Baskın Oran’dan Baskın(!) Nağmeler… - Eskişehir Haber

Baskın Oran’dan Baskın(!) Nağmeler…

Baskın Oran’dan Baskın(!) Nağmeler…
Yayınlama: 21 Mart 2008 Cuma - 1.628
A+
A-

 

Baskın Oran, DurDe ve STGM’nin ortaklaşa bir etkiliğinde bugün Eskişehir’e geldi. Konuşması “Türkiye’de Kimlik ve Kimlik Çatışmaları” olan Oran’ı dinlemek için bugün büyük bir istekle bende Adımlar Kitabevi’ndeydim. Baskın Oran’ın bugüne kadar dillendirdiği “kimlik politikaları”nı değerli bulan ve en son geçen sene Eşcinsel Onur Haftası’nda İstanbul’da İstiklal Caddesi’nde ki yürüyüşte yan yana yürüdüğümüzü de hatırlayarak heyecanla beklediğim bir etkinlikti.  “Türkiye’de Kimlik ve Kimlik Çatışmaları” konusunda Baskın Oran’ın “cinsel kimlikler” hakkında söyleyeceği sözlerinin de olacağını ümit ederken ne yazık ki büyük bir hayal kırıklığı yaşadım.

 

Daha konuşmasının en başında önceden ezberleyip geldiği kimlikleri sıralayıp, bilgi verirken sebebini anlamadığımız bir uyarı yapma gereği hisseti Oran; “Cinsel kimlikler konusuna hiiç girmeyeceğim!”

 

Konu üst başlığı neydi peki? Yanlış bir konuşmaya mı dahil olmuştum, yoksa hafızam mı beni yanıltıyordu?  Konu “Türkiye’de Kimlik ve Kimlik Çatışmaları” idi ancak en başta uyarı gelmişti bazı kimlikleri konuşacağım sadece bazılarını

 

Konuşmacıya saygı esastır, ne umduğun değil ne bulduğun önemlidir diyerek konuşmayı dinlemeye devam etmenin faydalı olacağını düşündüm. Alt, üst, yan, orta kimlikleri sıralayıp sanki üniversitede bir anfi dersi gibi devam eden konuşmasında laf dönüp dolaşıp geldi bir koltuk meselesine... Kürt sorununun temelinde ki kimlik algısı üzerinden bahsederken kurduğu birkaç güzel cümleyi bitirirken ekleyiverdi “ama Kürt halkının talepleri koltuktan sen kalk ben oturayımdır!” Hemen ardından da ekledi. “O koltuğa oturmak için koltuktakini kaldırman gerekir, yoksa aman ha orada oturanın üstüne oturursun sonrası da ne olur artık bilmiyorum, pek de hoş olmaz oturan için!” Bıyık altından bir gülümsemeyle birlikte tüm dinleyicilerde bir süre güldü çünkü salondaki herkes mutluydu, ee ne de olsa toplumsal erkekliğin yeniden üretildiği süper bir cümle kurulmuştu. Düşünsenize ne kadar komik bir durum, ne kadar gülünç, ya oturursa!... Kürt sorunu üzerine politika üreten birçok kişiyi de konuşmasına devam ederken Kürt milliyetçiliği yapmakla eleştirdi. Koltuk sevdalısı dedi ve “erkeklik” üzerinden tanımladığı o müthiş cümlesiyle de sorun üzerine politika üretenleri “aman ha orada oturanlar var sakın oturma” diye de uyarmış(!) oldu…

 

Baskın Oran’a soru sormak için ayağa kalktığımda bu cümlesinden rahatsız olduğumu anlatmaya çalıştım. Toplumda kabul edilen, edilmeyen, edilemeyen birçok kimlik üzerinden uzun bir zamandır söz ürettiğini ve bunlardan birisinin de “cinsel kimlikler” olduğunu belirtmeme kalmadı ki daha cümlemi tamamlayamadan “ben size cinsel kimliklerden bahsetmeyeceğimi söylemiştim” deyiverdi. Sabırla bu söyleminin "cinsiyetçi" bir bakış açısı olduğunu ve “toplumsal erkekliği yeniden üretmenin” doğru olmadığını söylediğimde ise aldığım cevap daha da şaşırtıcıydı.  Ben bunun hakkında bir şey demeyeceğim, kısa bir şekilde sorun varsa sor!” Biraz daha cümle kurmaya inatla çabaladım. AB’ye üye olmakla ilgili olarak Oran'ın söylediği “güçlü bir ordumuz var bu nedenle bize ihtiyaçları var” söyleminin bize bir yarar getirmeyeceğini, inatla AB’de yer almaya çalışmanın, AB’yi kurtarıcı olarak görmenin doğru olmadığını anlatırken bu sefer de Oran belleğinin geçici olduğunu ve uzun cümleler kurduğum için de hafızasında tutamadığını söyledi. Bir an durdum ve “Tamam düşüncemi söylemiyorum sadece soruyorum eğer başa dönecek olursak ezilen halkların taleplerinin değerli olduğunu düşünen birisi olarak bunu milliyetçilik olarak tanımlamanız bence doğru değil, bu konu tam anlaşılmadı sanırım lütfen biraz daha ayrıntılı olarak bu konu üzerine konuşur musunuz?” dedim. Bu soruma cevabı çok güzel(!) oldu; “Ezilen olsun ezen olsun senin savunduğun, talepler dediğin şey milliyetçiliktir ve bana göre iyi milliyetçilik yoktur!”

 

Sonuç işte karşınızda ben yani "Kürt milliyetçisi"…

 

Konuşmasını bitirmesini bekledikten sonra salonu arkadaşlarımla beraber terk ettik çünkü ne söylediklerim anlaşılıyordu ne de ezber yapbozu Oran ezberlediklerinin ötesine geçebiliyordu…

 

Ne büyük talihsizliktir ki bir zamanlar lgbtt politikasında savunucu kesilen Oran’ın gerçekten samimi olduğu yanılgısına düşmüşüm. Öznelerin değil de nesnelerin savunduğu politikaların ne kadar kişileri açmaza düşürebileceğinin güzel bir kanıtı. Bir Türk’ün Kürt sorununda özne rolü oynamasının bir heteroseksüelin eşcinsel özgürlük mücadelesinde özne taklidi yapmasından farkı yok(muş)… ama şimdide eşcinsel milliyetçisi demeyin sakın bana sayın Oran…





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024