YUVA KURMAK SERAPA HAYIRDIR - Eskişehir Haberler

YUVA KURMAK SERAPA HAYIRDIR

Anasayfa / Yaşam
YUVA KURMAK SERAPA HAYIRDIR

Bir millet, kendi değerlerini korudukça millet olma vasfını (özelliğini) devam ettirir. Ne zaman özenti ve taklitçilik tarafına geçerse o zaman taklit ettiği milletin şekline dönmeye başlar. Bu süreç bir kere başladı mı artık geri dönülemez bir yola girilmiştir. Milletin çocuklarının beyinlerinde, taklit edilen milletin daha üstün oldukları ve üstün medeniyet kurdukları imajı meydana gelir, bu imaj kanseri yavaş yavaş büyür ve hayatın bütün dilimlerini kaplar. Artık geride millet diye bir şey kalmaz, erir, yok olur.

Taklitçi bir millet, araştırma ve ilmi çalışma yapamaz. Onun için telif eserler de yazamaz, kopya ve tercümelerle meşgul olur. Yeni buluşlar yapamaz, bulsaydı taklit ettiğim millet bulurdu gibi duygularla meşgul olur. Kendi sanayisini kuramaz, montajcılık yapar veya kârlı sanayi kuruluşlarını “Özelleştirme” adı altında taklit ettiği milletin patronlarına satar. Kendisi orada sadece işçilik ve amelelik yapar. Neticede taklit ettiği milletin ekonomik, sosyal, kültürel, siyasi ve askeri istilasına uğrar, tarih sahnesinden silinir gider

Taklitçi bir millettin bütün mukaddes değerleri de yozlaşmıştır. Ne vatan duygusu, ne bayrak sevgisi, ne milletin kutsallığı ve bu kutsallar için gerekirse canın verilmesi onda bir his uyandırmaz. (Avrupa Birliği hayranlarının kulakları çınlasın)

Millet olma, milli değerlerine sahip olma çabası bir şahsiyettir, izzettir, şereftir. Milletimiz tarihin en asil bir milletidir. Yedi asır dört kıtada hak’kı, adaleti, insanlığı, ilmi ve ahlakı bütün insanlığa öğretmiştir.

DÜNÜRBAŞI

Nur suresi 32. ayette Cenabı hak; “ İçinizden bekâr (nikâhsız) olanları (dulları ve boşanmışları) köle ve cariyelerinizden ibadetli ve ahlaklı olanları evlendirin. Eğer onlar fakirlerse, Allah onları fazlıyla zenginleştirir. Allah geniş lütuf sahibidir. Her şeyi çok iyi bilendir” ayeti, evlenin olarak değil, evlendirin emriyle bizlere hitap etmektedir. Bekârları kimlerin evlendirmesi gerektiğini araştıran âlimlerimiz şu üç sınıfı bu konuda mesul tutmuşlardır. Bunlar; iman sahibi bütün müminler, iş yerinde sürekli çalışan işçi ve amelelerin patronları (eskiden köle çalıştıran ağalar) ile devlet ve hükümet yetkilileridir. 

Toplumumuzda, “bekârlarınızı evlendirin...” hükmü geçerli iken ve bu uğurda çaba gösterenler “dünürbaşı” ilan edilerek büyük hürmet görür, kız ve oğlan tarafı birbirlerine “dürü” adında hediyeler verirken dünürbaşıyı da unutmaz, ona da dürü verirlerdi. Hâlâ ülkemizin bazı bölgelerinde “kirve” ile “dünürbaşı” aynı şekilde hürmet görmektedir.

Dünürbaşı, emin bir insandır. Kendisine güvenilir. O da elinden geldiğince tarafların güvenini sarsacak hareketlerden kaçınır.

Sevilen, sayılan bir insandır.  Sadece gençlerin evlendirilmeleriyle değil onların hayatları boyunca karşılaşacakları aile içi kırgınlıklarda her iki tarafın hakemi olarak aralarını bulmada onlara yardımcı olur, yuvanın yıkılmasını önler.

Dünürbaşı sır saklayan bir insandır.  Tarafları ait sırlar ve eğer bunlar uygun bir zamanda söylenmeyecekse, gerekirse kendisiyle birlikte kabire girer.     

DÜNÜRBAŞI ÇÖPÇATAN OLDU

Batılılaşma cereyanından dünürbaşı da nasibini aldı. İnsanların evliliğe, sadece cinsel açıdan bakmaları sebebiyle dünürbaşının adı “çöpçatan” oldu. Yapılan işler hafife alınmaya hatta alay konusu yapılmaya başlandı.

Bekârların evlendirilmeleri, toplumda her kesin görevli olması gerektiği gerçeğini unutan bazı insanlar, kendi atıl durumlarının hesaplarını nasıl vereceklerini düşünmeden, bu konuda çalışma yapmaya istekli olanlarında önünü kesmeye kalkışmaktadırlar.

“Sana çöpçatan derler. Sakın sen bu işlere karışma” veya “iyi çıkarsa kendilerinden, kötü çıkarsa senden bilirler” şeklindeki yalan-yanlış tavsiyeleri çevrenizde birçok kişiden duyarsınız. Bu tip sözler sizin şevkinizi kırar, evlendirme konularında yardımcı olamaya korkarsınız. Böylece “bekârlarınızı evlendirin” hükmü yürürlükten kalkmış olur ve çevreniz birçok bekâr insan oluşmaya başlar. Diğer taraftan da “Bekârlık sultanlıktır” tekerlemesi ile bu kıvılcım ateşlenir. Hâlbuki “Evlilik sultanlıktır.” Evlenip yuva kurmak, sevincinizi ve üzüntünüzü paylaşan bir eşe sahip olmak, çocukları olmak ve onların sevgisini paylaşmak gibi mutluluk düşünülebilir mi hiç?

Ve eğer bekârlık sultanlık olsa idi, Hz. Âdem’i Cennet gibi bütün ihtiyaçlarını zahmetsizce karşıladığı bir yerde yaratan Allah (c.c) ona, Hz. Havva gibi bir eş yaratarak onu yalnızlıktan kurtarır mıydı?

DERDE DEVA OLMAK

Uzun yıllar topluma ve bilhassa gençliğe hizmet amacıyla çalışmış bir kardeşiniz olarak toplumdaki bu dertleri bilmeme rağmen 2000 yılı başlarında kurmuş olduğum Yuvamız Evlendirme Bürosu ile dertleri daha yakından tanıma imkânına sahip oldum.

Evlendirme çalışmalarına büro olarak başladığım günlerde bazı arkadaşlarım ve akrabalarım, yukarıda da belirttiğim sözlerle gibi cümlelerle beni alaya almaya başladılar. Çalışmalarımı topluma duyurmaya uğraştım. Haber bültenleri neşrettim. Röportajlar yaptım. Makaleler hazırladım. Reklâmlar vermeye çalıştım. Her seferinde basın ve yayın organlarında zorluklarla karşılaştım. Hatta parasını ödeyerek reklâm vermek istediğim bir gazetenin Ankara reklâm müdürü; “ Biz bu reklâmı neşredemeyiz. Sonra bize ne derler?” demez mi?

Yaptığım işin haram, yanlış ve yasa dışı olmadığını bildiğimden, kimseden çekinmeden çalışmalarıma devam ettim. Şimdi çalışmalarımız 20 yılını doldurmuş ve 84 çift 168 kardeşimiz yuvalarını kurmuş bulunmaktadırlar. Çok şükür… Bir insanın inandığı doğruları hayata hâkim kılmasından daha tabii ne olabilirdi.

Şimdi çalışmalarımızı HAY-DER Hayırda Yarışanlar Derneği bünyesine de aldık ve çalışmalarımızı daha da geliştirerek “YUVAYI KURUYOR VE KORUYORUZ” şekline getirdik. Çünkü kurulan yuvaların madden ve manen desteklenmesi ve yıkılmasının önlenmesi de gerekiyordu.

 

 

 

 

1.140 okunma

Yorum Yap

8 Şubat 2020 Cumartesi

AKRABALIK BAĞLARIMIZ

8 Şubat 2020 Cumartesi

PEYGAMBERİMİZİN ÖZELLİKLERİ

25 Ocak 2020 Cumartesi

BİRAZ DA MATEMATİK

18 Ocak 2020 Cumartesi

GEMİNİZİN ROTASI NEDİR

21 Aralık 2019 Cumartesi

YARATICISIZ VARLIK YOKTUR

14 Aralık 2019 Cumartesi

İNSAN HAK’KI TERCİH ETMELİ

7 Aralık 2019 Cumartesi

BİR MÜSLÜMAN ÜÇ BAĞI

30 Kasım 2019 Cumartesi

ÜMMET GÜÇLÜ BİR YAPIDIR

18 Kasım 2019 Pazartesi

BİZE EVLENDİRME YARAŞIR

16 Kasım 2019 Cumartesi

İNSANLAR TOPLUMU OLUŞTURUR

9 Kasım 2019 Cumartesi

EMANET İÇİN GÜÇLÜ TOPLUM

4 Kasım 2019 Pazartesi

BİR MÜSLÜMAN ÜÇ BAĞI

2 Kasım 2019 Cumartesi

İSLAMDA BAŞIN YETKİSİ

19 Ekim 2019 Cumartesi

İSTİKAMETTE OLMAK ŞARTTIR

12 Ekim 2019 Cumartesi

EVLENDİRME ALLAH’IN EMRİ

5 Ekim 2019 Cumartesi

DÜZEN ADİL DEĞİLSE

28 Eylül 2019 Cumartesi

BATI BATIYOR

21 Eylül 2019 Cumartesi

ÖRNEK SAADET ASRI

12 Eylül 2019 Perşembe

NEREDE KIZ OKULLARIMIZ

7 Eylül 2019 Cumartesi

FUHUŞ KÖLELİĞİ ŞEBEKESİ

31 Ağustos 2019 Cumartesi

ŞİDDETLİ BATI RÜZGÂRI

31 Ağustos 2019 Cumartesi

ŞİDDETLİ BATI RÜZGÂRI

24 Ağustos 2019 Cumartesi

FLÖRT YANGINI ön sözü

17 Ağustos 2019 Cumartesi

KIZLARIMIZI KORUYUN

17 Ağustos 2019 Cumartesi

KIZLARIMIZI HİMAYE EDİN

20 Temmuz 2019 Cumartesi

KIZLAR AV OLMAYIN

29 Haziran 2019 Cumartesi

BATAĞA NASIL DÜŞÜYORLAR

22 Haziran 2019 Cumartesi

EVLENMEK YARATILIŞTANDIR

15 Haziran 2019 Cumartesi

BU ÇIĞLIKLARI DA DUYUN

1 Haziran 2019 Cumartesi

HER ŞEY BİR SİSTEM ÜZERİNEDİR

28 Mayıs 2019 Salı

HER İMKÂN İMTİHANDIR!

25 Mayıs 2019 Cumartesi

NASIL EVLENDİRİYORUZ

11 Mayıs 2019 Cumartesi

İNANÇ VAR, HER ŞEY VAR

9 Mayıs 2019 Perşembe

RUHUN SECDE MAKAMI

3 Mayıs 2019 Cuma

ÇAĞIN ŞİFRELERİ

27 Nisan 2019 Cumartesi

MUTLULUK KENDİ ELİMİZDE

20 Nisan 2019 Cumartesi

İSTİKAMETİNİZ NEREYE

13 Nisan 2019 Cumartesi

BU FERYATLARI KİM DUYACAK

6 Nisan 2019 Cumartesi

İSTİKAMETTE OLMAK ŞATTIR

30 Mart 2019 Cumartesi

YOL YÜRÜYEREK ALINIR

online ziyaretçi: 448
 
yukarı