Çölaşan’ı Neden Harcadılar?
Son yazısında kamuoyunun dikkatini çekmek isteyen Çölaşan, İslamcı bir dergide mide bulandıran makale ve karikatürler üzerine yazmış
Anıtkabir’in kapısına kilit vurulmuş, tavanına çakılı altı ok resmi.
Altı okun, her bir okunun anlamını iğrenç sözcüklerle betimlenmiş.
İstifra ettirecek kadar çirkin sözcükler; tekrarlamak içime sinmiyor.
Ne gazeteciliğe ne dinimize yakışıyor.
Altı ok belli; laiklik, cumhuriyetçilik, devrimcilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik.
Çölaşan’ın yazısı; Atatürk düşmanı bir derginin işi hangi boyutlara vardırabileceğini göstermesi bakımından önemli.
Tekrar edilemeyecek kadar çirkin sözler.
Düşmanlığın derecesini ifade ediyor.
Çölaşan soruyor; savcılar nerede?
Atatürk’e küfür etmek serbest!
Yeni demokrasinin gereği…
Böyle bir şey olabilir mi? Ne yazık ki oluyor.
Daha tuhafı, daha ilginci; bu yazısı Çölaşan’ın Hürriyet’teki son yazısı oluyor.
Çölaşan kovuluyor!
Ya da bir başka ifadeyle; Çölaşan, istifaya zorlanıyor.
İslamcı medya böyle ifşa edilir mi?
İslamcı medyayla, Aydın Doğan medyası kol kola…
Zaten bekliyordum; ne Hürriyete yakışıyordu Çölaşan, ne Çölaşan’a yakışıyordu Hürriyet…
Hürriyette bir tür çok seslilik komedisi yaşanıyordu, bir orta oyundu sergilenen.
Şimdi saflar yerli yerine oturacak.
Herkes ideolojisi doğrultusunda yazacağı bir alan bulacak.
Egemen medyanın alternatifi mutlaka doğacak.
Sadece Çölaşan için, Bekir Coşkun için gazete alanlar, Hürriyet’i almaktan vazgeçecek.
Çölaşan, Coşkun gibi dürüst, namuslu, vatansever, Atatürk ilkelerine bağlı yazarlar hadi bir gazete çıkarın, özgürce yazın, güvenerek alalım. Var mısınız?
İdeolojiler öldü diyen bir yeni ideolojinin etkisi altında dünya.
Yeni ideoloji, egemenliğini ilan etmiş.
Neo-Liberal bir akımdır dayatılan.
Amerika öncülüğünde.
Kendisinin bir ideoloji olduğunu gizleyerek…
Yeni demokrasi akımı diye takdim ediyorlar, küreselleşme…
Önünde kimse duramaz, haşmetine kimse karşı koyamaz.
Manzara öyle gösterilse de, 15 Ağustos 2007 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki “ABD Roma gibi çöküşe gidiyor” başlıklı haber bir başka şey söylüyor. Dayatılan yeni ideolojinin de, demokrasinin de adeta çökmekte olduğunu haber veriyor.
Habere göre; ABD’de Sayıştay görevi yapan kurumun başında bulunan David Waller “sürdürdüğümüz politikalar, bütçe açıkları, sağlık sistemindeki sorunlar, yasa dışı göç ve ülke dışındaki askeri eylemler nedeniyle ABD’nin yanan bir zemin üzerinde yürüdüğünü” belirtiyor.
Waller, “ABD’nin izlediği yol ile Roma İmparatorluğunun yıkılmaya doğru gittiği son dönemin dikkat çekici, bir biçimde benzediğini, bu benzerliklerin ülke içinde etik değerlerin ve sivil siyasetin gerilemesi, ülke dışında kendisine aşırı güvenme ve aşırı ölçüde askeri güce başvurulması olarak” ifade ediyor.
Soruyor Waller; “tarihten ders alınması zamanı gelmedi mi?”
Amerika içten içe çürüyor; ideolojisiyle birlikte…
Amerikan ideolojisini dayatmaya devam edenler, saflarını belirliyor.
Demokrasileri, Çölaşan’ın yazdıklarına bile katlanamıyor.
Yolsuzluklar, densizlikler, haksızlıklar… örtülmeli!
Günlük hazlar, eğlence, vur patlasın çal oynasın…
Uyutma, uyuşturma…
Düşünme!
Senin yerine düşünen var!
Yaygın medyanın verdiği mesaj bu ise, düşünenler de var!
Daima olacaktır, olmuştur.
Çölaşan’ın istifaya mecbur bırakılmasını bir kere daha düşünelim isterseniz.
Çölaşan neden harcandı?
İsterseniz, bir düşünelim; onların bağımsız, dürüst, namuslu bir yeni gazete çıkardığını...
Almaz mısınız? Almaz mıyız?
İki tane alırım, üç tane alırım diyenler var…
Mahir Öztürk



