1 MUHARREM 1433 YIL ÖNCE - Eskişehir Haber

1 MUHARREM 1433 YIL ÖNCE

1 MUHARREM 1433 YIL ÖNCE
Yayınlama: 24 Kasım 2011 Perşembe - 7.723
A+
A-

                 1 MUHARREM 1433 YIL ÖNCE

“Haccın ahrete ait menfaatlerini” başka bir zamana ertelediğimden dolayı sizlerden özür diliyorum.

  Bugün, 1348 yılına kadar ülkemizde kullanılan “HİCRİ TAKVİMİ” ve dolayısıyla “HİCRİ YILI” hakkında konuşalım istedim.

   Peygamber Efendimiz(sav)in Medine’ye hicreti ölçü alınarak, Hz. Ömer(ra) zamanında oluşturulan Hicri Takvimi biz Müslümanları “Ehli Kitaptan” ayıran önemli bir özelliktir diye düşünüyorum. Hicri takvimi ay yılı esas alınarak oluşturulduğundan, önemli gün ve gecelerinde kendisiyle belirlendiğidir. Önümüzdeki cumartesi “1 Muharrem 1433” yani Hicri yılbaşımız. Fakat insanlarımızda nedense ses yok. Oysa bir ay sonra kutlanacak olan Hıristiyanların yılbaşı kutlamalarına (Noel bayramı) bütün efradıyla katılarak, kestikleri yaş ağaçların yanında zavallı hindilerin de günahına girecekleridir. Yeri gelmişken belirtmekte fayda görüyorum; “Kurban Bayramında” sokaklara dökülen hayvan dostları, hindilerin kesilmesinden dolayı neden gıkları çıkmıyor. Varın siz düşünün.

   1 Muharrem 1433,  Peygamber Efendimiz(sav)in bin dört yüz otuz üç yıl önce Medine’ye Hicret ettiklerinde, Yahudi geleneğinde var olan bayramlarına, Müslüman kardeşlerimizin de iştirak ettiklerini gördüler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz(sav), Yüce Rabbimizin biz inananlara Kurban ve Ramazan bayramlarını verdiğini bildirerek; Ehli Kitaptan ayrı bayram yapmamızı istemişlerdir. Bu durumu önemsiyorum. Önemsemek lazım.

 Neden derseniz?

   “Kim kime benzerse o ondandır. Hadisinden hareketle yol haritamızı yeniden gözden geçirmemizdir. Peygamber Efendimiz(sav)’in bu ikazı bütün inananları bağlamaktadır. Geliniz kendi öz değerlerimizi yaşatalım. Başkalarının değerleriyle yaşamak bizi kendimizden ne kadar uzaklaştırdığını artık görmek gerek. Bugün var olan çözülmüşlüğün, tefessühün ve ahlaksızlığın altında yatan temel neden kendi değerlerimizden uzak (hatta bi-haber) yaşıyor olmamızdandır.

   Peygamber Efendimiz(sav)in bi’setinden önce Kas bin Saide’nin “Suku Ukaz Panayırında” söylediği şu sözleri bir kez daha hatırlayalım.

“ Ey insanlar! Geliniz, dinleyiniz, belleyiniz, ibret alınız. Yaşayan ölür, ölen fena bulur, olacak olur. Yağmur yağar otlar biter. Çocuklar doğar, anaların babaların yerini tutar. Sonra hepsi mahv olup gider. Kulak tutunuz, dikkat ediniz! Gökte haber var, yerde ibret alacak şeyler var. Yeryüzü bir ferşi eyvan, gökyüzü bir yüksek tavan…

   Ey cemaat! Hani aba ve ecdat, hani müzeyyen kâşaneler ve taştan haneler yapan Ad ve Semud hani dünya varlığına mağrur olup da kavmine; “Ben sizin en büyük rabbinizim.” Diyen Firavun ve Nemrut?

Onlar size nispetle daha zengin ve kuvvet ve kudretçe sizden daha efzun(daha fazla) değil miydiler?

 Bu yer onları değirmeninde öğüttü, toz etti dağıttı…

    Evvel gelip geçenlerde, bize ibret alacak şey çoktur. Ölüm ırmağının girecek yerleri var amma çıkacak yerleri yoktur.”

   Sevgili dostlarım o dönemle bu dönemi mukayese ettiğimde sizinde gördüğünüz gibi hiçbir farkın kalmadığıdır. Umarım kendimize dönüş noktasında geç kalmış olmayız. Bu duygu ve düşüncelerle HİCRİ YILINIZ KUTLU OLSUN.

 

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024