Ulusa Sesleniş! - Eskişehir Haber

Ulusa Sesleniş!

Ulusa Sesleniş!
Yayınlama: 1 Mayıs 2007 Salı - 1.184
A+
A-

Tandoğan, Genelkurmay hatırlatması, Çağlayan…

Büyük bir rahatsızlığın ifadesiydı…

Mitinglerden halk haykırıyor, “hükümet istifa” diye.

Ve 1 Mayıs Mitingi!

Hop oturuyor hop kalkıyor Türkiye.

Anayasa mahkemesinin vereceği karar…

Dün haber kanallarında flaş, flaş…

“Başbakan ulusa seslenecek!”

Ulusa seslendi başbakan…

“İstiklal mücadelemiz” dedi, girdi söze, “kanıyla, canıyla, dişiyle, tırnağıyla verdiği destansı İstiklal Mücadelesi’nden alnının akıyla çıkmış, Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerini atarak, dünya sahnesinde yerini almıştır.”ifadesiyle tamamladı cümleyi.

Cumhuriyetin ilk yıllarına ait yokluğun yoksulluğun pençesinde bir manzara çizdi.

Nereden nereye? O günlerden bugünlere!.. Demeyi de ihmal etmedi.

Neyle geldiniz bu günlere?

Genç Türkiye cumhuriyeti İlmi hür, irfanı hür, vicdanı hürdü. Şu devlet bu devlet hiçbirisi karışamazdı genç cumhuriyete.

Türkiye Bağımsız olduğu için kalkınmıştı.

Bu gün Türkiye’nin bağımsızlığı tehlikede…

Ulusa seslenişinde 1923’le 2007’yi kıyaslıyor başbakan!

Gayrisafi milli hasıla, Kişi başı milli gelir vesaire…

O günlerde, uçak fabrikaları, şeker fabrikaları, dokuma fabrikaları, Demir çelik… Fabrikalar kuruldu,  kuruluyordu bir bir. Kurtuluşun en civcivli zamanında Zonguldak Kömür Madeni’nde çalışan işçiler askere bile alınmadı, üretim durmasın diye.

Cumhuriyet bağımsızdı. Borç almıyordu Türkiye. Osmanlıdan miras Düyunu Umumiye yi ödüyordu. Köylüyü milletin efendisi yapmak istiyordu.

Başbakan nereden nereyeli hikayelerde…

Dış ticaret, ihracat karşılaştırması yapıyordu 23’le

Oysa cari açık; Cumhuriyetten bu yana verilenin toplamından fazla verdi. 

Cumhuriyetin kuruluşunda doktor sayısı, hastane, okul sayısı, süt üretim miktarı, telefon abone sayısı, otomobil sayısı… karşılaştırmaları.

Böylelikle sözde sahip çıkılıyor Cumhuriyete. Hafiften şark kurnazlığı sezinliyorum.

Kim inanır?

İyi de muhterem, nüfus kaçtı o zaman? Ne kadar borç alındı?

Nüfus on kat artmış. Rakamlar büyüyecek elbet.

Başbakan dağıtılan sadakadan söz etmedi bu sefer.

Borçlanmadan Cumhuriyet, sadece üretimle kalkınan, kalkınma hızında dünyanın üç ülkesinden biri olan bir Türkiye’yi yaratmış.

Bu gün başbakana göre dünyanın en güçlü ekonomileri arasındaymışız. Kişi başı 5477 dolar. İhracat doksan milyar, milli gelir dört yüz milyar dolar.

Başbakan İthalattan, açıktan, borçtan söz etmiyor.

“Borç yiğidin kamçısıdır” değip ata binmiş dolu dizgin gidiyor. Kulakları tıkamış, uyarlılara kulak asmıyor, haykırışları işitmiyor. Yalakalar etrafı sarmış.

Başbakan, “Biz, bu seviyeleri asla yeterli görmüyoruz” naraları atıyor.

At ürktü! Başbakan düşecek! Bir de çifte yemese!

Bölücü akımlardan, terörden, toprak satışlarından, AB kararlarından hiç söz etmiyor.

Deniyor ki, Telekom, Tüpraş, Petrol Ofisi, madenler, topraklar yerinde duruyor.

Ortadoğu’da, Balkanlar, Kafkaslar’da yerinde duruyor. Oraları bir zamanlar Osmanlı topraklarıydı. Nasıl gitti?

Osmanlı sadrazamları, nazırları, paşaları “değişim” diyorlardı. Bilerek, bilmeyerek önce ticaret anlaşmalarında tavizler verdiler, sonra ekonominin kontrolünü ellerinden kaçırdılar. Sonra borçlandılar. Borçlardı Osmanlıyı batıran.

Başbakan, Cumhuriyet döneminin bugün küçük görünen sayılarıyla, bugünün sayılarını karşılaştırıyor. Kıyaslama doktor sayısıyla, otomobil sayısıyla olur mu?

Cumhuriyet başarısını ilkelerinden almıştı. Cumhuriyetin ilkelerinden hangisi kaldı?

Cumhuriyetin ilk yıllarında topyekûn kalkınma vardı. Şimdi kalkınan bir avuç azılık… Oğullar kızlar, eş dost, TÜSİAD’lılar…

Kalkınamayan, kaygılı olan milyonlar, meydanlardan haykırıyor.

Başbakan bir şey konuşmuyor, sessiz! Grup toplantısını bile yarına erteledi.

Ulusa seslendi bir kere daha.

Binbir gece masallarının tekrarından ibaret…

Başbakanın ulusa seslenişini dinledim; hamaset, populizm, reklamlaaar…

Uyuştum, uyumamak için zor tutum kendimi.

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024