İtibar Yükseltmek! - Eskişehir Haber

İtibar Yükseltmek!

İtibar Yükseltmek!
Yayınlama: 24 Mart 2007 Cumartesi - 1.132
A+
A-

Bu hükümetin kimi muhterem üyeleri…

Hani, zaman zaman derler ya; “Dışarıda itibarımız yükseldi(!)”

            Dışarıda düşmanlık dolu yayınlar, soykırım suçlaması, azınlık yaratma çabası, ayrılıkçılık akımlarının desteklenmesi… Yok olan kırmızıçizgiler…

            İtibar yükselmesi(!)

            Batı’da kimi önemli adamlar dahi böyle söylüyormuş.

            Türkiye’nin itibarı yükseldi.

Merak ettim, tarihte ne zaman itibarımız ilk olarak yükselmiş.

Araştırdım…

 Devlet Arşivinden bir belge: 22 Nisan 1851 tarihinde İngiltere Elçisi tarafından Hariciye Nezareti’ne: “ ... Protestan Mezhebinden olanların, Osmanlı Devleti tarafından müstakil bir millet sıfatıyla resmen tanınması... Osmanlı Devletinin değer ve itibarını da tüm Avrupa Devletleri nezdinde fazlasıyla yükseltmiştir. Ayrıca Protestan olanların sürekli refah ve saadete nail olmalarının Avrupa Devletleri arasında... Doğal olarak arzu edilen ve desteklenen bir mesele olacağı da bilinmektedir. Söz konusu devletler, Osmanlının en fazla sevip çıkarları açısından da en çok ortaklık kurduğu devletlerdir... Osmanlı hükümeti bunlar hakkında göstermiş olduğu bu adil usulden dolayı kendi kendini tebrik edebilir. Fakat şimdi yapılması gerekli husus, Protestanlara bahşedilen ayrıcalıkların sağlamlaştırılmasıdır.” (BOA,HRS.SYS.1774/7)

Osmanlı’nın değer ve itibarını artıran neymiş?

Protestanlara verilen imtiyaz, ayrıcalık.

Katoliklere, Ortodokslara, Gregorianlara….

Ayrı ayrı verilen olağan üstü ayrıcalıklar.

Bir devlet, vatandaşlarına eşit davranmak durumunda değil mi?

İngiliz politikası; psikolojik savaş.

Farklılıklar yarat, böl, parçala, yönet…

Devletlerin, devletler gözünde değer ve itibar yükselmesi kolay değil.

Teklif ve telkinlerle reformlar yapmak gerek.

Kendi kendimizi tebrik ediyoruz!

Osmanlının da ilk reform hareketi 3 Kasım 1839, Tanzimat Fermanı ile ilan edildi.

Padişahımız Efendimiz, “Büyük devletlerin ve ülkemizin iyi bir şekilde idaresi için bazı yeni kanunların yapılması gereklidir. Bu gerekli görülen kanunların esas maddeleri can, namus ve mal emniyetini sağlamak, vergilerin alınmasını, askere çağrılma usullerini ve askerlik sırasının tespitidir” buyurmuşlardı.

“Emniyet ve asayiş, askerlik ve vergiler konusunda reform!” ne kadar dikkat çekici değil mi? Sanki yüz elli yıl öncesine geri dönüyoruz.

Tanzimat reformunun öncesi var. 16 Ağustos 1838 Balta limanı antlaşması: Bir çeşit Gümrük Birliği; Daha doğrusu gümrüklerin kevgire dönmesi… Ve artan Osmanlı borçları…

Osmanlı pazarının kolayca açılabilmesi için  bir slogana ihtiyaç vardı. Adına “Avrupalılaşmak” dediler. “Gümrük duvarları ile değil serbest ticaretle ülke hızla kalkınır.”

Avrupalılar kendi aralarında Baltalimanı anlaşmasını değerlendirirlerken; İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Balmerstone, “İngiltere için bir şaheser.” Avusturya Başbakanı ise, “İşte Osmanlı şimdi bitti” lafını etmekteydiler.

Tanzimat’tan hemen sonra;  Osmanlı devletinde gayrimüslimlerin kışkırtılmalarıyla ilgili bir ilk yaşanır. Bakın bu durumu Mehmet Hocaoğlu kitabında nasıl yazmış; ““Tanzimat fermanının ilk olumsuz etkisi Lübnan’da ortaya çıktı. Lübnan derebeylik sisteminden farksızdı. Ahali Müslüman ve Hıristiyanlardan kuruluydu. Müslümanlar da birçok mezheplere bölünmüştü. Hıristiyanlar da bölünmüştü. En ağırlıklı grup Müslüman Dürzilerle, Katolik Marunilerdi. 1840’da vergi nedeniyle hem Dürziler ham Maruniler ayaklandılar. İngiltere ve Fransa hemen Babı Aliye müdahale etti. Gruplar birbirleriyle çatışmaya başladı. Bu ayaklanmada Hıristiyanları Fransız konsolosunun kışkırttığı anlaşıldı. Hariciye Nazırı’nın müdahalesi sonucu ve 1846’da yayınladığı beyanname ile Lübnan’da ki uygulama belirlendi. Lübnan olayı yabancı müdahalesi bakımından tarihte bir ilkti…” ( Ermeni Mezalimi. S:90)

1847’de Padişah Fermanıyla Patrikhanede iki meclis kurulmasına izin verildi. Birisi 14 üyeli ruhani meclis, inançla ilgili olandı. Diğeri cismani meclis, 20 üyeli ve siyasetle ilgileneceklerdi.

Papazların siyasetle ilgilenen bir meclisleri vardı artık.

Osmanlının değeri itibarı boşuna yükseliyor denmedi.

Ermeni sorunu böyle böyle yaratıldı.

Bu gün “soykırım” diyorlar. Kabul ediliverse kim bilir ne kadar artar o itibar(?)

            İçeridekilerin, “dışarıda itibarımız artıyor(!)” laflarına içerliyorum. Tarih okumalarını tavsiye ediyorum.

            Gerçek itibar, Mustafa Kemal Atatürk’le yükselendir. İyice kafamıza yerleşmesi gerekir. Çünkü tarih tekerrür etmektedir.

            Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024