İyi-Kötü
Meseleleri iyi – kötü diye değerlendiririz.
Güzel – çirkin
Siyah – beyaz
Kolayımıza geldiğinden midir, muhakeme yeteneğimizi yitirmekte oluşumuzdan mıdır bilinmez.
İyi, güzel, beyaz diyebilmek için arada kalan, gözden kaçan çok unsur var. Unsurları toptan ele alıp değerlendirmek, bir senteze varabilmek için bilgi birikimi, doğru bilgilenme ve muhakeme gerekir.
Aşırı bilgi kirlenmesi var.
Dünyada olup bitenleri fark edemeyen, fark etse bile direnemeyen, kolayca kabul eden, katlanan, kanaat sahibi gençler yetiştirilmek istendi. Başarıldı.
Sözde kalkınan Türkiye’de, artan yoksulluk, sefalet, yozlaşma, kayırma, bireysellik var.
Bireyselleşmeyi meziyetmiş gibi takdim eden, bireyleri yarış atları haline getiren bir sistem ve bu sistemin en büyük savunucusu, fert başı beş bin… on bin dolar şaşırtması yapanlar var.
Fert başına bin doların altında geliri olan 51 il var.
En geride olanları Doğu Anadolu’nun 21 ili değil ama…
Deniyor ki; yatırımlar Doğu Anadolu’ya akmalıdır!
Yatırım, özel sektöre havale edildi. Akmıyor.
Devlet yatırım yapmıyor!
“21 il Doğu ve Güneydoğu’da 80’de, 90’da ne durumda ise şimdi de böyle.”
“Türkiye ne kadar büyüse de burası büyümüyor.”
Böyle şeyler konuşuluyor
İşsizlik fazla, bölge göç veriyor, GAP istihdam yaratmamış, sulama yapılmamış.
GAP’ın sulama kanallarının yüzde beşi gerçekleşmedi diyen de var, yüzde yetmişi tamamlandı diyende.
Bir acayip bilgi kirlenmesi daha…
İşine geldiği gibi yorumla.
TRT habercilerinin ikide bir Kuzey Irak’la olan alışverişi, ballandıra ballandıra anlatmaları gibi.
Türk mallarını pek beğeniyormuş Peşmerge. Bu haberci muhtereme sorsak; hangi ürün yerli malı? Kuzey Irak’ta imtiyaz sahibi birkaç taşeron yabancı mallarına pazarlamacılık yapıyor.
Belki birkaç kamyoncu…
Güney Doğuda sorun sosyal doku; şeyh, aşiret ve yer altı yapılanması.
Ne kadar kaynak aktarırsan aktar, kara delik gibi emiyor.
Sosyal devletten iyice uzaklaştık. Sebebi, 90’lı yıllardan itibaren küreselleşme, IMF, Doğuya yardım yapmayacaksın diyor. Ulusal, sosyal politikalar geliştirilmiyor.
Bunlara Wahingon’da karar veriliyor.
Bakanlıklardaki danışmanları, uzmanları marifetiyle uygulattırılıyor.
Özelleştirmelerle beraber EBK’ler yok edildi SEK’lerle birlikte. Gıda sanayi zarar gördü. Hayvancılık çöktü.
Hiç değilse sosyal fayda vardı, 80 öncesi.
Şimdi Türkiye’nin her yerinde işsizlik ve yoksulluk var.
Kişi başına gelir buralarda 500 – 600 dolar ama kayda girmemiş gelir, kara para da buralarda.
Yoksulluk burada, yoksulluk Anadolu’nun her yerinde.
Yoksullukla mücadelenin en temel unsuru üretim… Hızla üretimden çekiliyor Türkiye.
Demokrasiyle avutuluyor, terörle baskı altında tutuluyor.
DTP, PKK aleyhine en ufak bir söz söylemiyor. Terör karşısında sessiz… Terörle organik bağı olduğu konusunda ciddi bulguların varlığı konuşuluyor.
Teröre AB-D’nin yardım ve yataklığı var.
Teröre lojistik, askeri, siyasal destek veriyorlar.
Gelişmiş batı ülkeleri soykırım yanlını siyasi amaçları için sıklıkla gündeme getiriyorlar.
301’i kaldır diye dayatıyorlar.
Faşizmin mucitleri, Kürt faşizmi yaratma çabası içindeler.
Anımsayalım Irak – İran savaşını…
Irak’a saldırı ve işgali…
ABD, İran’a karşı…
Türkiye’nin de İran’a karşı olması ısrarla isteniyor.
Aktör değişerek aynı senaryo yeniden mi sahneye konmak isteniyor?
Ortadoğu’dan krallar, cumhurbaşkanları geliyor gidiyor. Buş’la buluşuluyor. Bir şeyler oluyor.
Ilımlı İslam sıklıkla konuşuluyor.
Teröre karşı sınır ötesi tansiyonu düşürülüyor. Talabani ve Barzani seviniyor.
Gündeme kat mülkiyeti, sigara yasağı, yavaş yavaş sosyal güvenliğe getirilmek istenen kısıtlama yasaları sokuşturuluyor.
İyi değil mi? İyi.
Erbil’le ticaretin gelişmesi de iyi değil mi? İyi
İyi de, terör ne zaman ne şekilde şehit verdireceği belli değilken, terörün yarattığı huzursuzluk, güvensizlik ortamı sürerken, teröre destek verip, teşvik edenler, Türkiye’yi bölmek isterken İyi mi?
Elbette ki iyi değil.
İyiyi, güzeli neyin bedeli olmaklığıyla değerlendirebilmeli, öyle değil mi?
Mahir Öztürk



