60. Hükümet Programı (5)
Programda ele alınan bir diğer önemli başlık enerjidir. Enerji ile ilgili hükümet görüşü, “Enerji politikamızda ana unsur, enerji arz güvenliğidir. Elektrik üretim ve dağıtımında özel sektör katılımının sağlanması, rekabetin oluştuğu işleyen bir piyasanın oluşturulması, tedarikçi ülkelerin çeşitlendirilmesi ve enerji üretiminde azami oranda iç kaynak kullanarak ithalata bağımlılığın azaltılması temel önceliklerimizdir.” Tümcesiyle ifade edilmektedir.
Enerji konusunda, Avrupa da bir takım çalışmaların içindedir. Avrupa’da enerji politikaları, yabancı şirketlere kapalıdır. Türkiye’deki enerji arzını kontrol etmeyle ilgili hevesleri de bilinmektedir. Durum böyle olunca…
Programda yer alan, “özel sektörün yatırım yapmasının önündeki engeller kaldırılacaktır” tümcesi derin kaygılar yaratmaktadır.
Enerji de mi yabancılaşak?
Programda, “Yurtiçinde karayolu taşımacılığına yüzde 90 düzeyinde bağımlı hale gelen ulaşım sistemimizin bu haliyle sürdürülebilmesi artık mümkün değildir” ifadesi, ne yaman çelişkiyi ifade etmektedir.
Beş yılda
Programda, “Demiryollarında; hızlı tren çağını başlatmak, mevcut sistemi yenilemek, yeniden yapılanmayı sağlamak, özel sektörün dinamizmini demiryollarına aktarmak” denilmektedir.
İlk iktidara geldiklerinde trenin hızını artırdılar, tren devrildi, 32 can aldı.
Şimdi demiryollarını da satacak bunlar!
Programda yer alan, “Denizcilik sektörü de iktidarımız döneminde altın çağını yaşamış, bir çok proje hayata geçirilmiştir” sözcükleri, ister istemez mahdumların gemiciklerini hatıra getirmektedir. Yakalara takılan gemicikler!
Programda, “İlk kez bir ‘Kırsal Kalkınma Stratejisi’ hazırlanmıştır” ifadesi ise tereddütle karşılanması gerekir. Çünkü bu aslında bir kırsal borçlandırma projesidir! Herhalde, “koalisyon gelirse faizler artar, batarsınız diyebilmek için”
Nitekim hükümet, tarım kredilerini 19 kat artırmış olmakla övünmektedir.
Programda, “iktidarımız, Tarım Stratejisi Belgesi’ni hazırlamış ve “Tarım Çerçeve Kanunu”nu başta olmak üzere tohumculuk, depoculuk, toprak ve arazi kullanımı, tarım sigortası, organik tarım, üretici birlikleri ve kırsal kalkınmayı destekleme alanlarında gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır” denilmektedir.
Programda, “Barajı bitirilen projelerin, sulama ve bakım kısmını özel sektörün yatırımına açacağız” denilmektedir.
Tohumculuk yabancılaşmıştır!
Köylünün suyu da yabancıya pazarlanacak demektir.
Yerli ırkların ıslahı, meraların ıslahı…
Kırk yıldır ıslahıyla uğraşılır, bir türlü başarılamamıştır.
Programda, “Küçük ve orta ölçekli işletmeler ile esnaf ve sanatkarımız ekonomik ve sosyal yapımızın omurgasını teşkil etmektedir. Bu kesimin güçlenmesini hayati derecede önemsiyoruz” denilse de, iflas edip kepenk kaptan esnafın sayısı hiç göz önüne getirilmez. Esnafın 17 kat fazla borçlanması, marifetmiş gibi bir övünç vesilesi edilir.
KOBİ’lerde ise borçluluk; dikkatinizi çekmek istiyorum; tam seksen kat artmış!
Programda, “Geleneksel sektörlerde faaliyette bulunan firmalarımızın markalaşma çalışmaları ile eş zamanlı olarak teknik alt yapısından insan kaynaklarına, yönetişim sistemlerinden marka yönetimi ve pazarlamaya kadar, tüm yeteneklerini uluslararası standartlara ulaştırarak rekabet güçlerini artıracağız” ifadesi kullanılmıştır.
Nasıl?
Üretimde…
Markalaşmada…
Pazarlamada…
Nasıl bir politika, rekabet gücünü yaratır?
Ekonomi politikaları bağımlı hale getirilmiş ülkelerde, bağımlılığı artıran politikaların devamı sömürgeleşmeyi getirir. Dünyadaki bütün örnekler bunu gösterir.
Rekabetin haksız olduğu bilinen dünya da, rekabetin standardından bahsetmek söz konusu bile olamaz.
Çok uluslu şirketlerin vahşi rekabetinin gerçekleri karşısında, ulusal politikalara dönülmesi tek çıkış yolu gibi görünmektedir.
Markalaşma, insan kaynakları, yönetişim sistemi, standartlar, rekabet gibi süslü kavramlarla oyalanmak yerine, kendi gerçek markalarımıza sahip çıkmak gerekir.
Nedir bu markalar; tekstildir, borakstır, neptumyumdur, petroldür, sudur, fındıktır, pamuktur, çaydır, tütündür, şekerdir…
Sahip çıkmak varken, neden peşkeş çekilmektedir?
(Devam edecek)
Mahir Öztürk



