Sendika mı? Attım! - Eskişehir Haber

Sendika mı? Attım!

Sendika mı? Attım!
Yayınlama: 30 Mart 2007 Cuma - 1.422
A+
A-

İki kelimeden ibaret, “sendika mı? Attım!” İşçilerin hayatını karartan…

Bu sefer Burdur Belediye şirketinde yaşandı…

Geçenlerde parkta çayımı yudumlarken masama gelen gençten birisi “oturabilir miyim baba” diyerek karşıma oturdu.

Şaşırdım!

“Ben belediye işçisiyim, şirkette çalışıyorum. Belediye işçilerinin çoğunu şirket işçisi yaptılar 400 lira veriyorlar. Öteki belediyelerde 600 alan, 750 alan var. Sendikalı olalım dedi arkadaşlar. Şirket, sendika mı? Atarım hepinizi işten diyor. Sendika bizim hakkımızı arayacak. İşten çıkmak daha kötü. Sen ne dersin?”

Çare birlik olabilmek, çare işçiden yana partilere oy vermek dedim. Sendikaya üye olmalısın diyemedim ne yazık ki? Büyük sorumluluk.

            Oysa işçinin sendikalı olması demokratik bir hak… Demokrasinin de gereği.

İşveren belediye ile ilişkili olsa da işçilerin sendikalaşmasını istemiyor.

Birkaç gün sonra tesadüfen, meydanda toplanmış bir grup gördüm. Yaklaştım, konuşmacının son konuşmalarını duyabildim. Konuşan DİSK bölge temsilcisi Recep Koç’muş. Çıkartılan belediye şirket işçilerinin geri alınması için belediye başkanından talep ettikleri randevuyu yineliyordu.

            İşçiler üzgün, anneleri yanlarında; bir anne haykırıyordu, “oğlum evlenmek istiyordu, kira yüzeli bin, evlendiremiyordum. Şimdi aç mı kalacağız?..”

Sendika yetkililerin yanında Belediye meclis üyesi Avukat Mehmet Öztürk vardı.

Bu gün Öztürk’ün yanına uğradım; işin aslı nedir?

Ismarladığı çayı yudumlarken uzun uzun anlattı.

Önce bir küçük sitemle girdi söze; “Abdullah Baştürk’den almıştım ben vekâletnameyi hayatım işçi hak arayış davalarına bakmakla geçti. Neden bana haber verilmedi, neden haberim olmadı?” Sorusu, anladığım kadarıyla sendikaya, işçilere idi…

Demişler ki sen belediye meclis üyesisin belediye aleyhine davalara bakamazın!

Belediye başkanının bu gün yerel gazetelerde açıklaması vardı. “Ben işçi çıkarmadım, işçiyi çıkaran şirket”

Önemli bir çelişki değil mi?

Belediye şirketleri doğrudan ilişkileri olmasa bile endirekt bir ilişki var.

Mehmet Öztürk’ün anlatımlarından aktaralım;

Belediyenin kadrolu işçileri varmış bunlar sendikalı imişler. Sendikalarını yeni AKP’li başkan gelir gelmez değiştirmişler. İşten atılmayalım düşüncesiyle.

Belediye şirketlerindeki işçiler ise sendikasız…

Belediye hizmetleri özelleştirmeyle şirketlere devredilmiş. Şirketler, işçileri bir veya iki yıllık sözleşmeyle ve asgari ücretle işe alıyormuş. Sosyal hak yok, kazanılmış hak yok. Şirket rahatlıkla seni işten çıkarıyorum diyebiliyormuş.

Açlığa mahkûm bırakan bir ücretle birlikte iş güvenliği de olmayan bu işçiler çareyi sendikalaşmanda görmüşler.

Bunu öğrenen şirket yöneticileri hemen sendikalaşmak fikrini ortaya atan işçilerden dört beş kişiye yazı ile iş akitlerine son verildiğini bildirmiş.

Bunun üzerine işçiler ve sendika yetkilileri meydanda toplanarak belediye başkanına çağrı yapmış, işçileri geri alın, diyaloga girelim…

Daha sonra başkanla konuşulabilmiş; Başkan işçileri ben çıkarmadım, sendikaya üye olabilirler, zam veremeyiz, Bimtaş işçileri bu koşullarda aldı demiş.

Ya asgari ücretle çalış, ya da işsiz kal!

Bu kadar basit…

Parkta karşılaştığım belediye işçisinin söylediği, “Ankara’ya yazmışlar, işten çıkarma onayı bekliyorlarmış” sözünü aktardım Avukat Öztürk’e

Toplu işten çıkarma için onay isteniyor olabilir diyerek, İş Kanunu kitabını açtı ve 29. maddeyi okudu.

Madde; İşveren, toplu işten çıkarma için otuz gün önceden, işyeri sendika temsilciliğine, bölge müdürlüğüne, Türkiye İş Kurumu’na bildirir diyor.

Toplu işten çıkarmada en az on kişinin işten çıkartılması gerekiyor.

İşveren dokuz işçiyi rahatlıkla işinden edebiliyor.

Belediye işçilerinin işe iade davası açma hakkı varmış.

Belediyeler, kurum işçilerine ödedikleri kıdem zamlarından, sosyal haklardan, ücret zamlarından kaçmak için belirli hizmetleri özelleştiriyormuş. Böylelikle belediyeler düşük işçi ücretiyle tasarruf, şirketler tatlı kar sağlıyormuş. Hizmetlerin ihale vasıtasıyla şirketlere devri ile en az işçi ücreti ödeme keyfiyetine kavuşuyorlarmış

Hiçbir sosyal hakkı olmayan, güvencesi olmayan insanlar.

Meydanda toplanmış hüzünlü bir işçi grubu…

Başı yazmalı ablamın gözünde yaşlar…

Daha fazla hüzün, daha fazla kar, bunu verimlilik diye satanlar var.

Mahir Öztürk





Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar

Diğer Yazıları

Copyright © 2024