Birleşme! - Eskişehir Haber

Birleşme!

Birleşme!
Yayınlama: 3 Mayıs 2007 Perşembe - 1.060
A+
A-

Halk Ankara’dan, İstanbul’dan sesini yükseltti.

Sırada İzmir var.

İzmir’den ne diyecek binlerce bin dirilmiş kıtalar?.

Birleşin!..

Kimler ve nasıl birleşecekler. Temel sorun budur şimdi.

Merkez sağ ve merkez sol kendi arasında mı birleşecek?

Birleşme bir el ele, kol kola yürüyüş şeklinde mi olacak, bir potada eriyişle mi sonlanacak?

Binlerce bin dirilmiş kıta; sağı ile, solu ile bölünmüş bütün siyasi unsurlarıyla orada değil miydi?

Verilen mesajlardan biri de; Atatürk’ün yoluna yeniden dönmek, demokrasiyi rayına oturtmak için birleşmek değil miydi?

Meydanın sesi sandığa nasıl yansır? Temel soru budur. Bu sorunun cevabını siyasi partiler verecek elbet.

Baykal, “tek çatı altında toplanırsak sorun kalmaz” diyor.

Doğrudur, çatı CHP, Atatürk’ün partisi olmalıdır diyenler çok sayıda.

Birleşme, bir eritme ile mi sağlanacak yoksa kol kola bir karışım mı olacak?

Baykal diyor ki; kapıları kapat gel!

Arkasından birleşme bütünleşme diyor.

Seçimlerden önce birleşme kurultayları toplansın, birleşme böyle sağlansın.

Bir uyum içinde olunacaktır deniyor.

Birisi Atatürk’ün partisi, diğeri Atatürk’ün yolunda bir parti...

Kulağa hoş gelse de, baskın seçimin yaratacağı sakıncalar var. Böyle bir birleşmeye partiler hazırlıklı mı? Kurultayların toplanması kolay mı?

Daha kolay yollar var.

El ele tutuşmak, kol kola yürümek…

Böyle bir yürüyüş partiler arasında kaynaşmanın iklimini, sıcaklığını yaratabilir.

Potada erimek, eritmek yerine, zamanın akışına bırakarak sarsıntı yaratmadan kaynaşmayı sağlayabilir.

Baskın seçimde pratik çözüme esas olan kol kola yürüyebilmek değil midir?

Geçtiğimiz belediye seçimlerinde işbirliğine gidilebilseydi yerelde yaşanan bu hezimet olur muydu?

Belediye seçimlerinde işbirliği yaratılmış olsaydı bu gün birleşmenin, bütünleşmenin daha sağlıklı değerlendirmesi yapılabilirdi. Ne yazık ki olmadı bu tecrübe yaşanmadı.

Birleşme; iş birliği, güç birliği şeklinde olması daha iyi niyetli, daha kolay, daha pratik, daha birleştiricidir.

Baykal, son olayların zafer kazanmış komutanı edasında görünüyor.

Erdoğan ve Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirmedik havasında.

Elbette seçilmemelerinde payları var.

Ama Tandoğan’ın, Çağlayan’ın payı var.

Mumcu’nun da payı var.

Pay kapma arayışında olmamalı Baykal.

Baykal diyor ki, DSP’lileri CHP’den parlamentoya taşıyıp ardından ayrılmalarıyla tekrar yaşamını sürdürecek, siyasi ve etik açıdan doğru değil. Ekliyor, geçmişte SHP ve HADEP’in işbirliği yapması doğru sonuç vermedi…

O işbirliği baştan aşağı yanlıştı.

O yanlışta bir bakıma payı olan kişi değil miydi Baykal?

Kötü örnek!

Hiç HADEP’le DSP kıyaslanabilir mi?

Cumhuriyet Halk Partisi Cumhuriyeti en çok savunan parti görünmesi, Demokratik Sol Partinin ise en ağırlık verdiği konulardan biri halkçılık.

Cumhuriyetle halkçılığın kol kola yürümesi ne güzel olur.

Biri diğerini potada aceleye getirerek eritmemeli.

Geçmişte SODEP - Halkçı Parti, YTP-CHP birleşmeleri oldu. Seçmen bu birleşmeleri doğru bulmadı. İstenilen sinerjiyi (görevdeşliği) yaratmadı.

Baykal diyor ki, DSP’nin parasında pulunda gözümüz yok. Ecevit’i seviyorum. Bir vakıf kuralım Ecevit’in büstlerini yapalım.

Önemli olan, Ecevit’i sevgiyle anmak, büstlerini yapmaktan öte ilkelerini yaşatabilmektir.

En başta halkçı olabilmektir.

Cumhuriyetçi CHP, Halkçı DSP birlikte kol kola yürüyün bir kere.

Kol kola yürüyüşle sağlanacak birliktelik, kim bilir belki Cumhuriyeti halkçılıkla bütünleştirir.

Tandoğan’ın, Çağlayan’ın istediği de bence budur.

Mahir Öztürk

 





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024