1942 - 24 Ocak 1993
“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.”
"Cesur bir kere, korkak bin kere ölür" diyordu.
Dürüst ve ilkeli gazetecilik savaşı veriyordu.
Terörün silah kaçakçılığı ile ilişkisi , Susurluk bilmecesi, İpekçi cinayeti, Ağca, Papa suikastı gibi korku veren konu başlıklarını araştırdı , 12 Eylül adaletini, Özal zihniyetini sorguladı.
Tam kırk adet kitabı yayınlandı.
Adı, Uğur Mumcu’ydu.
Uğur Mumcu, 24 Ocak 1993’de reno marka aracının altına konan bombanın patlamasıyla sonsuzluğa uçtu.
Mumcu, 1 Nisan 1984’de Cumhuriyet’te bakın ne yazmıştı:
“Şu olaylara bakın: ABD Dış İlişkiler Komisyonu, Türkiye'ye yapılacak askeri yardımı Kıbrıs konusunda verilecek bir ödüne bağlıyor. Bu yapılırken, ABD Kongresi'nde 24 Nisan tarihinin "Soykırım Günü" olarak ilanı için önergeler veriliyor. Fransa'da ise soykırım savlarının ders kitaplarına konması için hazırlıklar yapılıyor.”
Yirmi üç yıl öncesinden atılan adımların haykırışı bunlar.
84’de yazdığı yazısında Mumcu, soykırım iddiasını dile getirenleri mahcup edecek belgelere yer veriyor. Ermenileri emperyalistlerin kendi amaçlarına nasıl alet ettiğini göstermeye çalışıyordu.
Mumcu’nun söz konusu yazısında yer verdiği belgelerden sadece birini örnek olsun diye görüşünüze sunmak isterim:
“Gizli Belge: Sayfa 735, belge 492. Amiral Webb'den Lord Curzon'a yazılan 19 Ağustos 1919 tarihli yazı: - Amerika, Trabzon ve Erzurum'u içine alan bir Ermenistan’ı himaye edecek. Geri kalan dört ili de Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakıyor...”
1984’de Uğur Mumcunun gündeme getirdiği bu...
Asıl amaç, bölerek parçalayarak, manda, sömürge yapmak.
1919’daki bu niyet, bu günlerin olup bitenine baktığımızda değişmiştir denebilir mi? Çağımızın uygar dünyası; bilgi toplumu, teknoloji, demokrasi…
Yunan, İzmir’den Anadolu içlerine ilerlerken medeniyeti getiriyoruz demiyor muydu?
Yıl 2007, Hırant Dink Öldürüldü, oyun yine aynı oyun değil mi?
Mumcu Aynı yazısında şöyle yazmıştı; “Atatürk, Ermeni sorununun "dünya kapitalistlerinin ekonomik çıkarlarına göre çözülmek istediğini" söylememiş miydi? ( Söylev ve Demeçler , C: I, S: 233). Olay, dün olduğu gibi bugün de böyledir.”
Ne yazık ki bu gün daha da belirgindir. Ne var ki gözler perdelenmekte, akıl tutulması yaşanmaktadır.
Mumcu, 24 Ocak günü akşam üstü patlayan bir bombayla sonsuzluğa uçtu.
Mumcu’nun 8 Ocak 1993 tarihli yazısı “Ültimatom” başlığı ile çıkmıştı; Barzani ve İsrail arasında ilginç bir bağ bulunduğunu, yakında çıkacak kitabında çok ilginç belgeler açıklayacağını yazmıştı.
16 gün sonra akşam saatlerinde gazetesi Cumhuriyet’e gelen haberde, “İslam adına cezalandırılmıştır!” denmişti. Suçlu ilan edildi; İran gizli servisi.
Uğuru, uğurlarken sloganlar attık; “Türkiye laiktir laik kalacak! Türkiye İran olmayacak!”
Bilmiyorduk, o gün ABD ambargosu altında olan İran, Türkiye’ye bir heyet göndermiştir. Heyet, Türkiye ile Türkmenistan gazının İran’dan geçerek Türkiye’ye gelecek olan 25 milyar dolarlık anlaşmayı imzalayacaktır.
O gün, durum gergin denmiş, heyet uğurlanmıştır. Gidiş o gidiş.
7 Ocak 1993 tarihli yazısında Mumcu. MOSSAD ve Barzani başlıklı yazısında, “Ortadoğu’nun karanlık bir kuyu olduğu her gün biraz daha anlaşılıyor.Kanıtlanan son ilişki MOSSAD-Barzani ilişkisidir. MOSSAD, İsrail’in gizli istihbarat örgütüdür.Bu örgütün, Kürt lideri Molla Mustafa Barzani ile ilişkileri olduğu söylense daha önce kim inanırdı? Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, Hayır olmadı diyemiyor…” diye yazmıştı.
Mumcu sonsuzluğa uğurlandı.
Uğur Mumcular öldürülür.
Hablemitoğulları, Dinkler…
Bir tetikçi bulunur.
Mczup, kör milliyetçi…
Cirit atan istihbarat servislerinden hiç söz edilmez, akla bile gelmez.
Başbakan açıklar; oldu, faili yakalandı, bitti.
Dosya kapanır.
Yıldönümlerinde anarız.
Bu gün Mumcuyu anıyoruz.
Anmak yetmez, hiç değilse Mumcu’dan bir kitap okumalıyız.
Mahir Öztürk



