Tepkiler
Türkiye şehitlerini uğurladı.
Kırıkkale, Gaziantep, Yozgat, Kars, Uşak, Ordu, Bursa, Eskişehir, Adıyaman, Antalya, Afyon; tam on bir ilde, on iki şehit birden toprağa verildi.
Büyük tepkiler yansıdı ekranlardan.
Bunlar “yeter artık!” haykırışlarıdır.
Burdur’da da bir yürüyüş vardı. Orta dereceli okullar, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinin öğrencileri ve öğretmenleri, kamu çalışanları, genç yaşlı, esnaf köylü işçi on binlerce insan yürüdü.
Burdur, böylesi kalabalık ve bir tepki yürüyüşüne ilk kez tanık oluyordu.
“Katil ABD, kahrolun PKK”
“Vatanın bütünlüğü, milletin istiklali tehlikededir; vatanı milletin azim ve kararı kurtaracaktır”
“Askere uzanan eller kırılsın”
“Ne AB ne ABD, tam bağımsız Türkiye”
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez”
“Hakkıdır hakka tapan milletimin istiklal”
Pankartları, haykırışları dünyaya hak, adalet, özgürlük, barış mesajları verir gibiydi. Teröre tepki büyük. Terör; haydut devletlerin maşası...
Burdur kenetlenmiş, sanki tek vücuttu.
Dedelerin omzunda üç, dört yaşında torunlar ve küçücük ellerinde, küçücük bayraklar vardı.
Dokuz on yaşlarında bir kız çocuğuydu, elinde bayrağı; hem bayrağını sallıyor hem de “Türk Kürt kardeştir, PKK kalleştir” diye haykırıyordu. Belki de en anlamlı sloganı o atıyordu.
Terörün milleti olmaz! Kardeşi kardeşe düşman etmektir terörün amacı. Her milletten terörist çıkar. Terör ise emperyalizme, sömürüye hizmet eder.
Dokuz yaşındaki küçücük, ilkokul formasıyla, elinde bayrağıyla bir kız çocuğu bir cümleyle her şeyi özetlemişti.
Tepkiler Anadolu’nun her yerinde, evlerde, kahvelerde, caddelerde, meydanlarda…
Tepkiler büyük!
İyi de bu günlere nasıl geldik?
Babacan’ın da imzası bulunan milyar dolarlık anlaşmalar…
Hani, bir buçuk sayfa, dokuz maddelik gizli anlaşmalar…
Eve dönüş yasası teklifinde terör başını bile affetmeyi göze alan anlayışla meclise gelmek.
RTE, teröriste parlamentoya girin, siyaset yapın dememiş miydi?
Terörle uzlaşılabilir mi?
Hangi büyük devlet, terörle anlaşmıştır?
Terörle ancak muz cumhuriyetleri anlaşır.
Millet tepkili; millet, on binler, yüz binler, milyonlar… olup haykırıyor.
Artık teröristin gönlünü yapmak politikası doğru sonuç vermez.
Beş yıldır terör, sıfır noktasından işe bu gelinen noktaya yükselmiştir. Bunun iyi değerlendirilmesi, artık politikaların değiştirilmesi gerekir.
Nereden nereye?
İşte bu politika iflas etmiştir!
Terörü besleyen kaynağın iyi bilinmesi, vazgeçtirecek politikalar üzerine akıl yürütülmesi gerekir. Terörü besleyen kaynakları caydırmak mümkün değil midir? Gücümüz yetersiz midir?
Öyle olmadığını milyonlar söylüyor. O halde eksik nedir?
Doğru politika; büyük devlet gibi davranabilmektir.
Artık küresel değil ulusal politikaların izlenmesi gerekir.
Ulus bilinciyle hareket edilmesi gerekir.
Ulusal hak ve çıkarların esas alınması zorunludur.
Baykal haklı!
Diyor ki; milli politika, arada sırada sansürlü açıklamalar yapmakla yürütülebilir mi?
Milli politika; asker sivil, hükümet muhalefet birlikte oluşturulmak gerekir.
Talabani ve Barzani’nin kameralara sırıtarak verdiği pozla yaptığı açıklamalar küstahça, şımarıkça, kışkırtıcı bulunuyorsa, bunlara karşı politikalarda kararlılık gerektirir, dik duruş gerektirir. Senin kudurmuş kedin sana kalsın demek gerekir. Elektriğini kesmek gerekir.
Hükümet nasıl ve hangi koşulda tezkereyi kullanacağı ile ilgili bir belirsizlik hakimdir. Tezkerenin bir ağırlığı olması gerekir. Ağırlığı hafifletiliyor gibi bir duygunun oluşması halinde ise faydadan ziyade onur ve gurur kırıcı hale gelir.
12 asker şehit, sekizi kaçırıldı, kayıp!
Mecliste bir parti arabuluculuk yapmaya soyunmuş!
Ermeni terörüne arabuluculuk eden Osmanlı Mebusan’ındaki vekillerin durumunu anımsatırcasına. Ne haddine demek gerekmez mi?
Bedel ödemekten korkan bir hükümet, sürekli bedel ödeyen bir millet var.
Türkiye’nin güçlü bir silahlı kuvvetleri var, uluslar arası ilişkilerde terörü konuşurken ordusuna güvenen, gücünü hatırlatacak bir siyasi iradeye ihtiyaç var.
Baykal soruyor; “Türkiye’nin gücünü ortaya koyacak siyasi iradeyi hükümet neden gösteremiyor. Ne var? Engel nedir? İçerden mi, dışarıda mı? İçerden mi elimiz kolumuz bağlı, dışardan mı? Nereden bağlı?”
Bu sorular, çok ciddi sorulardır.
Ve bir o kadar da vahim!
Başbakan İngiltere’de, ortak ticaretin artmasını, Türkiye’de bir İngiliz üniversitesi açılmasını konuşuyor. Dışişleri Bakanı da, Irak’ta.
Şehitler toprağa veriliyor, millet ayakta, tepkili.
Hükümet, toplumsal psikolojiyi olumsuz etkileyecek yayınların engellenmesi buyruğunu RTÜK’e gönderiyor.
Hiç değilse burada kafalar karışmamalı.
Teröre karşı milyonların tepkisi, dünya siyasi arenasında Türkiye’nin caydırıcılığının en önemli göstergesidir.
AKP, milli politika üretmek için bir platform oluşturmak zorunda.
AKP’nin de RTE’nin de yararına, her şeyden öte memleketin yararına.
Mahir Öztürk



