eğitim - Eskişehir Haber

eğitim

eğitim
Yayınlama: 5 Temmuz 2012 Perşembe - 4.418
A+
A-

3 aydır eğitim sektöründe “öğretmen” olarak bulunmaktayım.16 yıllık öğrencilik hayatından sonra öğretmenlik vasfına bürünmek biraz zor oluyor. Hem özel hem de devlet okulunda görev yapıyorum ve ilk olarak fark ettiğim şey içler acısı olan sözde geleceğin doktorları, öğretmenleri olacak nesil… Dershanedeki öğrencilerin durumu bir bakıma daha iyi. Çünkü gelenlerin çoğunun bir amacı var. Ama genele bakıldığında o kadar çok amaçsız insan var ki hayret etmemek elde değil. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki bu hale gelinmesinin tek nedeni bir “eğitim politikamızın” olmaması. Gelen yöneticiye göre değişen sistem artık hem öğretmeni hem de öğrenciyi bıktırmış durumda. Öğretmenin elinde hiçbir yaptırım gücü yok. Tek bir çocukla uğraşmayıp öğretmenin 40 dakika içinde 30 çocukla ilgilenmesini, eğitmesini ve terbiye vermesini bekleyen velilerde cabası. Tüm yıl okula uğramayıp karne günü yaklaştığı için okula akın eden velilerin desteği olmadan, Milli eğitim bakanlığının “sağlam bir politikası” olmadan öğretmenin sarf ettiği tek taraflı emek malesef yeterli olmuyor. Çok değil 6 yıl önce lise sıralarında olan biri olarak düşünüyorum da ne korkardık sınıfta kalmaktan, disipline gitmekten, azar işitmekten… şimdiki öğrenciler gerçekten bu yönden çok şanslı. Çünkü öğretmenleriyle arkadaş gibiler. Ama bunu maalesef suistimal edebiliyorlar.

Çocukların yaşları daha 16, 17 ama hayattan ne beklentileri ne umutları var. Akılları derslerden başka her şeye çalışıyor. Bu da öğrencilerin amaçsız olmalarından kaynaklanıyor. Bazen umutsuzluğa da kapılsam pes etmemem gerek. Çünkü bu meslek kan bağın olmadan bir çocuğu sahiplenmeyi, başarısıyla gururlanmayı, başarısızlığıyla üzüntü duymayı öğretiyor…





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024