Yağız’ın Soru Önergeleri - Eskişehir Haber

Yağız’ın Soru Önergeleri

Yağız’ın Soru Önergeleri
Yayınlama: 14 Aralık 2007 Cuma - 1.311
A+
A-

 

 DSP Milletvekili Sayın Süleyman Yağız’ı tanırım.

Gazeteci kökenlidir. Yazdığı bir şiirde doğa ve insan sevgisini pek güzel anlatmıştır.

Kişilik haklarına ve özel yaşama ne kadar saygılı olduğunu yaptığımız sohbetlerden bilirim.

Yeni anlamlar tıkıştırılmış demokrasi kavramının kuyruğuna takılanlardan değil, gerçek demokrasi ve insan hakları savunucularındandır.

Ecevit’in son genel sekreteri.

Meclis’te sıklıkla soru önergeleri vererek hükümeti sıkıştıran bir milletvekili.

Başbakanın cevaplaması isteğiyle 12 Aralık 2007’de TBMM Başkanlığına  bir soru önergesin vermiş. Konu; iktidar yanlısı medya yaratılmasıyla ilgili…

TBMM Başkanı Köksal Toptan soru önergesini aynen Milletvekili Yağıza iade etmiş.

İade yazısı şöyle:

“İçtüzüğün 96 ncı maddesine göre soru; kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş ileri sürülmeksizin; kişilik ve özel yaşama ilişkin konuları içermeyen bir önerge ile açık ve belli konular hakkında bilgi istemekten ibarettir.

İçtüzüğün 97 nci maddesi, istişare amaçlı konular içeren soruların Başkanlıkça kabul edilemeyeceğini hükme bağlamıştır.

Bu nedenle önergeniz işleme konulmamış ve ilişikte iade edilmiştir.

Bilgilerinizi rica ederim.

Saygılarımla.”

O soru önergesinde kişilik ve özel yaşama ilişkin hangi değerlendirmeler vardı bilemiyoruz. Ayrıca içtüzüğün kısa, gerekçesiz ve kişisel görüş içermeyen soru önergesi verme zorunluluğundaki gerekçeyi da anlamakta güçlük çekiyoruz. Milletvekili sorunun anlaşılır olmasını nasıl sağlayacak?

Ancak aşağıda aktaracağım Yağız’ın bir başka soru önergesinde öne sürdüğü kişisel görüşe dikkatinizi çekmek isterim. Üsluba da.

Medyanın iktidar borazanı olmasıyla ilgili kaygıların ortaya konulması, son medya ihalesindeki tek talep ve damat öyküsü dillendirilmemeli miydi?

Yağız eklemeler, çıkarmalar yaparak, soru cümlelerini değiştirerek, önergesini yeniden vermiş.

RTE, cevap verecek!

Kim bilir, beli ki de medya bağımsız, tarafsız, özgür diyecek. Herkes de inanacak!

Yukarıda söz konusu ettiğim önergesini Yağız, Enerji ve tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’e sunmuş ve  görüşünü de eklemiş. İşte o görüşün ifadeleri;

Ekonomik ve çevresel alanlarda son derece önemli zararlar doğuran akaryakıt kaçakçılığına önlem almak için yapılan çalışmalar ne yazık ki fırsatçılara yeni imkânlar sunmuştur… Bazı firmalar, çimento fabrikalarında imha edilmesi gereken yağları (atık madeni yağlar) filtreden geçirerek yeniden “10 numara yağ” adıyla özellikle aracında motorin kullananlara satmaktadır. Bu yeni “yakıt” tüketicilere fiyat avantajı sağlamasına karşın özellikle çevre için büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Bununla birlikte kullanılan araçlarda, araçların kullanım sürelerinin azalmasına ve sık sık arızalanmasına neden olmaktadır. Denetim olmadan üretilen ve kayıt dışı satılan bu yakıtın 100 bin tonluk yeni bir pazar yarattığı, yıllık pazar hacminin her geçen gün arttığı petrol sektörü temsilcileri tarafından dile getirilmektedir. Bu bilgiler ışığında;” demiş ve özetle aşağıdaki iki soruyu yöneltmiş

EPDK’nın, bugüne kadar yaptığı denetimler ile ilgili sonuçlar nelerdir?

Yüz bin tonluk kaçak pazarı nasıl oluyor da her geçen gün büyüyebilmektedir?

Öyle anlaşılıyor ki bir tarafta sağlıksız denetim, diğer tarafta bazılarının aşırı kazanma hırsı. Atık madeni yağ içeren motorini, aracında kim kullanmak ister?

Bunca işsizliğin, kayıt dışı istihdamın olduğu ülkede kaç kişinin dizel motorlu aracı vardır denilebilir?

Bir başka soru önergesini de Yağız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’e vermiş;

Bakanlığınızın kayıt dışılığı önleyecek bir projesi var mıdır?

Kayıt dışı istihdamın ülkemiz ekonomisinde yarattığı tahmini gelir kaybı ne kadardır?

Çelik’in verdiği cevap: “Bakanlığımız tarafından hazırlanan ‘Kayıt Dışı İstihdamla Mücadele (KADİM) Projesi’, 04/10/2006 tarih ve 26309 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 2006/28 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile yürürlüğe konulmuştur.”

Projede belirtilen hedefler ise şunlardır denerek sıralanmış;

Kayıt dışının sebepleri araştırılıp, sosyal taraflarla işbirliği sağlanacakmış

Kamuoyu bilinçlendirilecekmiş.

Yabancı işçi çalıştıranların yarattığı haksız rekabet giderilecekmiş.

Bunun için 2006 yılında 400 bin broşür ve 50 bin afiş bastırılmış. 40 binin üzerinde kişiye de eğitim verilmiş.

Kurullar, koordinatörler, komisyonlar oluşturulmuş. Toplantılar yapılmış.

TÜİK'in 2006 Hane Halkı İşgücü Anketi Nisan Dönemi sonuçlarına göre; SSK'ya kayıtlı olarak çalışması gereken 3.861.000 kişi, Bağ-Kur'a kayıtlı olarak çalışması gereken 3.757.000 kişi, ücretsiz aile işçisi sayılan 3.037.000 kişi olmak üzere toplam 10.655.000 kişi kayıt dışı çalışmaktaymış.

Yani kayıt dışı komisyonlarda.

İstatistikler, rakamlar, göstergeler hep nüfusla ilgili. Örneğin milli gelirin, istihdamın, kayıt dışılığın…

Nüfusumuz kaç milyon?

Yetmiş milyon diyor başbakanımız?

Beşeri coğrafyacı bir emekli öğretim görevlisi de diyor ki, “en azından seksen milyon, bul bana TÜİK’in nüfusla ilgili istatistik kitabını, sana ispatlayayım!”

Öyle ya, milli geliri yetmiş milyona böldünüz mü başka çıkar, seksene böldünüz mü başka.

Bilinmeyen çok şeyler var. Bilinmeyenlerin bilinmesi Süleyman Yağız gibi milletvekillerin çabasıyla ancak şekillenir.

            Muhalefet milletvekilleri, iktidar milletvekillerinden çok daha fazla çalışması gerekir.

            Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024