TERBİYE-Ü TEBRİYE - Eskişehir Haber

TERBİYE-Ü TEBRİYE

TERBİYE-Ü TEBRİYE
Yayınlama: 14 Ekim 2011 Cuma - 4.251
A+
A-

TERBİYE-Ü TEBRİYE

   Değerli dostlarım, bu yazımda sizleri iki nokta üzerinde düşünmeye ve                               düşündürmeye çalışacağımı peşinen belirtmeliyim.   

Varlık alemine bakıldığında insan oğlu da dahil tüm yaratılmışların Yüce Rabbimizin terbiyesinden geçmiş olmasıdır ki, (buna fıtrat da denilmektedir.)

   Fıtrat, anlaşılacağı üzre mahlukatın Allah-u tealay-ı tanıtacak şekilde yaratılış olması; İnsanın da bu dili okuyarak Allah-ı tanıması ve O’na ibadet edecek şekilde yaratılmasıdır. Yani her varlık kendi içinde ilahi bir terbiyeden geçmiş olmasıdır.

  Geçenlerde kanalın birinde yeni Müslüman olmuş Hollandalı bir kız kardeşimizin hayat hikayesi verilmekteydi. Fıtrata dönüş yapan bu kız kardeşimizin yaşadığı İslami heyecan görülmeye değerdi. Kendisine Yüce Rabbimizin yasakları sorulduğunda tek cevap vermekte;  Rabbim istiyorsa tartışma yok. Kedisinin vazgeçilmezi olan piyanoyu (tabi bu cahiliye dönemindeki vazgeçilmezi) bırakması gerektiği söylenildiğinde, Rabbim istiyorsa tabiî ki. Bu manzara karşısında insanın şöyle diyesi geliyor; ben de hırıstiyan bir ailenin çocuğu olsam da Müslüman olsaydım. Bu kardeşimizin sahip olduğu imana sahip olabilseydim. Fıtrata dönüş ve ilahi terbiyeyi fark ediş bu olsa gerek. Nitekim Peygamber Efendimizin(sav); “ Her çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra annesi ve babası onun fıtratını değiştirir.  Gerçekten anne ve babamız tarafından ne kadar ve nasıl değiştirildik. Fıtrata dönüş yapan bu kardeşimizin ıslama karşın olan hassasiyeti bizlerde neden yok. Bu soruları çoğaltmak mümkün, biz gene de kendi iç dünyamızda yolumuza devam ederek neler kaybettiğimizi bulmaya çalışalım.

  Üstad Necip Fazıl’ın dediği gibi;” Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum/ gökyüzünden habersiz uçurtma uçurtmuşum.” Koca bir ömrü anlamsız yere yok ettiğimizin ızdırabını ve yok oluş çilesini artık yaşamamızın gerektiğidir.  Bu yolu takip ederken yapmamız gerekenlerin altını çizerek şöyle bir hatırlamakta fayda vardır diye düşünüyorum. İşin evvelinde ve ahirinde hayatımızın her evresini KURAN-LA yeniden şekillendirmemizdir.  Unutmayalım ki; bizim için hem “şifa,” hem de “hidayet” kaynağı KURAN-dır. Kendimizi fıtrata uygun hale getireceksek kuran-a uymalı ve onunla yaşamalıyız. Gene unutmamak gerekir ki; Bizi biz yapan değerlerin bir diğeri ise aklediyor oluşumuzdur. Aklın temel verileri olan “tefekkuh”, “tefekkür” ve tezekkürü İlahi Ayetlerden müteşekkil olan kuranın (yani vahyin ışığında) olgunlaştırıp, ruhun temel gıdası haline getirmeliyiz. Alınan bu gıdayla kişinin, Rabbini bulması, akabinde peygamberini bilmesi hayatının geriye kalan her evresini  huzur içinde yaşamasına da vesile olacaktır. Şifa ve hidayet de bu olsa gerek. Aynı şekilde başımızı ellerimizin arasına alarak kendimizi sorgulamamızdır ki; İşte o zaman İslami heyecan bütün benliğimizi kaplar. İşte o zaman varlık boyasıyla aynı boyayı taşırız. İşte o zaman insan olma şuuruna varırız. “Ekmel” ve “Ehsen” olan da bu değil midir?

   Şimdi bir diğer noktaya bakalım. Modernite’nin (yeni dünyanın) yıktığı “dini” ve “değerlerini” ihya etme adına hangi gayretin altında imzamız vardır? Bu konuda kazandığımız ve kazandırdığımız ne vardır? Söylenecek tek söz,”KOCA BİR HİÇ!”  Öte yandan örf ve adetlerimizin dinin kendisiymiş gibi gencecik beyinlere aktarılması; insanın kendi eliyle kendisini darağacına göndermesi gibi bir şey. “Eşrefi mahluk” olan varlığın yani biz insanın yok oluşunun altında bu sebepler yatıyor olsa gerek. Evet bugün ruhumuzun ve beynimizin öz gıdalarının yerine bu tür gıdalarla beslenmesi, insandaki samimiyetin ve halisiyetin de katili olmuştur. Esfele-i Safilinde debelenen bu varlık, gözü dönmüş bir canavar gibi hem cinslerini öldürmekte veya hakkına tevessül etmekte bir an olsun geri durmamaktadır.

 Değerli dostlarım, vermek istediğim tabloyu okuduğunuzu sanıyorum.  Sözlerimi bir şiirimle noktalıyorum; “İslam, Rabbimin bana biçtiği fıtrat/ Gerisi laf-u güzafla dolu edebiyat.”  Selam ve Dua ile…

                                                                              HULUSİ BOZ    

 

 

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024