Öğrenim Birliği Yasası
3 Mart 1924 tarihinde kanunlaştı.
Öğretim birliği yasasıyla Milli Eğitim, farklı kurumların farklı farklı uyguladıkları eğitim modelinden kurtarılarak yeni, çağdaş, laik, ulusal, akılcı çizgiye oturtulmuştu..
Kıyısından köşesinden, özelleştirmelerle, dinselleştirilmeyle, öğrenci merkezli eğitim modelinin benimsenmesiyle, ne acıdır ki bu gün eğitim arapsaçı….
Sonuçta; Eğitim İş, gelinen noktayı şu çarpıcı tümceyle özetlemektedir; “ Türk Eğitim Sistemi, geleceğimizin güvencesi çocuklarımızı yetiştirmede oldukça yetersiz, teslimiyetçi, akıldışı, bilimsellikten ve çağdaşlıktan uzak, ulusal nitelikten yoksun, rejimle kavgalı, Atatürk düşmanı bir kuşak yetiştirme projesine dönüştürülmüştür.”
Model, dış dayatmaların eseridir. Ulus devlet modelinin ayrıştırılması, etnik, mezhepsel çatışmaların kışkırtılması esası üzerine kurulmuş görünmektedir. Yabancılaşma imrendirilir hale getirilmek istenmektedir.
Nitekim, Milli Eğitim Bakanının Iğdır’dan yaptığı “toprakların satışından korkmayın” açıklaması esef verici değil midir? Oysa toprak vatan demektir. Bize böyle öğretmişlerdi.
Vahim olan şudur; acaba vatan bilinci verilmemiş, kendi vatanında vatansız, ırgatlar mı yetişmesi istenmektedir?
Anaların, babaların derinleşen kaygılarına karşı, sorumlulardan hamaset nutukları…
RTE’de geçenlerde meclise topladığı gençlere hitabesinde … “Gençliği 1960’lı, 1970’li yılların içi boş sloganları ile kimse yönlendiremez” demiş.
Ne diyordu, 1960 gençliği; “olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu?”
Başbakan Menderes, Amerikanın peşinde, küçük Amerika olur muyum hevesindeydi.
1970 gençliği, “bağımsız Türkiye” diyordu.
Küçük Amerika sevdasıyla, bağımsızlığından tüketen Türkiye…
Gençlik, işte bunun farkındaydı o yıllar…
Gençlik bu gün neyin farkında? Yabancı markaların mı? Yoksa sömürgeleştirilmekte olan koskoca bir ülkenin alacakaranlığı mı?
Neden böyle? Eğitim sistemimizdeki bozulma değil mi?
RTE, “Gençlik, bir ülkenin aynı zamanda ruhudur, aklıdır, vicdanıdır, ufkudur...” demiş.
Doğru!
Milli Eğitim kurumlarında yaşananlar, eğitim politikaları, bu politikaları şekillendiren yabancı danışman şirketler… gençliği eğitiyor…ülkenin ufkunu belirliyor.
Ülkenin ruhu, aklı, vicdanı, ufku gençliğe, şimdiki eğitim politikalarıyla ne kadar ülke sevgisi, ulus bilinci veriliyor?
Hamaset yapmak iyi, birkaç genç toplayıp, yedirip içirip, TBMM’de slogan attırmak da.
RTE demiş ki, “30 yaşın altında 40 milyon genç var.”
Nereden bakarsan 20 milyon seçmen eder. Seçim var. RTE, oy derdinde… 20 milyon gencin kaçı işsiz? Bilen var mı? Anketler, istatistikler doğru mu?
RTE’ye göre, "Gençliğin meselelerini ertelemekten, geleceğe havale etmekten daha büyük bir yanlış olamaz.” Mış.
Günaydın RTE, günlük haz peşinde koşan, eğlenceyle vakit geçiren bir kısım gençlik ve cemaat, tarikat yuvalarında oyalanan bir başka kısım gençlik var.
Dört küsür yıl geçti, aklılar neredeydi?… Seçim var…
RTE görev veriyor, belediyeler gençlere iş verecek, muhtemelen geçicidir, seçim geçene kadar.
Gençliğe ne gibi iş sahası açtınız? Doktoru bile dışarıdan getireceksiniz. Güney Afrikalı, Papua Yeni Gineli Doktorlar… Yarın mühendisler, veterinerler, avukatlar, işçiler, dışarıdan gelmeyecek mi? Senin insanın artık dışarıda çalışabiliyor mu? Serbest dolaşım hakkı tek yanlı değil mi? Bu güne kadar reformdur diyerek gençliğin aleyhine atılan tüm imzalar, çıkan yasalardan gençlik haberdar mı?
Gençlik farkına varmalı. Geleceksiz kalmamak, geleceğinin karartılmasına izin vermemek için. Her şey kendi elinde. Kanmamalı! Gençlik, RTE’ye oy vermemeli?
Diyebilmeli ki; dört yıldır sultanlar gibi iktidardın. Ne yaptın gençliğe?
Anne baba, çocuğunu ne zahmetlerle okutmaya çalışıyor. Okumayı zorlaştıran, paralı hale getiren kim? Çocuğunu okutabilen veliler, çocuğum eline silah almasın diye paralanıyor. Çocuklarına iş bulabiliyorlar mı? İş sahalarını daraltan kim? Devletin nesi varsa satan, devleti küçültüyorum diye kadroları kısan, devlette yandaş kadrolaşması yapan…
Türkiye'nin uzun yılların biriktirdiğini bir kalemde satıp savan…
Çözdük çözdük diye ülkenin meselelerini çözülemez hale getiren RTE…
Saat, tersine işledi, Lozan öncesi döneme kadar gittik gibi, çoğu insan farkında ve kaygılı… Kaygısızlar ne yazık ki işbaşında…
Beşinci yıldayız, seçim var. RTE’ye göre ümit var olmalıymışız, üç yılda başımızı göğe deydirecekti, şimdi ne söylüyor? Verdiği sözleri de unutuyor.
Çizgili takım elbise giydirilmiş, yedirilmiş, içirilmiş bir grup genç TBMM’ne getirilerek orada miting şov yaptırılıyor. Seçim yaklaştı ya…
Gençler hatırlanıyor…
Öğrenim birliği, 1950’li yıllarda örselenmeye başlamıştı, 2007’de öğrenim birliği mevta… 3 Mart, Öğrenim Birliği Yasası’nın yıldönümüydü. Kaç siyasi lider hatırladı?
Mahir Öztürk



