Esnet-me!
Süleyman Yağızın soru önergesine verilen cevaptan öğrendiğimize göre hükümetin bir af çalışması yokmuş.
Ama 221 esneyecek.
Sündürdün mü yasayı nerede kopacağı belli olmaz.
301 kalkacak tartışmaları var.
Kalkarsa, milli, manevi değerlere aşağılama, hakaret artık serbest.
Kendi ulusuna karşı haksızlık yapmak, uluslar arası takdire şayandan payedir.
Nobel Edebiyat ödüllerine kadar uzanan…
Örneği var, heveslileri de çıkar elbet.
Orhan Pamuklar, Elif Şafaklar, Hırantlar…
Bir buçuk milyon Ermeni’yi yok etmişiz, Türkün kanı bozuk diyenler mahkemelerde yargılanmasınlar.
Soykırım bir emperyalist yalandır diyenler, sözde demokrasinin beşiği İsviçre’de mahkum olurlar. Çuvallar dolusu tarihi belgeye inat.
Tarihi gerçeklere bilerek yada bilmeyerek aykırı laf edenler… Biz adam olmayız diyenler itibarda.
İtibarda olmayanlar ise, söz hakkı verilmeyen; hiçbir ferdi çıkar hesabı gütmeyen, unvan, ödül peşinde koşmayanlardır.
Ekranlarda her daim numaracı cumhuriyetçiler konuşurlar.
İtibarda olanlar onlardır. 221’i esnetme, 301’i kaldırma, anayasayı mülga çaba ve gayreti içindeler.
Bölücü ırkçılık yapanlar var. Etnik ayrımcılığı kışkırtanlar, ulusuna hakaret edenler özgürlüklerin en uç noktalarında dolaşma hak ve yetkisindeler.
Ne yazık!
Osmanlı da böyle parçalanmamış mıydı?
Osmanlıdan ayrılan bütün o topraklarda bir asırdır ne huzur ne güven var.
Yüz yıl, yüz elli yıl önce Şark Meselsi (=Ermeni Meselesi) konuşulurdu. Azınlık hakları…
Sözde aydınlar; Kürt meselesi diyorlar.
Habere göre, DTP'li Alınak, Büyükanıt ve Erdoğan'ı BM'ye şikayet etmiş.
Teröre karşı yapılan operasyonları soykırım olarak niteliyor bu zat!
Ermeni Taşnak terörüne karşı mücadele eden Osmanlıya, soykırımcı suçlaması yapıldığı gibi.
Diyor ki Alınak, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde soykırım uygulanarak yok edilmektedir. Asimilasyon tüm acımasızlığıyla sürüyor."
Hazret! Soykırım ve asimilasyon olsaydı, ne Ermeni kalırdı ne de Kürt.
Soykırım ve asimilasyon, tarihin hiçbir döneminde Türkler tarafından yapılmamıştır. Sırp, Sırp olarak, Rum Rum olarak, Arnavut, Arnavut olarak, Arap, Arap olarak kalmıştır.
Avrupa’da yaşanmıştır asimilasyon, hala daha yaşanır. Almanya’da, Fransa’da… Üçüncü nesil azınlıklara bakın. Soykırım denince akla, Kızılderililer, Aborjinler, Cezayirliler, Yahudiler akla gelir.
Sonra dünyanın hangi ülkesinde bir milletvekili, bir vatandaş kalkıp kendi ulusuna bu şekilde suçlama yapabilir.
Dünyanın hangi ülkesinde ayrılıkçılık iddiasında bulunanlara bu kadar geniş özgürlük verilmiştir?
Dünyanın hangi ülkesinde farklılıklar bu kadar kaşınmaktadır?
Böyle bir şey yok.
Amerika’da da, Fransa’da da, İngiltere’de de, Almanya’da da…
Amerika, Fransa, İngiltere, Almanya… Geçmişte Ermeni ırkçılığını kışkırtmıştı. Şimdi Kürt Irkçılığına sempatiyle bakıyor.
Ambalajı da demokrasi, ifade özgürlüğü, insan hakları… Bir zamanlar vasıtadır denmişti. Cumhuriyete karşı mevzi kazanıyor.
Farkında mısınız? Cumhuriyeti kuran Fransa’da her cumhuriyet yıkıldığında monarşi gelirdi.
Demokrasi ve insan hakları vasıta, dikkat edin! Oligarşi geliyor.
Katılımcı, çoğulcu sıfatları eklenmiş demokrasi…
Küresel ideoloji dayatıyor; Globalizm
Reformlar… Anayasa değişmeli!
Anayasa tartıştırılıyor, tayin ettikleri bilim adamlarına sipariş maddeleri basın aracılığıyla zaman zaman sızdırılıyor. Eleştirilere, daha ortada bir şey yoktur yanıtı veriliyor. Köprünün altından sular geçiyor.
Reform yasaları ansızın, diğer reform yasaları gibi meclise getirilip, yangından kaçırırcasına kanunlaşıverecek.
Herkes görüş açıklıyor denecek, hükümet bildiğini okuyacak.
Görüş bildiren oligarşi!
Bir takım bilim adamları anayasa hazırlayın talimatıyla atandı
Bir taslak hazırladılar
Basına sızdırma anayasa hakkında eleştiriler yükseldi.
RTE bile beğenmedi, üzerinde biraz daha çalışın dedi.
Üzerinde hala çalışıyorlar.
Sivil toplum örgütleri de fikirlerini söylemeliydiler. Garnitür zengin olmalı.
Fakat anayasa maması, RTE’nin damak zevkine uymalı
Maddeler görüş ve talimat doğrultusunda.
Oligarşinin sözcüleri, “önceki anayasalar tepeden inmeydi” demekteler, sanki şimdiki yerden bitme,
Beğenmedikleri anayasa yüzde doksanın üzerinde oy almıştı. Şimdikinin oyu ne olur belli değil.
Öncekileri bürokrat ve asker hazırlamış. Sivil yanı yokmuş.
Sanki şimdiki hazırlanan daha sivil, bu anayasa sivilceli!
Ancak, “ hazırlanan anayasa sivildir, demokratiktir” propagandası sürekli pompalanmakta.
İyi de sahi bu anayasa çalışması sivil mi?
Olsa olsa bu anayasa, ulemaya danışılmış, bürüksel, Washington eksenli, numaracı cumhuriyetçilerin ağız tadında bir veziriazam anayasasıdır.
Anayasayı koruyup kollayacağına yemin edenler, anayasayı külliyen değiştirecekler.
Varsa yenisine ihtiyaç, bir kurucu meclis seçilir, anayasa çalışması yapar, çalışma sırasında toplum bilgilenir, tepkiler alınır, değerlendirme yapılır, her kesimce güven duyulan bir metin hazırlanır. Halk konuşur.
Öyle olmuyor!
Numaracı cumhuriyetçiler, ekranlarda dizi dizi ileri geri durmadan konuşuyor.
Siyasi reformlara, yeni anayasaya var mı ihtiyaç? Asıl ihtiyaç; üretim!
Şu an yeni bir anayasa’ya ihtiyacını en çok kim duyuyor?
Reform krizine tutulanlar kimler?
AB’yimiz böyle istiyor, İMF gereklidir diyor, AB’ciler ve IMF’ciler de onların dayatmalarına tercüman oluyorlar.
RTE, en küçük eleştirilere bile, “siyasi rant elde etmek isteyenler diyerek” açıyor ağzını yumuyor gözünü.
Muhalefet siniyor.
Sindikçe muhalefet,
RTE siyasi rant elde ediyor.
Velhasıl esniyoruz, sünüyoruz sanki Osmanlının tanzimat, ıslahat dönemlerini yaşıyoruz.
Esne- me?
Uyuma ey halkım!
Mahir Öztürk



