Amerika’nın Ne Farkı Var? - Eskişehir Haber

Amerika’nın Ne Farkı Var?

Amerika’nın Ne Farkı Var?
Yayınlama: 29 Ekim 2007 Pazartesi - 1.495
A+
A-

Amerika’nın Ne Farkı Var?

 

Amerika kendi ideolojisini “küreselleşme” namı altında yaymaya çalışıyor.

Vazgeçilmez, tarif edilmez, önünde durulmaz bir büyük teknoloji devi. Başkanları Buş ise, tanrıdan güç alan ilahi bir varlık gibi görüyor kendini

Büyük projeleri var.

Dünya haritalarını yeniden çizmek gibi bir misyonu üstlenmiş.

Emperyalist devlet olma niteliğinin en açık göstergesi.

Her ülkenin kendi kaderini belirleme özgürlüğü varsa; sana ne, üzerine vazife mi?

Öyle değil, güce dayalı sömürü, doğal kaynakları sömürme, ülkeleri üretimden alıkoyma; olmadı,  kaba güce dayalı baskı.

Yeni bir şey değil! Yeni bir şeymiş gibi göz boyuyorlar.

Çok değil, yüz öncesine dönelim;

Almanya birliği sağlamış, iktisadi ve sınayi büyük bir hamle yapmış, kabına sığamıyor. Dünyanın en büyük devleti…

Diyor ki Almanya İmparatoru II. Wilhelm ordulara neşrettiği harp beyannamesinde, “unutmayınız ki, Alman milleti Allah’ın güzide kavimidir. Alman milletinin imparatoru olmam hasabiyle, Allah’ın ruhu benim üzerimdedir. Ban Allah’ın aletiyim, kılıcıyım, müdafiiyim, itaat etmeyenlerin vay haline, korkakların vay haline, inanmayanların vay haline”

Bugüne dönersek, Buş’da da benzer bir haleti ruhiye yok mu?

Rüya tabirleri, neokon tarikat ilişkileri, vaat edilmiş toprakların konuşuluyor olması, Mesih gelecek safsataları…

Ne için?

Daha da önemlisi, yine yüz yıl önce Osvald isimli bir Alman kimya mucidinin I. Dünya Harbinden önce söyledikleri şu sözleridir;  “Almanya, teşkilat vücuda getirmede ki melekesi sayesinde, diğer bütün milletlerden daha yüksek bir medeniyet merhalesine ulaşmıştır. Düşmanlarımız arasında bulunan Ruslar henüz sürü devresinde bulundukları halde, Fransızlar ve İngilizler bizim elli sene evvel geçirdiğimiz hars derecesine gelmişlerdir. Bu merhale ferdiyetçilik merhalesidir. Fakat bu merhalenin üzerinde organizasyon merhalesi vardır. İşte bu günkü Almanya’nın bulunduğu merhale... Bana Almanya’nın ne istediğini mi soruyorsunuz? Söyleyeyim; Almanya, Avrupa’ya teşkilat vermek, Avrupa’yı organize etmek, nizamlamak istiyor. Zira Avrupa şimdiye kadar teşkilat görmedi.”

Bugünde Amerika’nın teşkilat meydana getirmedeki melekesi konuşulmuyor mu? Özgürlükler ve medeniyetler ülkesi Amerika. Demokrasi ihraç ediyor. İslam’ı

ılımanlaştırıyor. Dünyanın jandarması, en büyük patron Amerika…

Bu kibir, kendini beğenmişlik yüz yıl önce Almanya’da vardı.

Almanya, sosyolojik öngörüsünde “ferdiyetçiliği” ta o zaman ifade etmişti.

Ferdiyetçiliğin üzerinde organizasyon meselesinden söz ediyor Alman bilim adamı Osvald.

Daha I. Dünya Savaşı çıkmazdan evvel, Almanya o kadar kendine güvenmektedir ki Osmanlının harbe girmesiyle ilgili olarak Alman sefiri Wangenheim, 1913’de Osmanlının bloğa yük olduğuna kanidir.

Başvekil Bothmann Holweg ise Türkiye ile Bulgaristan’ın ittifaka alınması teklifine “Almanya için bunu en büyük musibet olarak addederim” demiştir.

Oysa Lloyd George, “Türkiye’nin harbe girişi, muharebeyi iki sene uzatmıştır” sözleriyle bir gerçeğin altını çizmektedir

Çanakkale’yi unutması mümkün mü İngilizlerin?

Ne istiyormuştu Almanya; Avrupa’yı nizama sokmak, organize etmek, teşkilatlandırmak.

Bu gün de Amerika aynı şeyi söylemiyor mu?

Bireycilik, ilişkiler ağı… Dünyayı hizayı istikamete sokmak...

Dünyanın en güçlü ülkesiydi Almanya, yüz yıl önce, altmış yıl önce; iki defa denedi Avrupa’yı nizama sokamadı.

Amerika, dünyayı nizama sokabilir mi?

On dokuzuncu yüzyılın üzerinde güneş batmayan ülkesi İngiltere…

Dünyaya egemen olabildi mi?

Dünyaya kan ve gözyaşından başka ne verdi. 

Daima sömürme politikaları hakim olmadı mı?

Bu gün, sömürüden söz edilmiyor. Emperyalizmin anlamını bilen çok fazla insanımız olduğunu sanmıyorum.

Küreselleşme kavramını ise duymayanımız yoktur.

Küreselleşme, işte emperyalizmin ta kendisi.

İşte emperyalizmin süslenmiş; boyanmış, allanmış, pullanmış hali.

Demokrasi, insan hakları, özgürlük…

İçinde ne var?

Küreselleşmeyi körü körüne savunanların nazarında terörle mücadelenin zayıflatılması, zaafa uğratılması yok mu?

Terörle mücadele ettiğini söyleyen İngiltere’si, Amerika’sı “gül dalı”yla mı mücadele ediyor?

Senin terörünle mücadele biçimin “bir demet gül sunmak” olmalı diye akıl veriyor.

Terörü kullanan devletler var.

Yüz yıl önce Osmanlı devletini parçalamayı hedef almış emperyalist devletler; Rum, Bulgar, Arap, Ermeni çetelerinden çok yararlandılar. Bir Osmanlı İmparatorluğundan tam yirmi dört devlet meydana getirdiler ama dünyaya huzur getiremediler. Birinci Dünya Savaşı, ikincisini doğurdu.

Yine terör çetelerinden medet ummak var!

Yine sınırlara müdahale var!

Yine bir çılgın, bir haydut devlet var.

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024