Bazı Beyinler Ettendir! - Eskişehir Haber

Bazı Beyinler Ettendir!

Bazı Beyinler Ettendir!
Yayınlama: 20 Aralık 2007 Perşembe - 983
A+
A-

 

Evet,

Bazı beyinler ettendir; birileri ünlü olmak, ekranlarda ismini duyurabilmek için köprüden, çatıdan aşağıya kendini atmak ister, o an, olay mahalline mikrofonlar, kameralar arzı endam ederdi, seviyorum, eşimle barışmak istiyorum vesaire vesaire.

Bunları naklen yayınlarda izlerdik bir zamanlar. Kesildi.

Etten beyinlerin şimdiki modası, papaz yaralamak, meşhur olmak yönünde…

Bu süreç tehlikelidir. O nedenle de yazımın başlığını bu şekilde seçtim.

Aslında yazımın konusu etten beyinler değil, beyinleri etleştiren sistemle ilgilidir.

Medyatik olmaya çalışmak, ekranlara çıkmayı meziyetten saymak; nöronları iyi iş gören bir organın ürünü değildir.

Bilindiği gibi beyin, nöronlardan; sinir hücreleri yumağından oluşmuş bir organdır. 

Sırrını hala çözemediğimiz milyonlarca nöronun bir biriyle ahenkle, ritimle iletişim içinde olduğu, elektronları, saniyenin binde bir çabukluğuyla hareket ettiği bir orkestradır sanki.

Sanki bir suluboya, yağlı boya tablodaki yüzlerce, binlerce tonda rengin ahengidir.

İzlenen, dinlenen bir konserdeki nağmelerin ritim zenginliği gibidir.

İnsan beyni, öyle bir şeydir ki diğer canlılardan ayırır; düşünendir. 

Muhakemede, yaratıcılıkta, kavrayışta… Nöronların o iletişimi; anyonların, katyonların, elektronların ahenkle, ritimle hareket edebilmesiyle ilgilidir.

O nedenle ineklere, tavuklara bile müzik dinlettirilir.

Okullarımızda ise, ne hikmetse resim, müzik seçmeli derslerdendir statüsüne indirgenmiştir.

Statü bu olunca, öğrencilerden birileri çıkabilir, seçmeli müzik, resim dersi istemem, sınavlarda seçmeli müzik değil test var, bana test dersi koyun deyiverir.

Meslek aşkını yitirmemiş bir öğretmen; yapmayın etmeyin, beyninizi etleştirmeyin deyip, seçmeli derse öğrencileri yönlendirdiğinde.

Vay sen misin?!

Müfettiş, soruşturma, anan adı, baban adı?

Yasak savan bir resim, müzik eğitimi…

Beyinler etleşmesin diyenler de vardır bu ülkede, etleşsin diyenlerde,  dayatanlar ise Atlantik ötesinden.

Beyninin sinir hücreleri en ritimli; medarı iftarımız; dünya çapında bir yaratıcı sanatçı Fazıl Say; müzik eğitimi yetersiz demiştir.

Yerli medyanın gündemine bir bomba gibi düşer.

Milli Eğitim Bakanlığından derhal cevap gelir; Müzik öğretmeni kadrosunu üçte bir oranında artırdık.

Şözleşmeli öğretmenlerle sayı artırmak pek marifet sayılmasa gerekir. Çünkü Müzik ve resim seçmelidir.

Özü kaçırmak bu hükümetin en büyük meziyetlerindendir.

Yetmez! Bir de Fazıl Say, MEB Bakanıyla mahkemelik hale getirilmiştir.

Şaşırır kalır Fazıl Say; “Bugün beni milli eğitim bakanı mahkemeye verdiğini öğrendim ve ben buna hakikaten çok şaşırdım. Çünkü beni mahkemeye vermek için hiçbir sebebi yoktur. Hiçbir sebebi olmadığı gibi ben müzik eğitiminin gelişmesi için Türkiye’de yani daha yetenekli çocuklar keşfedilsin, on bin tane Fazıl Say keşfedilsin. Yani yetenekli çocukların müzik konusundaki yeteneği nerede keşfedilecek yani, evde keşfedilmiyor bu, yani birisinin denetimi altında olması lazım. Orada yetiştirilmiş, müzik fakültelerinden mezun edilmiş hocalar var. Bunlar işsiz kalıyor, bunların yüzde 90’ı işsiz kalıyor, insanlarımız da yani küçük çocuklar da hakikaten müzik kabiliyeti varsa da o kabiliyet es geçilmiş oluyor, bu hayatta yazıktır, yani felsefe olarak yazık görüyorum ben bunu” der..

            Beyinlerde ritim bozukluğu olmasın istiyor, dünya çapında ünlü sanatçımız.

            Çocuklar müzikle de eğitilebilsinler.

            Çocukları müşteri gibi gören zihniyet, çocukların nöronlarının ritmini, ahengini düşünemez! Çünkü amaç ranttır!

            Günümüzde rant muhteliftir; siyasidir, ticaridir, itibar mevki elde etmektir…

            Çocuklar, gençler bir metrekare bez parçasını tartışır olmasınlar.

            Ne demişti Fazıl Say; “Bu bizim Türkiye rüyamız öldü. Tüm bakan eşleri türban takıyor, İslamcılar zaten kazandı. Biz yüzde 30, onlar yüzde 70, bizi dışlıyorlar. Çankaya’daki davette bir sürü ıvır zıvır adam çağırdılar, beni çağırma gereği bile duymadılar. Bu iş böyle devam ederse kızımı da alıp bir başka ülkeye yerleşeceğim.”

            Bir serzeniştir onunkisi. Ülkesini filan terk edecek değil. Bunu ifade de etmiştir.

            Başbakan, AKP Genel Başkanı, “Bu ülkenin sanatçısı bu ülkeyi terk etmez. Bu ülkenin topraklarından doğan bu ülkenin topraklarında kalır” der.

Yardımcısı Mir Dengir Fırat: “İstedikleri ülkede yaşayabilir, giderse saygı duyarız, çok üzüntü duyacağımızı düşünmüyorum. Bir Fazıl Say beş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına eşit değildir. Hanımı başörtülü olan da bir birey, bekar olan sayın Say da bir birey. Dolayısıyla biz azınlıkta, çoğunlukta kaldık hepsi laf herhalde dünyalığını yapıyor” der.

            Ne yaman çelişkidir.

            İşin özü ise; nöronların ahenkli, ritimli iletişimi olsun istenmeyişidir.

            Nedeni; ötelerden gelen talimatla ilgili olsa gerekir.

            Ne için diye sorulduğunda, cevap; meşhur olmak için papaz karnı deşen beyinlerle ilgilidir.

            Beyinlerin etleşmesidir.

            Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024