RAHMET KURNALARI: ÜÇ AYLAR
Rahmet kurnalarının ilki olan “RECEP” “Şehrullah”(Allah-ın Ayı) olması hasebiyle kulların, kedilerini bir anda Rablerinin sonsuz merhametinin tecelli ettiği kapısında buluverirler. Melaikeler mü’min kulları selamlayarak karşılarlar. Mü’minler oruçlu halleriyle bu selama karşılık verirler. Mü’minlerin bu halini imrenen melaikeler, Yüce Rabbimizin vaad ettikleriyle mü’minleri müjdeleyerek,mü'minlerin sevincini doruk noktaya taşırlar.
Günah bataklığında kaybolup bunalan ruhların arındığı bu mevsimde mü’min kul sevinmesinde ne yapsın. “Ey nefislerine zulmedip aşırı giden kullarım! Allahın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Allah bütün günahları affeder.” İlahi hitap karşısında mü’min kul, kırık dökük amelinden ziyade günahlarını Rabbsine itiraf eder. Boynu bükük bir halde günahlarının affını bekler. Melaikeler boynu bükük kullar için istiğfarda bulunup dua ederler. Bir ses, rahmet kurnalarına yaklaş, yaklaş ki Allah engin merhametiyle hem arıtsın hem de sevsin. Bu heyecana dayanamayan mü’min kul secdeye kapanarak Rabini tesbih eder. O anda Yüce Allahtan başka her şey silinmiştir. Kul, kul olmanın şuuruna varmıştır. Varlık alemi kendisine hizmet etmenin şerefini taşıyor artık. Kul, Allah’a hamt ederek O’nu sevdiğini itiraf eder ve sevdiği gibi sevildiğini de bekler.
Allah celle ve ala ey kulum!
Tarafımdan sevilmenin yolu Resulüme ittibadan geçer. İlahi sevgiye nail olmanın yolunu öğrenen kul durur mu?
Soluğu Peygamber Efendimizin kapısında alır. Kapıda şu ayeti kerimeyi okur; “(Resulüm!) De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.”
Başını avuçlarının arasına alır ve düşünür. Nasıl tabi olacağım. Sadece inandım demek yeterli olur mu?
Tefekkür halinde iken kendinden geçer. Kendini bir anda Peygamber Efendimizin huzurunda bulur. Huzuru saadette bulunan sahabelerin peygamber efendimizi nasıl dinlediklerine şahit olur. Peygamber Efendimizin mübarek ağızlarından çıkan her sözün onların hayatını nasıl etkilediğini ve yaşama uygulamak için nasıl gayret ettiklerini görür. Artık şunu anlamıştır, peygambere tabi olmak “kuranla yaşamak” ve “yaşayan kuran” haline dönüşmekle mümkündür. Gerçek saadetin anahtarını bulmuştur. Sevinci katlanarak artmaya başlar. Çünkü içinde bulunduğu zaman ve mekan çok önemliydi. Receple ektiği tohumu şabanla sulayarak ramazana varmanın heyecanını yaşayacaktır.
Peygamber Efendimiz(sav)in ; “Allah’ım! Recep ve Şabanı bize mübarek kıl ve bizi Ramazana kavuştur.” Duasının hikmetini anlamaya başlar.
Ahiret ticaretinin yapıldığı bu müstesna pazarda heybesini doldurmanın gayreti içinde olur. Ve bilir ki yapılan her hasenenin Recebi şerifte yüz, Şabanı muazzamda üç yüz ve Ramazanı şerifte bin ile karşılık bulduğudur. Kendi hayatında üç aylar ve mübarek gecelerin ayrı bir önemi olur. Artık farkında olarak yaşamanın gayreti içindedir. Allah’a ibadet etmenin hazzına varır. Ve gene bilir ki, inanarak ve aff olacağını umarak ramazanı ihya ederse; İşin nihayetinde Peygamber Efendimizin buyurdukları gibi anasından doğduğu gün ki gibi tertemiz olur. Ürünün hasat edildiği zaman, kulun bütün günahlardan arınması …
TÜM İNANANLARIN HAKKIYLA ÜÇ AYLARI İDRAK ETME TEMENNİSİYLE…



