İzmir Mitingi
Kimilerine göre Gavur İzmir, önceki gün dü, al bayraklarla donandı. Cumhuriyet mitinglerinin artan görkemi, coşkusu bu kez öz be öz Türk İzmir’de yaşandı.
Tandoğan, Çağlayan, Gündoğdu
Cumhuriyet mitinglerinden korkanlar, saptırmaya, korkutmaya çalışanlar var.
İzmir’de bir gün önce bomba patlattılar, onlarca yaralı ve bir de can alan…
Ne yaparlarsa yapsınlar korkutamadılar, korkmaya başladılar.
İstiklal marşı saygı duruşuyla başlayan mitingden…
Biriken büyük gerilimin, kaygının, istikrarsızlığın demokratik yoldan en güzel ifadesiydi…
Tepkiyi dile getiren, aynı zamanda siyasi çözümü de öneren.
Çoğunluk orta sınıftan insanlar.
Çocuklarına ancak nitelikli eğitimle istikbal sağlayacak anneler babalar, paralanmışlar, çocuklarını en iyi okullarda okutmuş, meslek sahibi etmişler. Kimi mastırlı, kimi doktoralı işsizler.
Kadrolaşma, kamplaşma, kayırma önlerinde en büyük engel.
Devlet küçültüle küçültüle ancak yandaşlara iş sağlar hale getirilmiş. Özel sektörde kadrolaşmanın etkisinde. Sosyal güvence yitmiş. Çalışma süreleri uzatılmış.
Yaşantısının bozulacağını gören milyonlar…
Laiklik
Tam bağımsızlık
AB-D dayatmalarına karşı sloganlarla kendini yeniden bir kere daha ifade etti.
Kimi televizyonlar yine mitingdeki milyonlara gözlerini kapattı.
Kimi satılmış ekranlardan, ucuza kapatılmış profesör unvanlılar.
Darbe, muhtıra türü laflarla sanki demokrasi tehlikedeymiş gibi, asıl tehlikeyi saptırma gayretkeşliği gösterenler, ekranlarda miting görüntüleri eşliğinde, mitingin verdiği mesajı tersinden okumaktaydılar.
Küreselleşmenin denklemini özümsemeyenler içine kapanacaklar türü ifadelerle…
Küreselleşme iklimi gibi kavramlarla
Milliyetçilik siyasi sermayedir laflarıyla
Mitinge katılanların AB’ye itirazı yoktur. AB değerlerine bağlı insanlar.
Paradoks yaşanıyor demekteydiler.
Asıl paradoks = Çelişki AKP’dir.
AB’nin ulusal çıkarlara aykırı dayatmalarına kolaylıkla peki diyen bir parti…
Aynı zamanda sosyal yaşam özlemiyle, Avrupa’yla çelişen…
Miting kendini ifade ediyor, onu vermiyor satılmış medya.
Mitingte ne mesajlar veriliyor, konuşmacılar ne diyor, hiçbir ipucu yok. Yazık o ekranlara. Halkı doğru ve dürüst bilgilendirmemekte hala direniyor.
Bir profesör diyor ki Demokrasi hayat memat meselesi bunun için güvenliğini orduyla değil, demokrasiyle verecek.
Hızını alamasa bu hoca, orduyu terhis edelim de diyecek.
Nitekim bir cümlesi şu; bu kalabalıkların üzerine düşen gölge 27 Nisan’dır.
Bilgilendirmeyi, muhtıra olarak gösterenler, her fırsatta da dillerinden düşürmeyenler. 12 Mart, 12 Eylül’de neredeydiler. Hani, Amerikalıların bizim çocuklar dedikleri darbeciler, küreselleşmecilerdi. Sola karşı bir darbeydi. Solu darbeci gösterme gayreti içine giren bilim adamı kimliğinde kişiler var. Demokrasinin kısıtlandığı zaman bir tek rahmetli Ecevit demokrasiyi savunmuştu.
Bu sefer Türk Silahlı Kuvvetleri internet sitesinden yaptığı uyarı açıklaması son derece önemliydi. Gerekliydi. Çünkü TSK güvenliğimizden sorumlu...
Türkiye asıl sivil darbelerle karşı karşıya kalırsa vahim sonuçlar doğabilir.
Askeri politikanın içine çekmek için sağdan soldan karşılığı verilmeyen sözleri ulu orta sarf edenler büyük bir haksızlık yapıyor. Belki de kışkırtıcılık görevlerini yerine getiriyorlar. Kim bilir?
Bilemiyoruz.
Darbeler, genellikle küresel güçlerin eseri değil miydi?
Yeni bir küresel durumla karşı karşıya Türkiye...
Asıl sivil darbeye dikkat etmek gerekir.
Hitler de sivil darbeyle iktidara gelmişti.
Demokrasiyi kullandı, demokrasiyi yıktı, faşist diktatörlüğü getirdi, soykırım yaptı.
İran’daki rejim değişikliği de benzer şekilde demokrasi kullanılarak yerleşti.
Turuncu renkli darbeleri bir anımsayalım isterseniz
Demokrasi amaç olmaz, araç olarak kullanılırsa.
O zaman amaç başkadır!
Amaç başka olunca da demokrasi aracı sıklıkla kullanılacaktır.
Demokrasiyi onun için ağızda sakız yapmamalı.
Neden mitinglerde milyonlar laiklik, bağımsızlık, sosyal adalet, hak vurgusu yapıyor?
Çünkü zaafa uğrayan bunlardır.
Mahir Öztürk



