Gül Çankaya Yokuşunda
Seçimlerden sonra Gül’ün yeniden aday gösterilmesiyle birlikte medyada tartışma başladı.
Aslına bakarsanız tartışma değil, Gül’ün hakkıdır, Gül layıktır, Gül’den iyisi mi bulunacaktır muhabbetleri.
Ekranların mikrofonu çevirdiği kişiler, sözleşmiş gibi aynı tarzda görüş belirtiyordu.
Kriz falan çıkmamalı, Gül, Cumhurbaşkanlığına çıkmalı!
Demokrasinin gereği!
Uzlaşma kültürü!
Önerilen, adaya itiraz etmemekle sağlanacak uzlaşmadır benzeri yorumlar.
Uzlaşma; bir pazarlığın sonunda bir ortalamada anlaşmak değil midir?
Satıcının belirlediği fiyattan almak, kabullenmektir.
Gül’ü kabullenin diyorlar.
RTE, birkaç aday çıkacak demişti.
AKP merkez karar organı toplantısından aday Gül’dür kararı çıktı.
Kararla ilgili basında haberler, ne iyi, ne güzel, aferin biçiminde yer aldı.
Ertesi günde Gül’ün basın açıklaması… Adayımmm!
Tamam, RTE çıktı söyledi;”Gül adayımızdır”, “özü ve sözü birdir!”, “Huzursuzluk tohumları ekmeyin.”
Kriz çıkar mı?
MHP; “kriz çıkarmayacaklarını” beyan etti.
CHP’nin tavrı, “Gül’e itiraz biçiminde”
Medya, CHP aleyhinde” kriz çıkarandır” biçiminde bir kampanya sürdürüyor.
Aslında kriz, aday isminde ısrarın kendisi değil mi?
Piyasalar krize girdi.
Ne güzel seçim öncesi borsa tatlı tatlı yükseliyor, döviz, faiz düşüyordu.
Birileri aman haaaa… AKP’ye oy verin ki kriz çıkmasın, başkasına verirseniz kriz çıkar borcunuza büyük faizler gelir.
Denmemiş miydi?
AKP % 47’yle geldi!
Cumhurbaşkanı adayım Gül’dür dedi.
Dünya basınında kriz çıkar haberleri yer alıyor.
12 Nisan, 27 Nisan bildirilerinin orada durması, arkasından yapılan açıklamada bildirilerin arkasında durulduğuna dair görüş bildirilmesi…
Herkeste bir tedirginlik duygusu yaratıyor.
Bir müdahale olabilir mi?
Açık veya örtülü sorulan soru şimdi bu:
Gül’de de aynı kaygı olmalı ki, açıklamasında; “Laiklik prensiplerini korumak için ne gerekiyorsa yapacağım… Türkiye Cumhuriyeti Anayasası bizim kılavuzumuz olacaktır. Anayasanın temel ilkeleri ilk dört maddesinde yazılıdır. Türkiye Cumhuriyeti laik, sosyal hukuk devletidir. Bu ilkleri korumak ve güçlendirmek temel hedefim olacaktır. Milletin birliği bütünlüğünün, bölünmezliğini sonuna kadar korumak için çalışacağım. Bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağım… Kurumların hassasiyetlerini gayet iyi biliyorum” dedi.
Bu açıklama samimi mi?
Bu meziyetlere haiz birisi, böyle bir açıklama yapma ihtiyacı duyar mı?
Sezer, Demirel, Özal Cumhurbaşkanı seçilirken böyle bir açıklama ihtiyacı duymuş muydu?
Bu sözler öze uygun sözler mi?
Özü örtmek için seçilmiş sözler mi?
Çankaya yamacında çok kavşak vardır; kırmızı ışıklar, yeşil ışıklar.
MHP’nin oylamaya katılacağız, aday da çıkaracağız açıklamasıyla, Gül’ün adaylığa cesaretlendirilmesi birlikte yürüdü.
Bir kavşak; bir yeşil ışık…
RTE’den, “birkaç aday olabilir!” bir turuncu ışık.
Medyadan alabildiğine destek; “Gül aday olmasaydı karizması çizilirdi, sakıncalı siyasetçi olurdu”, iyi ki oldu, olması gerekirdi açıklamaları bir başka yeşil ışık.
Yamaç dik, başka kavşaklar var!
12 Nisan, 27 Nisan orada duruyor.
Bu kavşaklar nasıl geçilecek; işte merak konusu budur.
Başkomutan, 30 Ağustos resepsiyonunda nasıl bir görüntü verecek.
Yüksek mahkemeler, YÖK ve benzeri kurumlar nasıl bir görünüme bürünecek?
Bizin parkın kaysı gölgesinde, 98’lik Mehmet Amcam bile, “ne anlıyorlar bu Gül’den, neden ısrar ediliyor?” diye soruyordu.
Cevabı siz verin.
Yokuşu tırmanıyor Gül!
Mahir Öztürk



