Başardılar
AKP, yeniden tek başına iktidar…
Millet, CHP’ye ana muhalefet, MHP’ye yeniden muhalefet görevi verdi.
Seçimler huzur ve güven içinde yapıldı. Hilesiz, hurdasız yapılan seçimlerde temsilde adalet de büyük ölçüde sağlandı.
Demokrasinin zaferi!
Bu seçim sonuçları Batı’da da sevinçle karşılandı.
ABD; “Güçlü ilişkilere devam…”
AB; “Türk seçmeni demokrasi ve reformlara kararlılıkla devam mesajı vermiştir” dedi.
Yansımalar böyle.
ABD’ile güçlü ilişkiler, Avrupa’nın reform beklentileri ne anlama gelmektedir?
AKP’ye oy veren yüzde kırk yedi, bunu muhakeme etmiş midir?
Ana muhalefet ise, sonuçları mantıklı bulmadı.
Anketler, akıl mantık yüzdelerle adeta nokta vuruş yapıyor, isabet kaydediyordu.
Başardılar; feci şekilde yanıldım. Günlerce yazdığım yazılarda belirttiğim tahminlerim tutmadı. Sağduyu, akıl, mantık…
Parkta oturuyoruz. Karşımda 82 yaşında bir emekli öğretmen; demedim mi, bunun öyle olacağını diye söze giriyor, “bunun sebebi; yoksulluk, gerilik, muhakemesizliktir” diyor.
Bir milyon aç, on milyon yoksul, işsizler…
Nohut, kömür paketleri…
Demokrasilerde bir oyun değeri bu kadar ucuz mu?
Medyadaki yorumcular buna hiç değinmiyor.
Bir kısım seçmenden şunu da duyduk, “daha fazlasını ver, oyumuzu sana verilim.”
Bu sözleri sarf edenlerin verdiği oyla, demokrasi nereye yol alır?..
Başardılar; yeniden tek başlarına iktidarlar.
Medya’da seçim öncesi tek başına iktidar mı, koalisyon mu tartışmaları yapılmıştı.
Hangisi daha iyi…
Koalisyon da olsa, tek partide olsa, önemli olan uygulanacak politikalar, icraatlar değil midir?
Medyada partilere ekonomik, sosyal, dış politika ile ilgili konularda programları hiç sorulmadı, sorgulanmadı.
Oysa medyada küresel düzen önünde durulamaz. Çok uluslu şirketlerin istekleri modernliktir, çağdaşlıktır dendi, deniyor. Tüketim ekonomisi en büyük meziyettir felsefesi topluma benimsetildi.
Çok uluslu şirketler medyasının amacı, çok uluslu şirketlerle en uyumlu partiyi iktidar etmekti
Başardılar!
Türkiye’de ahali; emekli, esnaf, köylü, memur; tüketici kredisi, kredi kartı kredisi, traktör kredisi, otomobil… kredisi borçlusuydu.
Tek parti iktidarı olmazsa, finansal piyasaların arzusu yerine gelmezse, kriz çıkar deyiverdiler. Faizler yükselir!
Sanki şimdi yükselmeyecekmiş gibi.
Bir toptan pazarlamacı delikanlı ile yol üzeri konuşuyorum;
Delikanlı diyor ki; “abi, esnaf perişan, esnaftan kime sorsam CHP, MHP diyordu. Ne oldu anlayamadım.”
Soruyorum; “esnaf borçlu mu?
Diyor ki; “hem de çok borçlu!”
Borçlu esnaf, borcuna yüksek faiz ödemekten korktu. CHP, MHP diyen esnaf gitti AKP’ye oy verdi herhal.
Nohut, kömür paketleri, faiz korkusu oy tercihinde etkili olmuş mudur?
Başardılar; demokrasinin zaferi.
Duyguların harmanlanarak AKP’ye aktığı garip bir durumdur bu durum.
Geçenlerde parkta bir bürokratla karşılaşmıştım.
“Türkiye’nin geri kalmışlığının sebebi, bu güne kadar iktidara gelmiş olan sağ iktidarlardır. Sağın biriktirdiği krizler, hep sosyal demokratlara fatura edilmiştir. Sosyal demokratlara kısa süreli, bölük pörçük iktidar dönemleri verilmiştir” diyordu.
Sözü nereye getireceğini merak ediyordum.
Dedi ki; “Yine CHP’ye krizi fatura edecekler, bunun için yeniden AKP iktidar olsun istiyorum. Abi, oyum AKP’ye!”
Böyle düşünerek AKP’ye oy verenler dahi vardı. AKP’yi, Allah’ın partisi olarak görenler de.
Başardılar.
Artık yeniden iktidardalar, doludizgin yola devam…
Muhalefet ne yapacak?
Elinde tek bir imkan var, hemen şimdi etkin propaganda ile halkı aydınlatmak.
Çok uluslu şirket medyasının etkisini azaltacak, yüz yüze bilgilendirme, iletişim.
Başarmak zorundalar.
Mahir Öztürk



