Nerede Hata Yaptık* - Eskişehir Haber

Nerede Hata Yaptık*

Nerede Hata Yaptık*
Yayınlama: 11 Ağustos 2007 Cumartesi - 1.111
A+
A-

 

 Seçim sonuçları muhalefet partilerinde deprem yarattı. “Biz hatayı nerede yaptık” bunu konuşalım. Bir öz eleştiri yapalım tartışmaları sürüyor.

ADD’de bile bir tartışma başlamış; Mitinglerden beklenen sonuç bu değildi, ADD neden kontrolü elinden kaçırdı? Hatayı nerede yaptık?”

 “Nerede hata yaptık” irili ufaklı hemen tüm partilerin gündeminde.

İktidarın bunca hatasına rağmen % 47 oyu nasıl aldı. Muhalefet nerede hata yaptı?

Önce durum tespiti; Dış destek, tarikat, cemaatler, başörtüsü istismarı, nohut, mercimek paketleri, kömür çuvalları…

Tamam! Bu konuda herkes hemfikir…

İktidar partisi propagandada her imkanı kullandı. Bir akıl tutulması yaşandı. Kabahat seçmende dendi.

Muhalefete oy veren seçmen ise, “kabahat, propaganda yapmayan siyasi partilerde” demekte.

İzmir’de yaşayan bir öğretmen, “Partinin Bornova ilçe başkanına başvurdum, propaganda da yardımcı olmak isterim, görev verir misiniz dedim, bana, böyle bir projemiz yok, sandık görevi verelim dediler. Onu gençlere verin dedim” diyor.

Burdur’da bir emekli yüksek okul öğretim görevlisi, benzeri bir görevin kendisine verilmesi için parti il yönetiminden bir arkadaşına başvurmuş, yanıt alamamış.

Benimsedikleri parti adına, gönüllü olarak yüz yüze propaganda yapmak için görev talep eden iki aydın vatandaş örneği.

Seçmenle yüz yüze propagandayı kim, hangi siyasi parti yaptı?

Şimdi partilerde bir iç hesaplaşma başladı; “Bizim noksanımız neydi? Nerede hata yaptık?”

Vatandaş da soruyor, “Neden böyle oldu?”

Tehlikenin farkında çoğu kişi de, çözüm, çare nedir arayışındaydı.

Demokrasilerde her şeye rağmen çözüm de çare de yine siyasette.

Vatandaş, akıl yürütüyor;Mevcut halin sorumlusu milletvekilleri...

Milletvekillerini biz seçmiyoruz ki. Seçim kanunu değiştirilmeli.

Ekonomiyi bağımlılıktan kurtarılmalı!

Bağımsız olan ne kaldı?

Milletvekili adaylarını lider belirliyor. Millete kazanacak diye ilan edilen partilere oyunu kullanması kalıyor. Vatandaş, iktidar ve muhalefet partisini belirliyor sadece. Kendisini vekilini seçmiş kabul etmiyor . Hal böyle olunca da kaldır parmak, indir parmak.

Milletvekilleri liderine bağlı.

Lider, kullanılan mı?

Dış ilişkiler, ekonomik kriz tehditleri, kur, faiz, borsa indi çıktıları…

Reform baskıları…

Çok uluslu şirketlere sağlanmış kolaylıkların daha da artırılması ricaları…

Birisinin “süpürme, kullan” mesajını özel ulak danışmanıyla iletmesi…

Liderlerin de çoğu öyle veya böyle bağımlı…

Medya satılmış, bağımlı. Sivil toplum örgütleri, proje desteklerinden yararlanmış, bağımlı.

Fakir fukara, garip guraba, nohut torbasına, kömür çuvalına bağımlı, farkında değil.

Partiler, arayışını sürdürüyor, “Nerede hata ettik”

Siz hata etmediniz!

Hata etmek için, bir şeyler yapmak gerekirdi, yapmadınız, yapamadınız.

Yüz yüze propagandayı sadece AKP yaptı.

Bağımsız kalabilmiş siyasi partiler şunu yapabilmeliydiler.

Bir Propagandadan sorumlu genel başkan yardımcısı ve buna bağlı bir uzman komisyon.

Bu komisyona bağlı, belirli sayıda propaganda grupları; köylünün derdinden anlayan, araştırma yapan, il örgütlerinde teşekkül edecek propaganda gruplarına örnek olan.

Köylere kadar yayılan görerek öğrenmiş uzman propaganda kadroları. Birbirinden öğrenen, birbirine öğreten siyasilerin örgütlenmesi sonucu yetkin, etkin, sorumluluk sahibi kadrolar oluşturulamaz mı?

Böylece sayıları binlerle ifade edilen propagandist...

Örneğin, kamu yararına olmayan bir kanun çalışması sırasında köyden kente, yüz binlerce, milyonlarca mektubun milletvekillerine gönderilmesini sağlayamaz mı?

Kadro olmayınca, propaganda olmuyor, propaganda yapılmaya çalışılsa da fayda

sağlamıyor. Yaygın ve sürekli propagandayı AKP dışında hiçbir parti etkili bir şekilde yapamadı.

Propaganda uzun soluklu, devamlı, sonuç getirici olmak zorunda değil mi?

Bunun için kadrolara ihtiyaç vardı.

Zaten propaganda da bir haksız rekabetle karşı karşıyaydı muhalefet partileri.

Medyanın propaganda desteği vermediği siyasi partiler böylece propagandadan bütünüyle mahrum kaldılar. Propagandasız siyaset olur mu?

Bir vatandaş sorumluluğu içinde bir propaganda dosyası hazırladım, DSP’ye sundum. Genel Sekreter Masum Türkel, “ilgileneceklerini” söylediler. Umudum ilgilenecekleri yönündedir.

Kendisini aydın gören her vatandaş; bağımsızdır; görüşlerini yakın olduğu siyasetle paylaşmalıdır diye düşünürüm. Bir vatandaşlık görevi…

Siyaset kaderimizi belirlediğine göre, siyasete küsmek yerine, tesir etmenin yolunu aramalıyız. Bir tanesi etki etmeyebilir, yüzlercesi, binlercesi, on binlercesi; kim, etkisiz kalır diyebilir?

Her gün internette sayısı belirsiz düşünce akıp gidiyor, kahvelerde, lokantalarda, iş yerlerinde her yerde, insanlar bir araya gelip tartışıyor. Neden kaderimizi belirleyen siyasetle düşüncelerimizi paylaşmıyoruz.

Düşünceleri siyasetle paylaşmak her aydın vatandaşa düşen bir görev değil mi?

Sorumlulukta payımız yok mu?

Yanıtı duyar gibiyim, siyasetçi vatandaştan uzak.

Doğrudur siyasette, vatandaşla bağ kuracak kadrolar ne yazık ki yok.

Her siyasi partinin vilayetlerde başkanları var. Var! Ama onların görevi temsil! Partiyi değişik çevrelerde zaten temsil ediyorlar.

Propaganda ise başka bir şey, uzmanlık ister; propaganda yapılacak sınıflara göre farklı, beklentilere göre ayrıntılı yanıt ister, güven ister… Yaygınlık ister; binlerce propagandistin faaliyetini gerektirir. Süreklilik ister; bitip tükenmez enerjiyi gerektirir.

Siyasi parti bu güveni verebilirse vatandaşa, o vatandaşta bir propagandistin etkisinden daha tesirli propaganda yapar.

Bence temel mesele, propagandadaki haksız rekabettir.

Çarelerini siyasi partiler bulacak mı, merak ettiğim budur.

Önümüzdeki seçimler dört yıl sonra yapılacak olsa bile, propaganda için bu zaman dahi dardır.

Geçen seçimde kaybeden siyasi partiler, hata yapacak bir şey yapmadı ki…

Aslında, hatalı da olsa, bir şeyler yapılmalı!

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024