Musibet Cinayet!
Hırant Dink, arkasından kafasına sıkılan üç kurşunla kalleşçe öldürüldü. Yazdıkları beğenilse de beğenilmese de, eleştirilse de, yazdıklarından dolayı yargılansa da bunlar demokratik kurallar içinde doğaldır. Hırant’ın görüşleri çeşitli çevrelere aykırı olabilir. Irkçı görüşleri de olabilir, Fransız diasporasıyla ters de düşebilir…
Hiçbiri kalleşçe işlenen cinayeti haklı kılmaz.
Sorulan soru şudur; Neden Hırant Dink? Cinayet kimin işine yarayacak?
Cinayet, Türkiye için vahim sonuçlar doğuracak, emperyalistler için yeni avantajlar sağlayacak gibidir.
Hırant Dink, seçilmiştir.
İpekçiler, Üçoklar, Dursunlar, Emeçler, Aksoylar, Mumcular, Kışlalılar, Hablemitoğulları … gibi.
Derin sarsıntılar yarattı Türkiye’de, büyük depremler gibi.
İpekçi… Mumcu… Hablemitoğlu… Tüm bu cinayetlerin işlendiği zaman dilimleri içinde taşıdığı önem, yurt dışındaki yansımaları ve sonuçları anlamlı değil midir?
Darbeler, darbelerle gelen sıkıyönetim dönemleri…
Aynı merkezden beslenmiş sağ, sol görüşlü gençlerin içine sızarak ve kışkırtarak, gençleri bir birine düşman ettiği, silahların konuştuğu dönemler.
Şimdi siyasetten kopuk, markalı tüketime yönlendirilmiş gençlik.
Hırant Dink, bir musibet cinayete kurban gitti.
Fransa’da Ermeni diasporasından gelen ilk tepki; “Cinayeti uluslar arası komisyon soruştursun.” Hiç de yabancısı değil Türkiye bu talebin. Osmanlının son döneminde de böyleydi. Hırant Dink, o dönemlerde Ermenilerin emperyalistlerce kullanıldığını söylemişti, Hırant Dink, Fransa’nın sözde soykırım inkar yasasına karşı tepkisini Fransa’ya gidip suç işleyerek gösterecekti.
Bir musibet cinayet; Haber kanallarında cinayetle ilgili yorumlar…
Yok Hırant Dink 301 yüzünden öldürüldü.
Yok Bu cinayet ifade özgürlüğüne yapılan bir saldırıdır.
Yok Ermenilerin kendi iç hesaplaşmalarıdır.
Yok amatör işidir, olmadı profesyonellerdir.
Yok bir meczubun marifetidir. Cezalandırılmıştır.
Hırant Dink cezalandırılmışsa ilk anda akla şunlar geliyor;
Hırant Dink’in Türklere hakaret etmesi bir çok Türk’ü kızdırmıştı.
Aynı Hırant Dink, Fransız Ermeni diasporasını da kızdırmıştı.
Ve Hırant Dink, “Ermeniler Osmanlının son döneminde emperyalistlerin oyununa geldiler, Kürtler de aynı oyuna düşmesin” demişti. Bu sözlerele de kim kızmış olabilir?
Suçlu kendini ele verecektir. Vermese bile, asıl suçluyu gelen tepkilerin içinden çıkarabiliriz, sebep ve sonuç ilişkisi suçluyu vicdanlarımıza gösterecektir. Yeter ki gelişmeleri iyi takip edip, olaylar arasında bağ kurmayı bilelim.
Sebep, zamanlama, seçilen kişi, yurt dışından değerlendirme, takınılan tavır ve talepler, içeride yarattığı, yaratacağı sarsıntı ve sonuç.
Bütün bunları birlikte düşündüğümüzde;
ABD Temsilciler Meclisinde görüşülecek “Ermeni soykırım yalanı” yasasına iyi bir bahane yaratılmış mıdır? Yasayı savunanlar, işte “Türkler Ermenileri öldürüyorlar!” demeyecek midir?
Bir başka düşünceyle, Örneğin Türkiye, Sünni bir mevzi oluşturup, Şiilere karşı cephe alması için düzenlenmiş bir operasyon olabilir mi? Ya Sünni, Şii kamplaşmasını yarat, ya da Ermeni soykırımı yasasını çıkarırım!..
Böyle bir tezgahın kurbanı olabilir mi Hırant Dink?
Ya da,
Cinayet, Türkiye’ye karşı yapılan bir operasyonsa, düzenlenecek olan yenilerinin bir parçasıysa… Türkiye’yi karıştırmak amaçlanmışsa…
Soykırım sopası;
Kerkük’te referanduma yeşil ışık, Irak’ın bölünmesine sessiz kalmak, Türkiye’nin konfederasyona gitmesi gibi şartlar taşıyorsa…
Bunları en iyi elbette ki devletin en yetkili makamları bilir.
Başbakan, “zamanlama manidardır” dese de ben, “kahrolsun emperyalizm” diyorum.
Türk milleti zekidir.
Türk milleti bundan sonraki provokasyonlar karşısında serin kanlı olmayı bilir.
Türk milleti onun için seçim ittifakı diyerek emperyalizmin oyununu bozmak istemektedir.
Ulusal sol birliktelik, olmadı, ulusal geniş birliktelik.
Hırant dink boşuna öldürülmedi. Bir amacı var.
Oyuna gelmeyelim.
Bu bir musibet cinayet!
“Bir musibet bin nasihatten iyidir.” Özdeyişinden ders almak gerek.
Hırant Dink’in uğradığı musibet cinayeti hep birlikte kınayalım. Ailesine sabır ve başsağlığı dileyelim.
Mahir Öztürk



