Düşünüyorum;69 Yıl Önce Kaybettik, İzindeyiz!
69 yıl önce, o büyük kurtarıcımızı kaybetmişiz.
Bir askeri dehayı…
Bir büyük dahi devlet adamını...
O, savaşta en büyük düşmanının; Lloyd George’un dediği gibi, “yüz yılda bir çıkan”dır. Üzerinde güneş batmayan Büyük Britanya İmparatorluğu’nun başbakanını özür dileyerek istifa etmesine yol açandır.
Osmanlı İmparatorlarının enkazı üzerine yepyeni bir “Türkiye Cumhuriyeti’ni” kurandır.
O, milletinin umudu olan, bağımsızlık savaşını milletine kazandırandır.
Devrimleriyle ülkesini kalkındıran, medeniyetle yarıştırandır. Kalkınmada dünya ülkeleri arasında, ülkesini daima ilk üçe sokandır.
O, ülkesini tüketimle değil üretimle kalkındırandır.
Kaybedişimizin 69 yılında, her yıl olduğu gibi anıyoruz.
“Atam izindeyiz”
1939’dan beri izinde, bir başka değişle de tatildeyiz, Atam.
Kurduğun kurumları sulandırdık, bir kısmını ortadan kaldırdık, fabrikaları sattık. Memleketi satıyoruz! ATAM.
Başka devletlerin telkinleriyle hiçbir ülke kalkınmamıştır, kalkınamaz dedin, AB-D’den sürekli buyruk alıyoruz! ATAM.
İki Atatürk var dedin; biri ben; fani olan ben...
İkincisi ve daha önemlisi benim düşüncelerin, ilkelerim…
On Kasımlarda, her zaman her yerde, sadece fani Atatürk’ü anmakla yetiniyoruz.
Atatürk’ün düşünce sistemi anlatılıyor mu?
Atatürk’ü anlayabiliyor muyuz?
Atatürk’ü kim, nasıl anlıyor?
Atatürk’ü anlamak için onun düşüncesinin temel kavramlarını bilmek lazım.
Bağımsızlık; ekonomik, siyasi, askeri… Bağımlı mıyız, değil miyiz?
Ulusçuluk; Ulusa ait maddi manevi değerlerin nasıl erozyona tabi tutulduğunu görmeyenlerimiz hala kaldı mı?
Milliyetçiliği anlayabildik mi?
Halkçılık; halk için diye söylenenlere bakıldığında, içinde halk için ne var? Hakların eksilmesi, zamlardan başka…
Laiklik; üzerinde en çok takıya yapılan ilke.
Devletçilik; ceberut denmedi mi?
Devrimcilik; Atatürk’ün devrimlerinden kılık kıyafet devrimini, dil devrimini düşünüyorum; üzülüyorum.
Dil kurultaylarında, Atatürk’ün kurultayı başından sonuna kadar nasıl dikkatle izlediğini düşünüyorum.
Düşünüyorum, bugün, caddelerde yabancı tabelaları, Televizyonlarda ne kadar bozuk Türkçe konuşulduğunu, gençlerimizin Türkçeye yabancılaşmaya başladığını.
Dil, kültür ve sanatta nasıl yabancılaştığımızı.
Neden yabancı teknolojiyi almadığımızı düşünüyorum. Teknolojiyi neden üretemiyoruz da tüketiyoruz? Avrupalının bir zaman sonra, medeniyeti tüketen barbarlar demesi için mi?
Düşünüyorum; Atatürk’ün 1929’da bir seferberlik halinde tarih araştırma çalışmaları yaptırdığını. 1930’da Türk Tarih Heyeti oluşturduğunu, 1931’de liselerde okutulmak üzere o muazzam tarih kitaplarını yazdırdığını
Düşünüyorum, kimi küreselleşmiş profesörlerimizin, satır aralarında Atatürk’ün yazdırdığı Tarih kitabını hafife alan tümcelerini. Zihnime çakılıp kalıyor.
O kitaplar ki ne kadar muazzam bir tarih eseri. 1939’da ne yazık ki müfredattan kaldırılmasına karar veriliyor. 1941 yılında kaldırılıyor.
O kitapları 2004 yılında Kaynak yayınları basmış. Okuyorum. Tarihi öğreniyorum.
Bernard Levis’i okudum; Türklere barbar diyor!
O küreselleşmiş profesörlerin satır aralarına sokuşturduğu hafifletme çabalarını düşünüyorum.
Atatürk’ün yazdırdığı kitabın önemini ve değerini bir kere daha anlıyorum.
Bize barbar diyen Avrupa; ortaçağda din savaşları, iktidar savaşlarında ne barbarlıklar yapmış? Şaşıyorum. Tarih bu kadar görmezden de gelinmez ki.
Yüz yıl savaşları, otuz yıl savaşları, miras savaşları, sömürge savaşları…
Barbarlıkta kimsenin eline su dökemez Avrupa.
Osmanlı tarihini, Avrupa tarihiyle birlikte okuduğunuz zaman tarihi öğreniyoruz.
Atatürk’ün yazdırdığı tarih, işte bu bağlantıyı kurarak, bilimsel ve gerçekçi ve dürüstçe ele alınmış
O kadar ki, batının tarih tezini adeta çürütüyor.
Tarih öğreniyoruz. Masaldan öte.
Avrupa Kemalizimden neden vazgeçin diyor?
Atatürk’ü 69 yıl önce kaybettik, izindeyiz.
Uçak fabrikalarını kapattık, eğitimi Amerkanolaştırdık, toprak reformunu yapamadık, madenleri yabancıların kullanımına açtık, kapitülasyonları yeniden kabul ettik, ne var ne yok yabancıya sattık… Atatürk’ün yolundan ayrıldık!
Atatürk’ü anıyoruz, Atatürk’ün yolundan başka yoldayız.
Atam izindeyiz!
Atam biz tatildeyiz!
AB artık vazgeçin dese de yine de biz Atatürk’ten vazgeçmeyiz!
Mahir Öztürk



