FERT, TOPLUM VE SİSTEM (3) - Eskişehir Haberler

FERT, TOPLUM VE SİSTEM (3)

Anasayfa / Yaşam

Nevzat Laleli   nevzatlaleli@gmail.com

Gençlik inceleme yazı serisi

Dinimizin geniş kapsam alanının anlayabilmek için Kur’an-ı Kerimin ilk suresi olan Fatiha suresi başta olmak üzere birçok yerinde Rabbimizin buyurduğu; “… Rab bil âlemin…” ayetini ele almalıyız.

Burada ki mana, bir taraftan Allah’ın varlığına işaret olunurken, diğer taraftan hükmünün geçerli olduğu, ihata ettiği (kuşattığı) sahanın bütün âlemler olduğunu, “âlemlerin Rabbi” ayetiyle bizlere işaret etmektedir. Diğer ayetlerde olduğu gibi bu ayeti de şeksiz, şüphesiz kabul etmemiz gerekir.

Âlemler nedir, denirse bulunduğumuz noktadan itibaren ister makro âleme (gökyüzüne, uzaya doğru) bakalım, ister mikro âleme (mikroplar, hücre ve atomlara) bakalım sonsuz uzaklıkların olduğunu görür, sonsuz yaratıklarla karşılaşırız.

Bir başka manasıyla âlem; insanlar, hayvanların her çeşidi (karada, suda yaşayanlar) başka bir âlem bitkiler, başka bir âlem ve cansız varlıklar da yine âlem olarak karşımıza çıkacaktır. Bir taşın bile dağın tepesinden aşağıya yuvarlanması Allah’ın koyduğu kanun gereğince (yer çekimi kanunu) olduğuna göre Kur’an-ı kerimde canlı ve cansız bütün varlıkların her an Allah’ı zikrettiği bildirilmektedir.

Kâinata en ince ve en hassas ölçülerle nizam veren Allah, canlılar içerisinde “eşref-i mahlûkat (en mükemmel surette)” olarak yarattığı ve kendisine akıl verdiği insanın mutluluğu için bir takım kanunlar (yasalar) koynuştur.

İSLAMIN FERDE YÖNELİK TARAFI

İslam’ın ilk muhatabı insandır. İman, (Allah’a, meleklere, kitaplara, peygamberlere, ahiret gününe, hayır ve şerrin yaratıcısının Allah olduğuna, öldükten sonra tekrar diriltileceğine ve bir hesap gününün geleceğine…) insana teklif edilmiştir.

Allah’ın bu teklifini kabul edenlere Müslüman denmiş, kabul etmeyenler de Müşrik adı verilmiştir.

Müşrik, Allah’ın varlığını inkâr eden değil, Allah’ın birer kulu olmalarına rağmen akıllarını kullanıp doğru yolu bulamadıklarından ve Allah’a şirk koştuklarından dolayı bu adı almışlardır. (Hıristiyanlık, Allah, Allah’ın oğlu ve Ruhul-kudüs gibi teslis inancını, Yahudiler ise Allah’ı yok farz etmek ve kendilerini Allah’ın yerine koymakla…) Böylece de dünya ve ahiret mutsuzluluğunu hak etmişlerdir.

Günümüzde bazı Müslüman gurupların İslam deyince akıllarına sadece “İman” gelmekte, imandan öteye geçememektedirler.

Evet. İman her şeyin başıdır. İmansız hiçbir şey olmaz, doğrudur. Ama iman temeli üstüne kurulmuş “İslam sarayını” bilemezlerse ve hayatlarına Allah’ın koyduğu ölçülerini uygulamazlarsa eksik bir inanç ve yaşayış içindedirler, demektir.

Mesela bunlar sadece imanla ilgili kitaplar okumakta kesinlikle başka kaynaklara (Kur’a-nın tefsirlerine, Hadis-i şeriflere, fıkıh (hukuk) kitaplarına, tasavvufa, ekonomik eserlere) itibar etmemektedirler.

Hâlbuki bu insanlar da şu fani hayatlarında kendilerinden kaynaklanan, çevrelerindeki insanlardan kaynaklanana veya sistemle ilgili sorunlardan kaynaklanan birçok problemle karşılaşmaktadırlar. Bunlar bir problemle karşılaştıklarında da nasıl çözülmesi gerektiğini bilmediklerinden onlara çözüm bulmakta yetersiz kalmaktadırlar. Problemlerin çözümünde ya kendi kendine akıllarından ürettikleri bir kuralı veya hiçbir ölçüye sığmayan ve zaten problem üreten bir sistemin bir kuralını tatbik etmektedirler. Her iki halde de yanlış içerisine düşmektedirler.

Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v); “Allah, imansız amelle (yapılan bütün işler ve ibadetler) ile amelsiz imanı kabul etmez” buyurarak, amel (işler) kadar imana, iman kadar amele önem vermemiz gerektiğini bildirmiştir.

İBADETLERİMİZ

İbadetler olarak ele aldığımız namazımız, orucumuz, haccımız, zekâtımız, kurbanımız önce kulun Allah’a kulluk görevini idrak etmesidir. İbadetlerini yerine getirmeyenler henüz kulluğunun idrakine erişememiş olanlardır.

İkincisi, Yaratıcımıza tazimde bulunmak, onu yüceltmek onun ilahlık makamını kabul ve tasdik etmek demektir.

Üçüncüsü, insanın kemale ermesini sağlayan, ona sabrı uygulama yöntemiyle öğreten ve onun her işinde başarıya erişmesini sağlayacak hareketlerdir.

Dördüncüsü, abit (ibadet eden) bir insanın manevi sahada derecesinin yükselmesidir.

Hele bir düşünelim. Bir ibadet için “canın yongası olan paramızı…” harcarız. Hac ibadetinde, sadakalarda (zekât, fitre), köle azad etmede, özellikle cihad ibadetinde vb.

“Paradan daha kıymetli olan zamanımızı harcarız.” Bütün ibadetlerin yapılması için belli zamanları vardır. Hele cihad ibadetinde, bu ibadet her an ve her zaman yapılacağından…

Her Müslüman öğrenmeye ve bildiklerini de çevresindekilere öğretmeye mecbur olduğundan dinimizin tebliğ ve daveti için “ilmimizi harcarız”

En verimli ve en canlı çağlarımız olan “gençliğimiz harcarız.” Bu kıymetli çağlar, dinimizin ve inancımızın duyurulması (tebliği), tebliği dinleyip anlayanlara davetin yapılması, arkasından iyiliğin emredilmesi ve kötülüklerin kaldırılması ile cihad farzının edası (yapılması) harcanacaktır.

Ve her şeyden daha önemlisi “gerekirse canımız bile bu uğurda feda edilecektir

Sadece savaşta ölenler değil, Allah yolunda cehd ve gayret ederken ölüm vaki olanlar da şehit rütbesine erişmektedirler. Zira Kur’an-ı kerim de “dinimizin direği namaz” 50 yerde zikredilirken, “dinin zirvesi cihad” 500 yerde zikredilmektedir.

İmanın ferde yönelik olması yanı sıra ibadetlerimiz içerisinde ferdi olarak yapılacaklar olduğu gibi toplum olarak yapılacaklar da vardı.

Orucun, namazın veya diğer ibadetlerimizin ferdi yönünün olması yanı sıra topluma yönelik yönleri de bulunmaktadır.

Demek ki İslam sadece ferde veya topluma ait değil, onları çepeçevre saran sistemle alakalı hükümleri bulunmaktadır. Bu üç boyutun birlikte ele alınması, önce dünya sonra da ahiret saadetini elde etmek içindir.

 

 

9.747 okunma

Yorum Yap

16 Kasım 2019 Cumartesi

İNSANLAR TOPLUMU OLUŞTURUR

9 Kasım 2019 Cumartesi

EMANET İÇİN GÜÇLÜ TOPLUM

4 Kasım 2019 Pazartesi

BİR MÜSLÜMAN ÜÇ BAĞI

2 Kasım 2019 Cumartesi

İSLAMDA BAŞIN YETKİSİ

19 Ekim 2019 Cumartesi

İSTİKAMETTE OLMAK ŞARTTIR

12 Ekim 2019 Cumartesi

EVLENDİRME ALLAH’IN EMRİ

5 Ekim 2019 Cumartesi

DÜZEN ADİL DEĞİLSE

28 Eylül 2019 Cumartesi

BATI BATIYOR

21 Eylül 2019 Cumartesi

ÖRNEK SAADET ASRI

12 Eylül 2019 Perşembe

NEREDE KIZ OKULLARIMIZ

7 Eylül 2019 Cumartesi

FUHUŞ KÖLELİĞİ ŞEBEKESİ

31 Ağustos 2019 Cumartesi

ŞİDDETLİ BATI RÜZGÂRI

31 Ağustos 2019 Cumartesi

ŞİDDETLİ BATI RÜZGÂRI

24 Ağustos 2019 Cumartesi

FLÖRT YANGINI ön sözü

17 Ağustos 2019 Cumartesi

KIZLARIMIZI KORUYUN

17 Ağustos 2019 Cumartesi

KIZLARIMIZI HİMAYE EDİN

20 Temmuz 2019 Cumartesi

KIZLAR AV OLMAYIN

6 Temmuz 2019 Cumartesi

MİLLİ GENÇLİK VE ZAKİR TAŞDEMİR

29 Haziran 2019 Cumartesi

BATAĞA NASIL DÜŞÜYORLAR

22 Haziran 2019 Cumartesi

EVLENMEK YARATILIŞTANDIR

15 Haziran 2019 Cumartesi

BU ÇIĞLIKLARI DA DUYUN

1 Haziran 2019 Cumartesi

HER ŞEY BİR SİSTEM ÜZERİNEDİR

28 Mayıs 2019 Salı

HER İMKÂN İMTİHANDIR!

25 Mayıs 2019 Cumartesi

NASIL EVLENDİRİYORUZ

21 Mayıs 2019 Salı

“HERŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK” MI?

11 Mayıs 2019 Cumartesi

İNANÇ VAR, HER ŞEY VAR

9 Mayıs 2019 Perşembe

RUHUN SECDE MAKAMI

3 Mayıs 2019 Cuma

ÇAĞIN ŞİFRELERİ

27 Nisan 2019 Cumartesi

MUTLULUK KENDİ ELİMİZDE

20 Nisan 2019 Cumartesi

İSTİKAMETİNİZ NEREYE

13 Nisan 2019 Cumartesi

BU FERYATLARI KİM DUYACAK

6 Nisan 2019 Cumartesi

İSTİKAMETTE OLMAK ŞATTIR

30 Mart 2019 Cumartesi

YOL YÜRÜYEREK ALINIR

9 Mart 2019 Cumartesi

NEYE NASIL BAKIYORSUNUZ

5 Ocak 2019 Cumartesi

SANAYİNİN TEMELİ MOTOR

29 Aralık 2018 Cumartesi

SANAYİLEŞME VE ÜRETİM

22 Aralık 2018 Cumartesi

AĞIR SANAYİ VE ÜRETİM

online ziyaretçi: 241
 
yukarı