Pozitif Ayrımcılık - Eskişehir Haber

Pozitif Ayrımcılık

Pozitif Ayrımcılık
Yayınlama: 20 Aralık 2010 Pazartesi - 4.309
A+
A-

          Pozitif ayrımcılığın tanımı söyle; toplum iindeki dezavantajlı gruplara yönelik verilen ekstra haklardır. Şu anda bu terim en çok kadın hakları konusunda geçmektedir. Peki neden " KADIN" bu ülkede yada bu dünyada dezavantajlı grup?  Ve neden aslında kişisel haklarını böyle bir terimin korumacığı altında kullanmak zorunda. Bütün bu soruların temelinde yatan cevap aslında şudur:

Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar biyolojik olarak değil toplumsal olarak ele alınıyor." Kadınlık" ve" erkeklik" rolleri çocuğa doğar doğmaz veriliyor zaten. kadın doğduğunda o kadar fazla analık duygularla ve biyolojik zayıflıklarla besleniyor ki her ne kadar eğitim düzeyini arttırmış olsa da o duyguları yine de bünyesinde barındırıyor. Örneğin kadın iin cinsellik her zaman tabuyken, "günahtır, ayıptır" baskılarının altında aşılmaz bir duvarken erkek iin "milli olma" davasıdır. Bütün bunlarda aslında ataerkil toplum yapısının öğretildiğini, benimsetildiğini gösteriyor. Biyolojik güçsüzlük neden toplumsal eşitsizliğe dönüşüyor? Peki kadınların toplumsal eşitsizliğe iten nedenler neler?

_şiddet

_yetiştirilme tarzı

_din baskısı

_eğitim eşitsizliği

    Aslında burdaki başlıklar bu konudaki spontene başlıklar.Bunlara ek olarak yüzlerce sebep sıralanabilir.

     Kadınlar sadece biyolojik anlamda değil duygusal ve kişi hak ve özgürlükleri konusunda da şiddete maruz kalmıştır ve hala da kalıyorlar. Para karışılığı satılmak, darp, tecavüz, taciz... Kadınların doğar doğmaz maruz kaldıkları olgulardır. Bir diğer olguda şüphesiz psikolojik baskıdır. Bilgi çağı olarak adlandıraln bu dönemde dahi hala" kız çocuk kaşık düşmanıdır" tabirleri kullanılıyor. İşte tüm bu yapı içinde kadınların hak arayışları baş kaldırı olarak nitelendiriliyor. Ya da erkek düşmanlığı olarak kabul ediliyor. Taciz gibi insanlık dışı bir olguyu bazı erkekler kendilerine verilmiş bir hak olarak kabul ediyor. Sözle, elle ya da bakışla ... Hiç farketmiyor. Bu bakış açısına göre de erkekler avcı kadınlar av durumundadır. 

    Kadınların yetiştirilme tarzları itibariyle büyük tabularla kendilerini toplumsal yaşama kabul ettirme çabasındadır. En basitinden ergenlik döneminde kadının geçirdiği dönemler kız çocuğunun utan kaynağıdır. Hep bir gizlenme durumundadır. Seçme-seçilme hakkı, miras hakkı, boşanma ve evlilik hakların kadınlara verilmesşyle insanlık tarihi arasındaki derin uçuruma bakıldığında kadınların neden böyle bir çaba içinde olduklarını ortaya koyuyor.

    Ataerkil kültürel kural ve değerler Türkiye'de kadınların kamusal alandaki eğitim fırsatlarına ulaşmalarını önemli ölçüde sınırlamaktadır. Örneğin 2008 yılı;

erkeklerde ilköğretimde eğitim oranı %98,53

kadınlarda ilköğretimde eğitim oranı %96,14

erkeklerde ortaöğretimde  eğitim oranı %61,17

kadınlarda ortaöğretimde eğitim oranı %55,81

erkeklerde yükseköğretimde eğitim oranı % 21,56

kadınlarda yükseköğretimde eğitim oranı%18,66 dır. (TUIK,2008d)

   Bu rakamlar kadınların eğitimdeki fırsat eşitliğinden erkeklere göre daha az yararlandıklarının kanıtıdır. Peki bu yüzdelik dilim içinde olmayan kadınlar nerde? Onlar 15 yaşında anne, eş, çoban, fabrika işçisi, tarla işçisi, töre kurbanı...

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024