Ben de Oradaydım
8 Nisan’da bir miting yapıldı Ankara’da.
Adı, “Milli Egemenlik Mitingi”
Bazı televizyonlar görmezden gelse de, bazıları binlerce kişiydiler, yirmi bin kişiyi miting alanına getirdi Sezer dese de…
Kimi aristokratlar “ne lüzumu” vardı lafı etse de…
Oradaydım…
Lüzumluydu…
“Milletin Efendisi” 200.000 kişi oradaydı.
Alana giremedi çoğu. Alanlar almadı…
Ellerindeki pankartlarla “Bilmiyorsun Atanı, Kaça sattın Vatanı”, “Ampul dendi balon çıktı”, “Ha Gayret Türkiye DSP Geliyor” diye haykırıyorlardı.
Meydanda binlerce turuncu balon vardı. Bunlar istikrar balonlarıymış…
Şişirilip şişirilip salınan balonlar, salınıverdi. İpini koparan balonlar önce gökyüzüne yükseldi, binlerceydi, küçüldü küçüldü ve patladı. Salınan istikrar balonlarıydı, patlayanlar da. Turuncu turuncu balonlar.
Mitinglerle büyüyen, mitinglerde AKP balonlarını patlatan tek parti DSP…
Satılmış basın, sözde anketler görmezden gelse de…
Bir gün öncesi gece yarısı Burdur’dan yola çıktık, irili ufaklı yirmi otobüsle. Otobüste kumanyalar dağıtıldı. Bir somun ekmek, bir parça peynir, helva… İçimizden biri bu “Tayip’in helvası mı” dedi, gülüştük. Neşeyle koştu 8 Nisan mitingine insanlar.
Sabahın erken saatlerinde Tren garı meydanında toplandık. İstanbul özel trenle gelecekmiş Ankara’ya. Sanki İstanbul’dan gelen Cumhuriyet treniydi. Cumhuriyet Treni gibi karşıladık İstanbul’dan gelenleri.
Sabahın o saatlerinde on binlerceydik.
Duyuru yapılıyordu parti otobüsünden, “arkadaşlar, daha yürüyüş başlamadı!”
Yürüyüş başlamıştı, sığmıyordu insanlar meydana.
Ellerinde bayraklar, on binlerce işçi, köylü, emekli… Milletimizin gerçek efendileri… Bu toprakları alınlarının teriyle sulamışlardı. Bu ter kokulu topraklar, babalarımızın dedelerimizin kanlarıyla sulanan topraklar babalar gibi satılıyordu.
Hele bir Zonguldak grubu vardı ki, disiplin içinde yürüyen, birlikte hareket eden… Görülmeye değerdi. Ne yazık hiçbir kamera göstermedi. Gösteremezdi. Kameralar tatildeydi. Kameralar, AKP balonuna gaz vermekle görevliydi.
Alan doldu taştı. İstikrar balonları uçtu, patladı.
Sezer, mitingde;
“Ampul dediler, balon çıktılar, balonları patladı…”
“Çankaya senin için tekin değil, Atatürk’ün koltuğuna oturamazsın, oturamayacaksın, buradan yüz binler haykırıyor, Çankaya’nın havası seni çarpar” diye seslenen Sezer, “hani attan düşmüştün” hatırlatmasıyla sanki “attan düşmüşten beter olursun” demeye getiriyordu.
Satılmış medyanın belediyeden, başbakanlığa üfüre üfüre şişirdiği zatı muhtereme hitaben Sezer, “bu cumhuriyetin, bu toprakların, Başkentin, Çankaya’nın sahibi var” dedikten sonra, “sahibi sizlersiniz, hatta üfür üfür şişirilen balonu patlatacak olan sizlersiniz” diyerek iki yüz bin olmuş, meydanlardan taşmış, milyonlara, milletine sesleniyordu.
Sezer başbakana, “hesabını kitabını yabancı başkentlere göre yapma sayın başbakan. Gözlerini başka yere çevirme Başbakan… Boş bakma başbakan… Boşbakanlık yapma başbakan… Çünkü bu Türk milleti seni yere çalacak. Türklüğü küçülterek büyümek istediğin için yere çalacak. O Kurban olduğunu reklâm ettiğin ayyıldızlı bayrak seni çarpacak.” sözleriyle son uyarılarını yapıyordu.
Sezer mitingde, “Sen hiç kendi bayrağına bağlı olduğunu ilan vererek duyuran bir Başbakan gördün mü? Yeryüzünde senden başka bu cins bir başbakan var mı ?” diye soruyordu.
Sezer, başbakanın yolun sonuna geldiğini şu cümlelerle ifade ediyordu; “Deniz tükendi artık… Deniz Bey bile senden umudu kesti. Seni Başbakan yaptığına pişman olduğunu ilan etti. Artık ondan da bir fayda yok senin için. Çare halkta. Çare bu meydanlarda…”
Gönül şunu istiyordu, Deniz beyle kol kola olup, alıp al bayraklarımı meydanlarda milyon olalım. Turuncu renkli balonları birlikte patlatalım… Deniz Bey kapris yaptı.
Sezer, “Fakir insanları azarladın, ülke topraklarını pazarladın, yavrunu sevindir tertibinden oğluna gemi aldın, bağırıp çağırıp küfrettin, korumana bile senden cacık olmaz dedin, seni ampul sananlar yandı, aydınlık yerine karanlık saçan garip bir balon oldun…” diye haykırıyordu.
Mitingde binlerce turuncu balon patladı…
Cumhurbaşkanımız Sayın Ahmet Necdet Sezer’in nasıl seçildiğini de anlatan Sezer, yeni Cumhurbaşkanının da uzlaşı ile seçilmesi gerektiğini belirtti.
Bir milli egemenlik mitingi böyle tamamlandı. Sıra 14 Nisandakinde, milyon olmaya var mısınız?
Mahir Öztürk



