Oyu Akp’ye - Eskişehir Haber

Oyu Akp’ye

Oyu Akp’ye
Yayınlama: 18 Temmuz 2007 Çarşamba - 1.069
A+
A-

 

Parkta beş altı arkadaş oturuyoruz; oradan buradan; ne olacak bu memleketi hali, ahvali türünden muhabbetler…

Bir şapkalı masamıza yaklaştı, bir sandalye çekti, lap diye oturdu. Selamsız sabahsız.

Arkadaş, benim oyun AKP’ye; paranın değerini yükseltti, herkese yardım ediyor, memleket kalkındı vesaire vesaire…

Dur! Bir dakika dostum, sen AKP’ye yine oyunu ver de “paranın aşırı değerlenmesi iyi bir şey mi?”

Bana göre iyi, size göre, yüksek memurlara göre,  iyi olmaz tabi, memleketi sömürdünüz, hiçbir şey yapmadınız, yan gelip yattınız. Bizim verdiğimiz vergilerle saltanat sürdünüz. Şimdi, sağlıkta eşitlik gelince feryat ediyorsunuz.

Adam mitralyöz gibi konuşuyordu. Sözlerindeki yanlışlığı anlatmamıza fırsat dahi vermiyordu

Kışkırtıcı konuşmaları karşısında, davetsiz oturduğunu hatırlatıp masayı terk etmesini söyledik. Kalkmadı, bizler masayı terk ettik.

Almanya’dan gelen bir işçi emeklisiymiş.

Cahillik ve körü körüne inanış; ne kadar fena bir şey…

Onun “dinlemek” gibi bir özelliği olduğunu hissetseydim.

Ona, AKP Milletvekili Turan Çömez’in bir konuşmadan örnekle memleket gerçeklerini anlatmak isterdim.

Şapkalı, iri kıyım Alamancıya anlatamadım ama sizlerle paylaşmayı bir görev sayarım.

Çünkü çok önemli!

Şöyle diyor Çömez;

2002’deiç, dış borç toplamı 230 milyar dolardı, şimdi 400 milyar doları geçti.

Cari açık 1.5’dan, 32 milyar dolara çıktı.

Dış ticaret açığı 1.7’den 50 milyar dolara…

Cari açığı kapatmak için dışarıdan gelen yabancı parayı kullanıyoruz. İnsanların kafası karıştırılıyor.

Babacan’a soru  önergesi vermiş Çömez; “Son dört yılda ülkeye gelmiş, yatırım yapmış, istihdam üretmiş, ihracat yapmış yabancı sermaye miktarı nedir?”

Hiç gelmemiş ki!

Yabancı sermaye, banka satın almaya, karlı işletmeleri sahiplenmeye, portföy yatırımı için gelmiş.

Vahşi bir rant sistemi! Bir saadet zinciri! Titan gibi!

Merkez Bankasındaki, diğer bankalardaki 112 milyar dolarınızı % 4 faizle yabancı bankalara yatırıyorsunuz, % 20 faizle borç alıyorsunuz.

Sürekli artan cari açık, iç, dış borç.

Babacan, “ 200 km hızla gidiyorsunuz, dışarıdan para gelmezse duvara toslarız!”

Borç para neyin karşılığı geliyor? İla nihai gelmeyeceğine göre, bu hız Türkiye’yi uçurumdan aşağıya yuvarlamaz mı?

Çömez, “uçuruma sürükleniyoruz” diyor.

Aynı zamanda Çömez, “Türkiye % 30 büyüdü diyorlar. Büyümenin karşılığı vardır. Yeni fabrikalar açıyorsun demektir. Fabrika büyüyor demektir. İstihdam artması gerekir. İstihdam artışı yok” diyor.

Kobiler sıkıntıda, yerli sermaye dışarı kaçıyor.

Uçak, ağır sanayi, yüksek teknolojiden söz etmek istemiyorum diyor Çömez, ayakkabıcılık sektöründen örnekler veriyor.

2000 yılında ülkeye giren ayakkabı 9 milyon çiftti. Bu gün 36 milyon çift.

Yerli ayakkabı üretim kapasitemiz 450 milyon çiftti, şimdi % 30 kapasiteyle 150 milyon çifte düştü.

Ayakkabıcılık sektöründe 160 bin kişi işini kaybetti.

Dinler arası diyalog, medeniyetler ittifakı, dinler bahçesi. BOP gibi safsatasıyla küresel güçlerin dizayn ettiği projelerin peşinden sürükleniyoruz.

Çömez bunları anlatırken, kulaklarından hiç gitmediği zamanın Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış’ın bir sözünü aktarıyor; “İlk bomba Bağdat’a düşer düşmez paramızı isteriz!”

Şaşırtıcı değil mi?

Çömez, “bu nasıl bir anlayıştır?” diyor.

“750 bin kişi hayatını kaybetti”

“Banim kucağımda çocuklar öldü!”

Misket bombaları, bombalar…

“Masa başında olmak istiyoruz dediler.”

“Oyun kurucuyduk, masa başındaydık, ne oldu?”

Hiçbir şey!

Namuslu bir AKP’li; Çömez, bunları söyledikten sonra, her halde o da oyunu AKP’ye vermez.

Ama yukarıda sözünü ettiğim şapkalı Alamancı gibiler oylarını verecekler elbet.

Onun oyu ise AKP’ye, çünkü körü körüne inanmış.

Halk arasında şu sözü de sıklıkla duyuyorum; “Akp’ye vermeyin de kime verirseniz veriniz”

Mahir Öztürk

 

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024