Karaca’nın kırmızı kazağı…
Yaşanabilir bir bölgede yer alması tarih boyunca çok eski kavimlerin Anadolu coğrafyasına sebep olmuştur. Ülkemiz yer altı ve yerüstü kaynakları çok zengin bir ülke değil. Enerji kaynakları yönünden dışa bağımlıyız. Ülke içinde tüketilen enerjinin %80 lik bölümü ithal edilmektedir. Ülkenin en önemli sıkıntısı cari açığın temel sebeplerinin başında petrol, doğalgaz yani enerji ithalatı yer almaktadır. Ülkemiz yer altı ve yerüstü kaynakları çok zengin bir ülke değil. Ekolojik dengeyi bozar düşüncesi ile Hidroelektrik santrallere karşı çıkılmakta, Nükleer santraller konusunda toplumsal muhalefet hepimizin malumu temel argüman en son Japonya da ne olduğunu gördük. Petrol zengini değiliz, Güneş enerjisinden, rüzgâr enerjisinden kesintisiz enerji almakta sıkıntılar var. Ne olacak bu ülkenin kesintisiz enerji sorunu. Nasıl ulaşacağız sürdürülebilir enerji politikalarına. Kamu otoritesi her şeye rağmen kesintisiz enerji sunmak zorunda tüketicilere her işimiz enerjiye bağlı. Peki, bu kadar zor güç şartlarda ağır bedeller ödeyerek tüketime sunulan enerjiyi ne kadar verimli kullanıyoruz. Resmi daireler, iş merkezleri, kamunun ortak kullandığı alanlar sanki gün ışığında elektrik kullanmak için tasarlanmış tüm gibi aydınlatma gereçleri gündüzleri yakılmakta bu durumdan kimsede rahatsız olmamaktadır. Gelelim yazının başlığına yıllar önce TEMA vakfı başkanı Hayrettin Karaca’nın bir mülakatını okumuştum;” erozyonla mücadelenin en önemli ayağı israfla mücadeledir. Gereksiz tüketimle mücadeledir. İsrafa dikkat çekmek için Karaca kazaklarının sahibi olmama rağmen yıllardır aynı kırmızı kazağı giyiyorum” dediğini hatırlıyorum. Ülkemizin ödemeler dengesinin bozuk olduğu dönemlerde sürekli planlı elektrik kesintileri yapılırdı. Ameliyatlar elektrik kesintilerine göre ayarlanır, röntgen filmleri çekilemezdi. Hayati öneme haiz hiçbir iş yapılanmazdı. Devlet enerji tasarrufu konusunda daha müteyakkızdı. Resmi dairelerde Askeri birliklerde elektrik lambalarının anahtarlarının altına ”Lüzumsuzsa söndür” ibaresi yazılması talimatlarla emredilmişti. Bu talimatlar unutuldu. Uyarılar yerinden kaldırıldı. Hayatın bin bir türlü meşgalesi içinde olan insanlar o anda israf ettikleri enerjinin nasıl hangi şartlarda tüketime sunulduğunu düşünmemektedir. Enerji giderleri kamu ya da ortak yönetim tarafından karşılandığı kimse bu değirmenin suyu nerden geliyor diye akılından bile geçirmiyor. Bilinçli tüketici tüketimini gerektiği kadar yerinde zamanında yapar. İsraf etmez. Geri dönüşüme dikkat eder. Yiyiniz içiniz israf etmeyiniz ilahi prensibine uyar. Ülkemizde son yıllarda oluşan enerji israfını gördükçe geçmişin bu kadar kısa zamanda unutulmasına STK’ ların ve Kamu otoritesinin bu konuda farkındalık oluşturmak için yeni kampanyalar başlatması gerektiğini düşünüyorum. Uğruna savaşların çıktığı milyonlarca insanın öldürüldüğü, haritaların değiştirildiği, bir damla kan bir damla petrole eşittir denilen enerjiyi bu kadar bilinçsizce savurganca tüketmemeliyiz. Kamu özel sektör sivil toplum kuruluşları bu konuda gerekli tedbirleri almalıdır. Tüm tüketiciler lüzumsuz gördüğü elektrikleri söndürmelidir. İlk eylem olarak da elektrik anahtarlarının altına ”Lüzumsuzsa yakmayın /Lüzumsuzsa söndür” ibarelerinin tekrar yazılmasını öneriyoruz.



