RTE´nin Grup Konuşması
Önümüzde Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler var.
RTE’nin en önemsediği iki konu bu olmalı.
Bu güne kadar Cumhurbaşkanlığına kimin ya da kimlerin aday olacağını başarıyla gizlediler.
Şeffaf siyaset erbapları...
Basında hep RTE’nin adaylığı tartışıldı veya tartıştırıldı…
Çıkarsa köşke RTE, ne olurdu AKP? Asıl AKP’lilerin kafalarındaki soru bu olmalı...
Bu soruya henüz yanıt bulamadıkları anlaşılıyor.
Nereden bu yargıya varabiliriz?
Önce, son grup konuşmasındaki RTE’nin söylediği sözleri anımsayalım.
RTE daha konuşmasının daha başında, parti teşkilatı, Meclis grubu ve hükümet olarak birbirini tamamlayan bütünlüklü bir siyaset oluşmasına özen gösterdiklerini belirtiyor. Hiçbir kesimin gönlünü kırmak istemiyormuş, yönetme üslubunu zaten basiret sahibi halkımız dikkatle takip ediyormuş.
Ne demek istedi? Konuşmanın şifreleri nedir?
AKP içinde farklı grupların, farklı anlayışların çatışmasından duyulan rahatsızlığın ifadesi mi? Grupları basiretli olmaya çağırarak köşke ben çıkacağım mesajı mı?
RTE yukarıya çıkmaya hevesli.
Millet çoğunlukla, onun oraya çıkmasını istemiyor.
8 Nisan’da, 14 Nisan’da mitingle sesini duyuracak.
Sonra, AKP içinde kim olacak kavgası.
RTE’nin uzlaşmaz, dayatmacı, ben bilirim havası.
Bir de diyor ki RTE, “Demokratik yönetimi açıklıkla, şeffaflıkla, katılımcılıkla eş anlamlı olarak görüyoruz.”
Hani nerede?
Millet soruyor; ali dibolar, Tanzimat kafasıyla çıkarılan yasalar, Atlantik ötesiyle yapılan gizli anlaşmalar, çiftçinin, esnafın, işçinin, memurun, emeklinin hali…
RTE’den bu sorulara tık yok!
Yaptığı, geçmişi eleştirmek!
Neymiş efendim; eskiden halkla göz göze gelmeyen, halkla aynı hizada yürümeyen bir devlet adamı ve siyasetçi anlayışı varmış.
Popülizmin dik alası.
Diyor ki RTE, “Türkiye’nin imkân ve kaynaklarını iki misline çıkardık”
Vatandaş soruyor; hani nerede, neden ben hissetmiyorum? Neden Türkiye büyürken ben küçülüyorum.
Diyor ki, “demokrasiyi ve hukuk devletini güçlendirdik.”
“Güven ve istikrar(!)”
Artık çantasını kaptıran, arabası çalınanlar, evi soyulanlar polise haber dahi vermiyorlar.
Kayıt dışı ekonomi, kayıt dışı istihdam, kayıt dışı asayişsizlik…
Nerede demokrasi, hukuk, güven ve istikrar?
Diyor ki, “ekonomi, uluslar arası ilişkiler”
Borçla tıpalanmaya çalışılan buharlı kazan. Ekonomi dedikleri bu değil mi? Verilen uluslar arası tavizler.
“Bürokrasiye, yerel yönetimlere dinamizm kazandırdık.”
Verilen tavizlerle, Ülkenin kaynakları pazarlanarak sağlanan imkânın geçici rahatlığında yerel yönetimlere aktarılan paralar, yaratılan ali dibolar…
Her alanda kriz var!
Krizi, karayı ak göstererek saklamaya çalışsa da, Muhalefeti kriz üretmek, gerilim üretmek, engel üretmekle suçlasa da… Yine de kriz var. Tarlada, çarşıda, tezgahta… Mecliste uyumlu bir muhalefet var.
Bir de RTE, “Bugüne kadar hani o maskeli, gizli ajandalı, kapalı kapılar ardında bir siyaset yolu izleyenler vardı ya biz onlardan olmadık” diyor.
Hemen aklıma, danışman Zapsu’nun okyanus aşarak “süpürmeyin, kullanın” dediği o skandal geliyor.
RTE konuşmasında belirttiğine göre, diğer başbakanlara göre 11.5 kat daha fazla dış ülkeleri gezmiş.
Dünyada gitmediği yer kalmamıştır her halde, maaşından şikâyet eden başbakan harcırahtan doğrultmuştur bütçesini.
Bunlar bir yana RTE, gezmekle gündem belirledim diyor!
Gündemlere bakalım:
Soykırımı kabul et. Ermenistan’a sınırını aç. 301’i değiştir. Kıbrıs’ı ver. Uyum yasaları çıkar. PKK ile uzlaş. Askerin etkisini azalt. Orduyu küçült…
Avrupa Birliğine katılım süreci diye kapalı kapılar ardında sürdürülen diyaloglarla…
Adım adım verilen tavizler.
RTE diyor ki, “bizim iktidarımız bugün olduğu gibi yarın da hesap verebilir bir iktidar olacaktır.”
Hemen akla şu geliyor; Acaba Köşke çıkmak, hesap vermekten kaçmak mıdır?
Bu kış sıcak geçti, bahara giriyoruz havalar daha ısınacak.
Mahir Öztürk



