Vahşi Ekonomi...
Ekonominin tepesindekiler, ekonomi politikalarını şekillendirenler, yaygın medya ekonomistleri, kartel sermayesi,
ağız birliği içindeler.
Başlangıçta şöyleydi, böyleydi demişlerdi ama Merkez Bankası Başkanı Durmuş şimdi çok başarılı diyorlar.
Başarılı Durmuş geçen gün bakın nasıl hareket etti.
Her zamanki, gibi elindeki kağıttan aktardığı kadarıyla;
Asgari ücret zammında,
Memur, emekli maaşlarında, yaşanan trajik komik avuntunun bir benzerini yine önündeki kağıttan tekrarladı.
“Ey hükümet, 2007’de kamu işçilerine hedef enflasyon kadar zam ver!”
İyi de muhterem! Senin enflasyon hedefin” % 4!”
% 4’ü herkes komik buluyor. Bu hedefe herkes göbeğini hoplata hoplata gülüyor.
Telefona, ekmeğe… zam, muhteremin hedefi kadar değil.
Sırada doğal gaz, elektrik… var.
Ürünlere, hizmetlere zammı kontrol altına alsana; neden tık yok? Halbuki petrolün varili 80 dolardan 50 dolarlara inmemiş miydi? Ne oluyor?
Dünya rekoru reel faiz, bütçenin yarısını alıp götürüyor.
Düşük kur, dolara baskı ile enflasyon tutulmaya çalışılıyor…
İthalat çıldırıyor, dış ticaret açığı, cari açık yeni rekorlar kırıyor.
Üretim bitiyor!
Çıt çıkmıyor.
İşçiye, memura, emekliye zamma sıra gelince enflasyonu hoplatacakmış!.. Muhterem böyle buyuruyor.
Vicdanı elvermiyormuş ama enflasyonu etkiliyormuş.
Sanki işçiye, memura, emekliye, çiftçinin ürününe hiç para vermesen enflasyonu engelleyebilecek misin?
Vahşi ekonomi bu, o zaman da üste para isteyeceksin.
Sıkı para politikası. Memura, işçiye, emekliye, köylüye sıkı, belediyelerin yap-boz yatırımlarına, yandaşlara para akıtmaya, Ali Dibolara gevşek mali politika. Türedi yandaş zenginlerle birlikte, dünya kartelleri de köşe oldu sayelerinde.
Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana rekor kıran borçla, cari açıkla birlikte millete danışmadan, milletin malı sayılan varlıklarımız bir bir elden çıktı.
Vahşi ekonomiden yana olanlar, üretmeyi zül, tüketmeyi erdem sayanlar, RTE’yi, Kemal Abisini, yeğen Babacan’ı ve de Durmuş’u elbette başarılı gösterecekler.
Satmayı marifet sananlar, Halk Bankası’nı da satacaklar.
Düyunu Umumiyeci bunlar.
Osmanlı’yı Düyunu Umumiye noktasına getirenler, gaflet, delalet ve hatta hıyanet uykusundaydılar.
Bankalar, haberleşme, ticaret, enerji, tarım, gıda, sağlık, sanayi, madenler…
Yabancılaşacak öyle mi?
Tükettiğimiz her ürün yabancı olacak, yabancı keyfince zam yapacak, aman enflasyon artmasın diye fakir fukaranın, garip gurabanın rızkından kesilecek. Bunun adı sıkı para politikası olacak. Karteller en büyük karları açıklayacak.
Bunun adı vahşi ekonomi.
Yoksulu ezen, en zengini, üstelik yabancısını seven…
RTE diyor ki, Bolu tünelini açtık. 14 yıldır açılamadıydı.
Güzel de, dört yıldır ancak yarısını açabildin. Şöyle böyle bir kar serpiştirdi, açıldı lafından çok kapandı lafını işitiyoruz haberlerde.
Bolu tüneliyle köşe dönenler, siyasi rantını düşünenler daha çok kordela keserler, o tünellerde.
Yap-boz duble yollar, yollarda meydana gelen kazalar, harcanan enerji, köşe olan yabancı karteller; akaryakıt, lastik, otomotiv...
Demiryolları yapılıyor mu? Demiryolları…
Burdur’a tren gelirdi, İstanbul’a, İzmir’e trene biner giderdiniz.
Şimdi otobüse binip Dinar ilçesine kadar gidiyor, oradan aktarma tren yolculuğu yapabiliyorsunuz.
RTE böbürleniyor, hızlı tirene geçeceğiz.
Makiniste gaza bas dediler, koca treni devirdiler. Onlarca kişi hayatını kaybetti. Devrilmeseydi tren işte hızlı tren denecekti.
Bunun adı sizce de, göz boyayan siyaset, vahşi ekonomi değil mi?.
Köylüye, “ananı al git diyor”
İşte burası çok önemli!.
Vahşi ekonomi, köylüyü toprağından ediyor. Boşuna değil!. Bu toprakların da yabancılaşması gerekiyor.
Mahir Öztürk



