Türk Düşmanlığı - Eskişehir Haber

Türk Düşmanlığı

Türk Düşmanlığı
Yayınlama: 10 Haziran 2007 Pazar - 1.101
A+
A-

Yıllardır bilinçli olarak Batı’da yaygınlaştırılan Türk düşmanlığı kaygı verici bir boyuta yükseldi.

Kafamızı kuma sokup, gerimiz açıkta, Batı hayranlığına devam.

Ağzınla kuş tutsan beyhude…

TÜSİAD kayıtsız şartsız AB’ci görünüyor.

AB’den gelen hor görmelere, aşağılamalara bahane buluyor, diyor ki; “Kimi ülkeler ve liderler iç siyasetteki ihtiyaçları uğruna, Türkiye’yi rencide etmekten, her iki taraf açısından da stratejik önem taşıyan bir projeye zarar vermekten kaçınmayan bir tutum sergilemişlerdir.”

Neden AB’li liderler Türkiye’yi rencide etme ihtiyacı duyuyor?

AB kamuoyu “Türk düşmanlığı”na şartlandırılmış.

Türkiye’de Batı hayranlığı...

En büyük Türk dostu olduğu anlatılan Bernard Lewis’in bir kitabını okudum. Türk Tarih Kurumu tarafından 2004 yılında basılmış. Adı, “Modern Türkiye’nin Doğuşu”

Hayretler içinde kaldım bu nasıl bir dostluk?

Kim bu  Bernard Lewis?

1916 doğumlu, Yahudi kökenli, Bush’un danışmanı. Osmanlı arşivini karıştırmış bir Osmanlı uzmanı. Paris, Londra, Amerika’da Princeton üniversitelerinde hocalık yapmış. Birçok kitap yazmış. 1993 yılında Le Monde gazetesine verdiği demeçte “1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir soykırım olmadığını” söylemiş. Vay söyleyen sen misin Paris Mahkemesi basmış cezayı; 1 Frank!

Dost bilmişiz Lewis’i. Dahası var oysa…

Hani kamuoyunu gerçek dışılığa inandırmak için araya küçük doğrular serpiştirilir ya, Lewis’in yorumları da sanki öyle.

Lewis, 11 Eylül’de uçak çarptırarak, gökdelen çökerten operasyondan sonra Batı’da İslamofobinin yayılması için özel bir çaba göstermiş.

28 Temmuz 2004'te Alman Die Welt dergisine verdiği mülakatta; “Yüzyılın sonuna kadar Avrupa'ya İslam hakim olacaktır... Avrupa Arap batısının, Magreb'in bir parçası haline gelecektir” demiş.

Lewis konuşmalarında, “İslam ile Hıristiyanlığın sürekli çatışma halinde olduğu, Müslümanlara güvenilemeyeceği ve onlarla yapıcı diyaloga girmenin yararsız olduğu” görüşünü ileri sürmüş.

Lewis’i daha iyi anlayabilmek için onun “Modern Türkiye’nin Doğuşu” kitabını okumak gerek; fikir vermesi için bir bölümü aktaralım:

“17 Ekim 1797 Cambo Formio anlaşmasıyla Venedik Cumhuriyeti topraklarının paylaşılmasıyla yeni bir evre başladı. Bu anlaşmanın beşinci maddesi uyarınca, Fransız Yunan adalarıyla Arnavutluk ve Yunanistan’ın bitişik kıyılarındaki eski Venedik topraklarını ilhak etti. Osmanlı İmparatorluğunun geleneksel müttefiki Fransa onun komşusu olmuştu… Çok geçmeden Mora’dan endişeli raporlar gelmeye başladı… Osmanlı Yunanistan’ındaki asiler ve muhaliflerle birlikte çalışması ve Mora ile Girit’in ilhakı için Fransız planları hakkında raporlar (gelmeye başladı) 1 Temmuz 1798’de İskenderiye’ye Fransız çıkartması ve bundan sonra Fransızların Mısır ve Filistin’deki faaliyetleri… (Fransa ile geleneksel dostluk alt üst olmuştu.) (S;68) 30.000’den daha az bir Fransız ordusunun Mısır’ı fethetmekte ve üç yılı aşkın bir süre yönetmekteki çabuk ve kolay başarısı ve Mısır’ı yöneten Fransızların gösterdiği hoşgörü ile sempati Türkleri etkilemekten geri kalmadı… Brune, Ruffin ve Sebastiani Babıali’de Fransız nüfuzunu yeniden kurmaya çalışırken, yeni bir Türk elçisi Mehmet Sait Halet Efendi 1802-1806’ya kadar Paris’te hizmet gördü. Halet inanmış bir gerici idi ve Batılı her şeyden nefret ederdi. (S;70) 1806 Ağustos’unda Sebastiani İstanbul’a döndü ve Babıali’yi hem Rusya hem de İngiltere’ye karşı savaşa sokmayı başardı. Geniş ölçüde Sebastiani’nin ve bir çok Fransız subay ve gönüllüsünün enerjik müdahalesi sayesinde bir İngiliz deniz filosunun İstanbul’dan püskürtülmesi, Fransız büyükelçisine Babıali nezdinde görülmemiş bir itibar sağladı… Fransız nüfuzunun üstünlüğünün İslam duygularını incitmesi oldu. 1807’de III. Selim halloldu… Bu olaylardan bir yıl kadar sonra İmparatorluk vakanüvisti Ahmet Asım Efendi, 1791 – 1808 yıllarının vakayınamesini yazdı; Asım, İmparatorluğun eski askeri gücünü tekrar kazandıracağını umduğu reformları tasvip eder ve ilginç bir pasajda, Rusya’nın Batının bilim ve tekniğini almak suretiyle nasıl zayıflık ve barbarlıktan bir büyük devlet durumuna yükseldiğini anlatır. Fakat o, (Buraya dikkat) Hıristiyan devletleri İslamlığın kökleşmiş düşmanı sayan ve onlarla anlaşmalardan ancak kötü sonuçlar çıkabileceğini düşünen koyu bir Hıristiyan düşmanıdır.(S;72)”

Bu yorum, bu üslup Türk dostu bildiğimiz Lewis’e aittir.

O dönem, İngiliz, Fransız, Rus işgal, isyana teşvik, sömürünün yaygınlaştığı dönemlerdir. Devletler sömürgelerini genişletmek için her türlü yöntemi uygulamaktadır.

Ne Osmanlı’da ne de cumhuriyet döneminde Hıristiyanlık düşmanlığı; hiçbir zaman bir program olarak, bir devlet politikası olarak, basında propaganda olarak görülmüştür.

Gerek Osmanlı’da gerek Türkiye Cumhuriyetinde her zaman Hıristiyanlık saygı duyulan bir din kabul edilmiştir. Aksine Batı’da; basının propagandası olarak sürdürülen Türk-İslam karşıtlığından, okullarında Türkler hakkında verilen olumsuz eğitimden, dostça olmayan siyasi dayatmalardan anlaşılacağı üzere ancak Müslüman – Türk düşmanlığının varlığından söz edilebilir. Söz konusu yazarın yukarıda tarih yorumu olgulara nasıl maksatlı yaklaştığını gösterir, İslamofobinin yayılmasındaki öncülüğünden de bu anlaşılabilir.

Ne deriz biz; bir türlü Batı’ya kendimizi anlatamıyoruz.

Neden şu soruları sormayız? Batı bizi dinliyor mu? Anlamak istiyor mu? Yoksa önyargılı mı?

Osmanlı tarihi, belgelerden izlendiğinde, Osmanlı uzmanı tarihçi Bernard Lewis’in zorlama yorumları gibi yorumlanamayacağı görülür. Emperyalist saldırı Tanzimat’la birlikte başlayıp en ince taktikleri uygulayıp, Osmanlının parçalanması ve yok edilmesi planını başarıyla uygulamıştır.

Yegane başarısızlıkları Mustafa Kemal’le başlayan milli mücadeledir.

1919-1938 arasında Batı Türkiye’ye karışamamış, 1939’da, Atatürk’ün vefatından sadece 4.5 ay sonra Türkiye- Amerika arasında yapılan ikili anlaşmayla başlayan süreç sanki İkinci Tanzimat dönemini başlatmıştır.

Tarih tekerrür etmeyecektir. Milli mücadele işgalden önce başlayacaktır.

Çünkü bu toprakların her karışı şehit kanıyla sulanmış, sulanmaktadır.





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024