BİZ VE ÖTEKİLER
Her günün sonunda içimizden birileri başka birileri için ötekileşirken, biz ve ötekiler ayrımı toplumun içinde daha çok genişliyor. Her seferinde demokratikleşme, yeni toplum, yeni bir hukuk düzeni için tartışıyor olmamız gerekiyorken, “biz ve ötekilerin” ayrımında, ayrıştığımız kutuplarda, kendi çevremizde yarattığımız cephelerde ideolojilerimiz için tartışıyor hatta kavga ediyor hale geldik. Neredeyse her gün toplum hayatımıza veya siyasal düzenimize etki edecek farklı çevrelerden sansasyon haberler, iddialar gündemimize yerleşirken bütün bunları tartışıyor görünüyoruz ama aslında yaptığımız sadece öfke içinde güç ve ideoloji mücadelesinden başka bir şey değil.
Bu topraklarda geçen yüzyıllara dayanan tarihimizde her bir sorunun kökeni için farklı bir milat, farklı bir olay verebiliriz. Aleviler’in, Kürtler’in, Rumlar’ın, Ermeniler’in, Yahudiler’in var olan sorunlarına baktığımızda hepsinin farklı bir miladı, farklı bir dönüm noktası var aslında. Daha düne kadar bizim bizden başka dostumuz yok, bizi bizden başka kimse anlamaz derken gerçeklerin aslında tam da böyle olmadığı zamanla anlaşılmış oldu.
Zamanla anlaşıldı ki bizim en çok sorunumuz kendimizle yani ötekileştirdiklerimizleymiş. Bu topraklarda süregelen yüzlerce yıllık geçmişimize bakarak sorunlarımızın kökenini derinlerde arayabilir kendi kendimize yeni açmazlar yaratabiliriz. Çünkü “bizler” tarihten kendimizi haklı çıkaracak ne kadar tozlu sayfa bulabiliyorsak eminim “ötekiler”de kendilerine tozlu sayfalar bulabileceklerdir. Geçmiş her zaman tartışmaya açılabilir ve üzerine yargılara varılabilir. Ancak eğer illaki bir suçlu ve bir haklı aranacaksa eminim birileri daima huzursuz ve mutsuz olacaktır.
Cumhuriyetimiz, genç yaşına rağmen ardı ardına ihtilalleri, muhtıraları, onlarca devrim yasasını gördü. Asılan başbakanını, bakanlarını, devrim çocuklarını, sokaklarda birbirini vuran gençleri gördü. Ardı ardına Asala, PKK, Hizbullah terör örgütleri ile mücade etti. Neredeyse her beş senede bir büyük ekonomik kriz yaşadı, yıllarca enflasyonla mücadele etti. Kıbrıs’a Barış Harekatı düzenledi, komşuları ile farklı tarihlerde savaşın eşiğine geldi. Cumhuriyet’in kısa tarihi pek çok ülkenin kaldıramayacağı kadar yıpratıcı olaylarla geçmiş. Tarih sayfalarına bakarak yorumlar yaparken aslında aradan geçen bunca zaman ve olaydan sonra görüyoruz ki ne ötekiler için biz eski biziz ne de bizler için ötekiler bizim bildiklerimiz. Toplumumuz yıllar geçtikçe daha çok edilgen kalarak propagandacıların, gündelik siyasetin dalgalarının etkisine daha çok giriyor. Gündelik hayatın tüm etkilerine açık kalan toplumumuz ise bu edilgenliği ile her türlü siyasi ve ideolojik akımın etkisinde sürüklenmeye, sürüklenirken de birbirine çarpıp zarar vermeye başlıyor. Bütün haklarına sahip çıkan sorumlu bir seçmen davranışı eksikliğinde gündemi meşgul eden tartışmalar da belli grupların istediği yönde gelişiyor.
İçimizde barındırdığımız etnik, kültürel zenginlikleri kabileci bir zihniyete indirgediğimiz , dini gündelik hayatımıza tarikatlar düzeyinde yaşadığımız sürece komşumuzdan bizi yöneten siyasetçilere kadar ötekileşmeye, birbirimize yabancılaşmaya devam edeceğiz. Toplumumuzun bütün bu yabancılaşma hastalığı içinde içimizde umutlanmamızı sağlayan bir çok neden elbette var. Bunun yanı sıra atalarımızdan kalma önyargılarımızdan kurtulmamız, toplumun sorunlarına çağdaş yorumlar getiriyor olmamız gerekiyor. Birlikte huzurlu bir şekilde yaşayabilmek için birbirimize saygı duymayı da öğrenmemiz gerekiyor.



