Anekdotlarla Atatürk - Eskişehir Haber

Eskişehir Eğitim

Anekdotlarla Atatürk

Anekdotlarla Atatürk
Yayınlama: 10 Kasım 2022 Perşembe
A+
A-

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Uygulama ve Araştırma Merkezi (ATAM) Müdürü Doç. Dr. Volkan Marttin, Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili anekdot paylaşımında bulundu. ESOGÜ Kurumsal İletişim Uygulama ve Araştırma Merkezinin hazırladığı ESOGÜ Gündem programında konuşan Doç. Dr. Marttin’in seçtiği hatırat ve anekdotlar şöyle:

“…Fikirlerimi, duygularımı, düşüncelerimi anlıyorsanız ve biliyorsanız o zaman benim yüzümü görmüş olursunuz.”

1929'da elden ayaktan düştüğüne dair bir haber ortaya çıkınca halk merak ediyor ve o yılın Ağustos ayında Fethi Okyar’ın evine gittiğinde, halk Atatürk'ü görmek istiyor. O kadar büyük bir kalabalık Atatürk'ü görmek istiyor ki, Atatürk onlarla konuşmak için konağın kapısına geliyor ve bu sözü söylüyor: “Bakın, ben karşınızdayım ve benim yüzümü görmek değil, benim fikirlerimi, duygularımı ve düşüncelerimi anlamanız görmeniz gerekiyor.” Atatürk'ün devamında şunu da söylediğini biliyoruz. “Burada görün, işitin ve diğerlerine de işittirin ki bakın sapasağlamım ve milletimin hizmetindeyim.” Atatürk'ün millet sevgisi o hasta zamanlarında dahi her zaman dilinde, gönlünde.

Atatürk’ün Çalışma Sevgisi

Atatürk gençliğinden itibaren okumayı çok seven birisi, çocukluğundan itibaren eline geçen paranın yarısını kitaba veriyor ve o kitaplarla kendini geliştiriyor. Hayatının ilerleyen aşamalarında cephede kitaplar okuduğunu biliyoruz. Cumhuriyet’in ilânından sonra da Cumhuriyet’in kültür ve dil tarih konusunda ilerlemesi için liderlik gösteriyor. Hatta ve hatta 48 saat aralıksız çalıştığını söyleyen kimseler var. Hasan Rıza Soyak diyor ki “Atatürk bir gün Dolmabahçe'deyken onu ziyaret ettim; ayağını toplayarak okuma yapıyordu. Genelde bağdaş kurarak oturur diye bir anekdot da veriyor ve diyor ki “Ben onu okurken gördüm ve hakikaten onunla görüşmeden önce de sormuştum, Atatürk ne yapıyor? diye.” “Atatürk aralıksız okuyor. Bir ara şezlong'a uzandı, biraz da dinlendi ama okumaya devam ediyor, kütüphanesinde bulunuyor.” İşte Atatürk'ün o okuma sırasında Hasan Rıza Soyak'a söylediği şey: “Bu aralar okumalara devam ediyorum ve tarih kitabı okuyorum tarih kitabı o kadar sardı ki bırakamıyorum, hatta zaman zaman gözlerim yaşarıyor, gözlerimin yaşarmasına bir çözüm buldum. Tülbent aldırdım, tülbenti parça parça yaptım ve onlarla gözümün yaşını siliyorum ve okumama devam ediyorum.”

Tarih Dersinden Kaçan Öğrencilere Ne Dedi?

Bir gün okuldan kaçan üç tane öğrenci ile karşılaşıyor ve onlarla sohbet ediyor. “Ne yapıyorsunuz, burada izinli misiniz?” Onlar da izinliyiz diyorlar, kurtuluş olsun diye. “O zaman izin kağıdınız nerede?” diye sorduğunda bir tanesi doğruyu söylüyor: “İzin almadık, kaçtık.” “Peki neden kaçtınız?” “Tarih dersinden kaçtık” diyorlar. “Tarih dersini niçin bu kadar sevmiyorsunuz, niye kaçmak istediniz?” “Tarih dersi bize çok yabancı ve çoğu dili anlamıyoruz.” Atatürk’ün öğrencilere verdiği cevap şu: “Çocuk, biz bu dille ilgili çalışmaları yapıyoruz.” Atatürk'ün hayatı boyunca 1930'lu yıllarda yaptığı çalışmalara baktığımızda özellikle işte son yıllarında dil tarih kültür çalışmalarına yoğunlaştığını görüyoruz. Bu da milletten gelen bu talep üzerine, çünkü halkla aydın arasındaki o dil artık çok uzaklaşmıştı, Atatürk bu bağın kurulmasını istiyordu, çünkü o halktan milletten biriydi.

En Sevdiği Döviz

Karşılamalar sırasındaki en sevdiği, “Atatürk bizden biridir” dövizi. Bununla birlikte başka bir şey daha var onun çok hoşuna giden. Mersin'de bulunduğu zaman, her şey ters gidiyor, yani yöneticiler sakarlıklar yapıyor, işler planlandığı gibi olmuyor. Doktor Reşit Galip bir konuşma yapmak istiyor. Gerek yok ne konuşması diyor ama ısrar ediliyor ve sonunda bir konuşma yapıyor Reşit Galip ve diyor ki “Sizin ne kadar büyük bir insan olduğunuzu şuradan biliyoruz: Siz her zaman bu milletin bir ferdi olduğunuzu söylüyorsunuz ve bu milletin ferdi olmakla övünüyorsunuz. İşte sizin büyüklüğünüz buradadır.” Hakikaten de Mustafa Kemal’i zaman zaman yurt gezilerinde övmek isteyenler, O’nu Napolyon, Yıldırım ile daha büyük kimselerle karşılaştırmak istemişlerdir ve Mustafa Kemal hiçbir zaman bundan memnun olmamıştır. Milletin bir ferdi olarak milletini kurtarmış ve milletini seven bir insan olarak anılmak istemiştir ve bunu da her yolla yapmaya çalışmıştır. Zaman zaman cephede savaşmıştır; o savaşın nedeni milletin kurtarılmasıdır. Zaman zaman okullarda bir nefer gibi bir öğretmen gibi adeta bu milletin cahillikle mücadelesine destek vermek istemiştir. Kitaplar yazarak, yeni terminolojik terimler ortaya koyarak halkın yabancı kelimelerle boğuşmasına engel olarak halkı doğrudan bilgi ile bilimle bütünleştirmiştir.

Son Okuduğu Kitap

 Atatürk’ün son okuduğu kitap “Belleten”’dir. Afet İnan diyor ki; “Atatürk zaman zaman komadan çıkıyordu, biraz gözlerini açıyordu, doktorun izin verdiği kadar konuşuyordu, tarih çalışmaları ne durumda, arkeoloji çalışmaları ne durumda, diye soruyordu ve bulunan kazı malzemelerini yakından tetkik etmek istiyordu. Elindeki son kitap da Belleten Dergisi’nin 5. 6. cildidir ki; Türk Tarih Kurumunun bir yayınıdır bu. Atatürk ölüm yatağında dahi tarihten, arkeolojiden, bilimden, tarih biliminden hiçbir zaman uzak olmamıştır.

Bu ölüm yıl dönümünde bizim O’nu okumayla öğrenmeyle, bu millet için bir insanın neler yapabileceğini, nasıl gösterdiği ile almamız gerekir. İşte bu küçük anekdotlarla bunları dile getirmek mümkün. Bedenen aramızdan ayrılsa da ruhuyla, fikirleriyle, düşünceleriyle hep yanımızda. Her geçen gün haklılığını ispat eden bu fikir, düşünce ve yaklaşımla Atatürk'ü ölüm yıl dönümünde saygıyla, hürmetle yâd ediyorum.”  

'

Gönderen: journal



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2024