Ecevit’i Anmak - Eskişehir Haber

Ecevit’i Anmak

Ecevit’i Anmak
Yayınlama: 6 Kasım 2007 Salı - 1.137
A+
A-

 

Ölümünün birinci yılında, onu, mezarı başında anmak üzere, Türkiye’nin dört bir yanından geldiler.

Sabahın erken saatlerinde Atatürk Orman Çiftliği’nin yollarında otobüsler, Devlet Mezarlığı girişi önünde Büyük bir kalabalık vardı.

Saat dokuz gibiydi, yetkililer, mezarlığa giriş izni verdiğinde, Ecevit’i mezarı başında anmak isteyen o büyük kitle, kendiliğinden, düzgün bir kortej oluşturmuş sessiz ve vakur yürüyüşüne başlamıştı.

Mezarın başına ulaşanlar dualarını edip sırayı arkalarında veriyor, sonsuz istirahatgahlarında yatan diğer devlet büyüklerini de düzenli bir sıra halinde ziyaret ediyor, müzeyi geziyordu.

Devlet Mezarlığı, İstiklal Savaşı kahramanlarımızın yattığı yerdir.

Ecevit’in yattığı yer.

Bir büyük devlet adamıdır Ecevit.

Bir büyük şair…

Bir tasavvuf yanı, halkçılığı, solu evrensel değil Anadolusal ele alışı, bir nezaket adamı oluşu, dürüstlüğü unutulmazdır.

O, halkının gönlünde bir Karaoğlandır.

 O, 54’de “Petrolü Çıkarmama Yasası” diye tanımladığı yasayı değiştirilmesini isteyendi.

Çalışma Bakanlığında, işçilere grev hakkını kazandıran adam.

Toprak Reformu Yasasıyla, Doğu ve Güneydoğuda topraksız köylüyü toprak sahibi yapmak isteyendi. Toprak Reformu Müsteşarlığı bile kurulmuşlu. Ne yazık ki sonra gelen hükümetlerce önce sulandırıldı, sonra tamamen ortadan kalktı.

Toprak reformu yapılmış olsaydı, Doğu’nun yarı feodal yapısı ortadan kalksaydı, bugün terör belasıyla karşı karşıya kalır mıydık?

Doğuda yarı feodal yapı, sanayi atılımı yapsaydı doğuya aktarılan bunca kaynak heder olur muydu? Yıllardır Doğu’ya akan kaynakların halka değil, şeyhlerin keyfinde heder olduğu bilinmektedir.

Ecevit, “su kullananın, toprak işleyenin” demişti.

Toprağın patronları itiraz ettiler.

Toprak reformunu başaramadı Ecevit, İnönü’de başaramamıştı. Atatürk’ün ise ömrü vefa etmedi.

Ecevit, Köy-Kentleri anlatı bıkmadan usanmadan, milletin efendisini layık olduğu yere yükseltmekti amacı. Hafife alanlar, küçültenler çıktı köy-kentleri.

Ecevit’in anımsıyorum; “burası devlete meydan okunacak yer değildir” haykırışıyla.

O bir demokrasi için mücadele kahramanıydı. Demokrasi askıya alındığında “Arayış”ı çıkardı. Aradığı demokrasiydi. Hakkında yüzlerce dava açıldı, üçünden hapislerde yattı. O demokrasinin daraldığı zamanda mücadelesi verirken, demokrasinin bol ve ucuz olduğu zamanların demokrasi havarisi kesilen yazarları, çizerleri, siyasileri köşelerinde sinmişti.

Ecevit’in son kurultaydaki vasiyeti gibi sözlerini anımsıyorum; “Köylere gidiniz” diyordu. İşçiye, gençlere ulaşmak, onun partisinin teşkilatlarına düşen bir görevdir. Propagandayı yüz yüze yapmak onlar için Ecevit’ten bir vasiyettir. Her biri birer Ecevit olabilecekler midir?

Ecevit’in siyasetçiyi tanımlarken ettiği bu sözler, bir vasiyetti; DSP’liler bu çalışma disiplinini gösterebilecek midir?  Ona göre siyasetçi, “gecesi gündüzü olmayan”dır.

Ecevit Arayışta, “Her şeyden önce, toplumun nabzını sürekli yoklayabilecek durumda olmaları gerekir. Toplumun her kesimiyle kesintisiz ilişki içinde bulunmaları gerekir… Demokrasi, halkın kendini yönetmesi demek olduğuna göre, demokraside partilerden beklenen her görev, aslında halkın görevi sayılır. Halk da, kendi sorumluluğunun gereğini yerine getirebilmek için, partilerin yönetimine etkin biçimde katılabilmelidir; tabandan tavana kadar, partileri sürekli denetleyebilmelidir.

Oysa... Partiler köksüz, temelsiz kalmışlardır. Toplum yapısından kopuk birer tavan örgütlenmesi olarak boşlukta sallanıp durmuşlardır” demişti.

Hala ne kadar haklı değil mi?

“İşsizliğin ve yoksulluğun alabildiğine arttığı bir ortamda halkın gönül rızasına dayanmayan ve hakça bölüşülmeyen özveriyle demokrasi yaşatılamaz.”

Kongre merkezinde de bir panel ve anma yapıldı. O geniş salonun içi tıklım tıklım, duvar diplerinde insanlar üst üste, kalabalık, binanın bahçesinden taşmış, kaldırımlarda.

Fikret Bila, Ecevit hakkında konuşmasına başlarken “Dünya çapında bir liderdir. Şu kritik günlerde çok eksikliğini hissediyorum” diyordu.

Fikret Bila, Ecevit’in Demokratik Sol’unu anlattı; “Solun ayağını yere bastırandır. Kolaycı ve şabloncu değildir. Avrupa solu vesaire. O, Anadolu ekonomisine uyan bir soldur. Katı devletçilik değil, halk sektörü şeklinde, kooperatifleri teşvik eden, sosyal politikaları geliştiren soldur. Hareketin köylüden başlamasının bir sebebi de budur.”

O düzeni değiştirmek isteyen adamdı.

Bila anlatıyordu, “Ecevit bir sivil darbeyle iktidardan uzaklaştırılmak istendi. Bunda Amerikanın parmağı olduğunu biliyorum! Operasyon, 16 Ocak 2002’de Ecevit’in ABD’ye seyahati sonrası başladı. Irak’a hava saldırısında Türkiye’nin köprü olarak kullanılması… Ecevit, Beyaz Saray’a, ‘Türkiye tarafından kabul edilemez’ demesi, düğmeye basılmasına sebeptir. Ecevit’in rahatsızlığı, rahatsızlığın çok ötesinde medyada, siyasette istismar edildi.”

Ecevit, dışardan dayatmalara boyun eğmezdi!

Kıbrıs Barış Harekâtı’nda…

Haşhaş yasağının kaldırılması sırasında, bombalarız tehdidine kulak asmayan Ecevit’ti.

Ecevit’i arıyor Türkiye!

Hadi, her biri Ecevit olan DSP’liler dürüst olun, geceyi gündüze katın, işçiyle, gençle, köylüyle sürekli ilişki kurun.

Dürüst Ecevit’in serveti, vefat ettiğinde ortaya çıktı! O servet, cenazesi kalkarken görülen manzaranın ta kendisidir.

Mahir Öztürk

 

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024