul yöneten o hantal kurum yok. Vakıflar Genel Müdürlüğü, son yıllarda adeta küllerinden yeniden doğdu.

Bugün Vakıflar bünyesinde çalışan yöneticisinden memuruna kadar herkes, arkasında bin yıllık bir "emanet bilinci" taşıdığının farkında. Ecdadın vasiyetlerini yerine getirmek için canla başla, gece gündüz mücadele veriyorlar. Hatırlayın; ecdadımız öyle ince bir ruh dünyasına sahipti ki, sadece insanı değil; yaşlı eşekleri gözetmekten, kışın dağdaki vahşi yırtıcıları doyurmaya, göç edemeyen yaralı leylekleri tedavi ettirmeye kadar akla hayale gelmeyecek binlerce şefkat vakfı kurmuştu.

İşte küllerinden doğan bugünün Vakıflar’ı, o asırlık vasiyetleri harfi harfine günümüz şartlarına uyarlıyor. Ramazan çadırlarında binlerce kişiye iftar veriliyor, yetim ve öksüz çocuklar için sünnet şölenleri düzenleniyor. Sokak hayvanlarına, barınaklara mamalar taşınıyor. İşte önümüzdeki Pazartesi günü Eskişehir’deki üç büyük hastanemizin önünde başlayacak ve yılbaşına kadar devam edecek olan çorba ikramı, tam olarak bu köklü şefkat refleksinin bir tezahürüdür.

Sadece bu da değil; bir hayırsever geçmişte "camilerde salep ikram edilsin" diye bağışta bulunmuş, bugün o şart gereği cemaate sıcak salep dağıtılıyor. Bir başkası "evlenecek genç kızların çeyizine yardım" vasiyet etmiş, Vakıflar gidip bir genç kızımızın çeyizini eksiksiz hazırlıyor. Camilerin güvenliği için ayrılan bir bütçeyle ilk yardım setleri ve yangın tüpleri dağıtılıyor. Geçmişte öğrencilere "kalem ve mürekkep" yardımı şart koşan ecdadın vasiyeti adına, bugün bir okulumuza son model gelişmiş bir yazıcı hediye ediliyor. Vahşi hayvanlar aç kalmasın diye kurulan vakfın bütçesi, bugün barınaklardaki canlara mamaya dönüştürülüyor.

Şimdi soruyorum: Binlerce örneği olan bu vakfiyelerin, bu asil ruhun içinde, Kurşunlu Külliyesi’nin odalarını fahiş fiyatlarla ticarethaneye çevirmeyi, hat ve ebru zanaatkarlarından yasal hakkı olmadığı halde ücret talep etmeyi, dükkanları inci-boncuk satılan tezgahlara kiralamayı, külliyenin nihan salonunu ücretli bir müzeye çevirip içine İslam estetiği ve külliye ruhuyla taban tabana zıt heykelleri doldurup para karşılığı gezdirmeyi vasiyet eden bir ecdat olmuş mudur?

Elbette olmamıştır! Külliyenin göğsüne saplanan bu ticari hançer, bir zihniyetin faşizan kültürel dayatmasından başka bir şey değildir. Kiracı olan belediyenin alt kiracı alma hakkı dahi yokken burayı ticari bir gelir kapısı gibi görmesi, ilk iş olarak mehter takımını iptal etmesi, tamamen külliyenin varoluş felsefesine aykırıdır.

Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün bu kiralamayı yenilemeyerek külliyeyi geri alması, bir yıkım değil, aksine şanlı bir ihyanın başlangıcıdır.

Külliye, ehline geçtiğinde harabeye dönmeyecek. Aksine, kapıları parayla girilen bir yer olmaktan çıkıp tamamen halka açılacak. O yapay, külliye ruhuna aykırı festivallerin ve ücretli heykel müzelerinin yerini; gençlerin en mutlu günlerine ücretsiz ev sahipliği yapacak tarihi nikah salonu alacak. Gençlerin ney sesi eşliğinde hat, tezhip ve ebru sanatıyla ücretsiz tanıştığı irfan yuvaları geri dönecek. En önemlisi, o avluda asırlardır tüten ama son yıllarda söndürülen aşevinin dumanı yeniden tütecek. Yolcuların, öğrencilerin, fakir ve fukaranın karnı o kutsal çatının altında ücretsiz doyacak.

Bu yüzden koparılan feryatları ve yükselen aykırı sesleri ciddiye almayın; o sesler ecdadın emanetini korumanın değil, ellerinden kaçan ticari ve siyasi rantın feryatlarıdır. Kurşunlu Külliyesi, küllerinden doğan Vakıflar eliyle çok yakında kendi ruh köküne, asıl kimliğine ve Eskişehirlilerin gönlüne yeniden kavuşacaktır. Yolunuz açık olsun, emanetin gerçek bekçileri...

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar