Kürtçe (?)
RTE 36 etnik demişti ya, bununla ilgili geçen gün yazdığım “RTE’nin Alt Kimlik Merakı” başlıklı yazıya Kanada Ottava’dan bir yanıt geldi. Tarık Bey diyor ki, “Değerli Mahir, Bizim yaşadığımız Kanada tamamıyla karışık, akla gelebilecek her turlu insanin bir mozaik seklinde oluşturduğu bir ülke. Buna rağmen hiç bir başkan çıkıp da (RTE in dediği gibi) şu kadar milletin karışmasıdır gibi bir laf etmemişlerdir. Yine bildiğim kadarıyla hiç bir Avrupa ülkesi -ki o kadar çalışan yabancı vardır- kalkıp ta böyle bir laf etmemişlerdir. Teşekkürler, Tarık”
Anlayana…
Bir de o yazıda "Devletin dili Türkçedir” değiştirilemez anayasa maddesi bile eleştiriliyor. Devletin dili mi olur?” deniyor demiştim.
36 etnik dediniz mi, arkasından ana dilde eğitim hakkı geliyor. Kürtçe televizyon, okul vesaire vesaire…
Kürtçe bir dil mi? Lehçe mi?
Ben yıllarca Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da kamu görevlisi olarak çalıştım. Köylülerle çokça konuşurdum. Derlerdi ki, “biz Zazaca konuşuruz, Kurmançice konuşuruz, Soranice konuşuruz. Zazaca, Soranice, Kurmançice konuşanlar bile bir biriyle anlaşamaz. Her bölgede farklı farklı konuşulur.”
O yürekli, misafirperver insanlar işte böyle derlerdi.
Nedeni, coğrafyanın özelliği, tarihin derinliklerinden gelen göçebe toplum olma özelliği idi. Kürt lehçeleri hiçbir dönemde ne Osmanlı’da ne cumhuriyet döneminde yasaklandı.
Osmanlı döneminde Kürtçe ile ilgili olarak araştırma yapması istenen Çarlık Rusya’sı Erzurum Başkonsolosu Aleksandr Jabanin 1856’da Rusya’ya şu raporu gönderir. Raporda; “Kürtçe’de 8307 sözcüğün olduğu, bu sözcüklerden 3080’inin Türkmence, 2640’ının eski Farsça, 2000 kadarının yeni lisanda Arapça olduğu… Asıl Kürtçe olabilecek 300 kadar sözcüğün ise Türkçe kalıntılar olabileceği..” belirtilmektedir.
Grameri yok, kuralları yok…
Edebi eser yok doğru dürüst sözlük yok… Emperyalistler bölge halkını bütünden koparmak için işbirlikçilerini vasıta yapıyorlar. Deniyor ki, Kürtçe sözlüğün olmayışı kimin suçu? Evlerde bile Kürtçe konuşmak yasaklandı. Bu doğru değil? Onlar, ne yazık ki Türkçe’yi öğrenememiş insanlardı. Her yerde, mahkemelerde bile kendi lehçelerinde tercüman aracılığı ile dertlerini anlatırlardı. Hangi yasak!?
Kürtçe madem bir dil, Öcalan neden Türkçe konuşur, Türkçe kitap yazar?
Bir dil yaratmak çabası oldum olası emperyalistlerin hedefi olmuştu. Dil yaratmak kolay mı?
Fransızlar Irak’ı işgal ettiğinde enstitüler kurdular, Kürtçe yaratmaya çok çalıştılar, hala uğraşıyorlar…
Bütün bunlara rağmen Ord. Prof Bene Landsberger, 1937’de Kürt dilinin Türkçeyle benzerliklerini açıklıyor. Ünlü Türkolog A. Von Gabain ve L. Roszonky, Kürtçe’nin eski Türkçe ile ilgisini ortaya koyuyor.
Kürtçe’nin başlı başına bir dil olmadığı, bir lehçe olduğu; İran’da yaşayanların Farça, Irak’ta yaşayanların Arapça, Türkiye’de Türkçenin etkisinde bir suni ağız olduğu nedense hiç dillendirilmiyor.
Aşiret isimlerinin bir çoğu Türkçe isimlerdir.
Türk tarihi incelendiğinde geçmişte bir çok Türk boyunun Hıristiyanlaştırıldığı; Gagavuz, Yakut, Hazar Türkleri gibi dinleri ve kimlikleri unutturularak Musevileştirildikleri, Bulgar Türklerinde olduğu gibi Slavlaştırıldıkları unutulmamalıdır.
Benzer durumun Kürtler üzerinde yaratılmak istenmediği ne malum.
Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan çizgide kültürel benzerlik vardır. Örneğin dışarıdan empoze edilen, Kürtlerin Milli Bayramı olarak kutlanan “Nevruz”; Farsça bir sözcüktür. Türkçe karşılığı “Yeni Gün” anlamına gelmektedir. Kaşgarlı Mahmut Divan-u Lugatit-Türk’de “Yeni Gün”ü İlkbahara giriş olarak kutlandığı anlatılmıştır.
Sözün Özü; Kürt’le Türk birdir.
Kürt’le Türk’ü birbirinden ayırmaya çalışmak emperyalizme hizmet demektir.
Atatürk’ün Nutuk’ta, “ Diyarbakır, Bitlis, Elazığ vilayetlerinde İstanbul’dan idare edilen Kürt Teali Cemiyeti vardır. Bu cemiyetin maksadı… İngiliz himayesi altında bir müstakil Kürdistan teşkili hakkındaki propaganda ve taraftarları bertaraf edildi. Kürtlerle Türkler birleşti” tümcesiyle belirttiği durum yeniden sahnededir. Aktörler değişmiştir. Dışarıdan idare edilen partiler, örgütler, Amerikan mandasında Kürdistan hayal etmiyorlar mı? Haritaları bile yayınlanmadı mı?
Bir fark var! Propaganda ve faaliyetleri bertaraf edebilmek için irade yok.
İcazetle gelende irade olur mu?
Dışarının tavsiyeleriyle Türk ve Kürt bir olur mu?
Yazık olmuyor mu bu ülkenin güzel insanlarına?
Suni ayrılıklarla birbirine karşı kışkırtmalarla, sözde demokrasi ve insan hakları kandırmacasıyla…
Emperyalist, demokrasiyi ortadan kaldırma savaşı veriyor, demokrasi adına…
İnsan hakları deyip, insanın yaşama hakkını bile elinden alıyor…
Kimin çıkarına?
Çok uluslu şirketler ve işbirlikçileri olağan üstü karlar açıklıyor…
Mahir Öztürk



